Hasan Usta'nın günü sabah ezanıyla başlıyor. Yıllardır aynı heyecanla bakır kapları parlatan kalaycı, sabahları ocağını yakıp tezgâhını hazırlıyor. Ancak çevrede bu zanaatı öğrenmek isteyen bir genç bulunmaması onu hem üzmüş hem düşündürmüş.
Hasan Haykır, “Eskiden çocuklar sabah erkenden gelir, ‘bizi de al usta’ derdi. Şimdi kimse uğramıyor.” diyor.
Kalaycılığa İlgi Azaldı, Tezgâhlar Sessizleşti
Kalaycılık, bakır kapların sağlığa uygun şekilde kullanılmasını sağlayan köklü bir zanaat. Ancak günümüzde hazır mutfak eşyalarının artmasıyla birlikte bu mesleğe olan ilgi de azaldı. Hasan Usta’nın sözleri, birçok geleneksel zanaatkarın ortak sorununu yansıtıyor: “Her şey hazır olunca, el emeğine kıymet kalmadı. Ama kalaylı bir tencerede pişen yemek, başka hiçbir şeye benzemez.”
“Yeter Ki İsteyin, Ben Öğretirim”
Hasan Haykır, gençlere çağrıda bulunarak sabırlı ve hevesli olan herkese mesleği öğretmeye hazır olduğunu dile getiriyor. Yıllarını verdiği mesleğinin kaybolup gitmesini istemeyen usta, son nefesine kadar kalaycılığı sürdürmek istiyor ama bunu tek başına yapamayacağının da farkında: “Yeter ki gelsinler, ben öğretmeye hazırım. Bu meslek altın bileziktir.”
Geleneksel Meslekler İçin Geç Kalmadan Harekete Geçilmeli
Hasan Usta'nın çağrısı sadece Osmancık’tan değil, tüm Türkiye’den yankı bulmalı. Unutulmaya yüz tutmuş zanaatların yaşatılması, kültürel mirasın korunması açısından büyük önem taşıyor.





