Halk arasında Murad-i Rabi Ulu Camii, Sultan Alâeddin Camii ya da Câmi-i Kebîr adlarıyla da bilinen yapı, yüzyıllardır Çorum’un kalbinde ayakta duruyor.
13. Yüzyılın Sonlarına Uzanan Bir Tarih
Çorum Ulu Camii’nin inşa kitabesi günümüze ulaşmamış olsa da tarihî kaynaklarda, caminin Selçuklu Sultanı III. Alâeddin Keykubad’ın azat ettiği kölelerinden Hayreddin Bey tarafından 13. yüzyılın sonlarında yaptırıldığı kabul ediliyor. Yapı, Selçuklu mimarisinin sade ama zarif hatlarını taşırken, ahşap işçiliği yönüyle de Anadolu’da öne çıkan örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.
Osmanlı Döneminde “Sultan Murad-ı Salis Camii”
Cami, Osmanlı döneminde Padişah III. Murat zamanında “Sultan Murad-ı Salis Camii” adıyla da anılmıştır. Osmanlı mimari etkilerinin yanı sıra, camide Selçuklu dönemi izlerini koruyan sütun başlıkları, ahşap tavan işlemeleri ve mihrap detayları dikkat çekmektedir.

Depremlerle Yıkılan, Halkın Emeğiyle Yeniden Yükselen Cami
Tarihi boyunca birçok kez zarar gören Çorum Ulu Camii, 1446 yılında meydana gelen depremde büyük oranda yıkılmış, ünlü mimar Mimar Sinan tarafından onarılmıştır. Ancak 1790 yılındaki deprem, yapıya ikinci kez ağır hasar vermiştir.
Tadilat çalışmaları sürerken yapının banisi olan Abdülcabbarzade Süleyman Bey vefat etmiş, cami oğlu Abdülfettah Bey tarafından 1810 yılında bugünkü hâliyle yeniden inşa edilmiştir.
Son Cemaat Yeri 1905’te Eklendi
Ulu Camii’nin günümüzdeki mimari görünümünü tamamlayan son cemaat yeri, halkın katkılarıyla ve dönemin Mutasarrıfı Celal Bey’in öncülüğünde 1905 yılında yapılmıştır.
Bu bölüm, hem mimari uyumu hem de taş işçiliğiyle yapının estetik bütünlüğünü güçlendirmiştir.
Ahşap İşçiliğiyle Anadolu’nun Nadir Örneklerinden
Cami, ahşap sütunlar üzerine oturtulmuş tavan yapısı, geometrik motiflerle bezenmiş minberi ve hat sanatı örnekleriyle süslü iç mekânı sayesinde Anadolu’daki en özgün ibadet mekânları arasında yer alıyor.
Ulu Camii, hem Selçuklu hem Osmanlı dönemine ait mimari özellikleri bir arada taşımasıyla tarihçiler tarafından “geçiş dönemi yapısı” olarak tanımlanıyor.

Yüzyıllardır Şehrin Kalbinde
1940’lı yılların Çorum’unda da kentin en önemli simgesi olarak öne çıkan Ulu Camii, sadece bir ibadethane değil; aynı zamanda şehrin sosyal ve kültürel buluşma noktası oldu.
Bugün hâlâ orijinalliğini büyük ölçüde koruyan cami, Çorum’un tarihî dokusuna kimlik kazandırmaya devam ediyor.
Geçmişten Günümüze Bir Miras
1940’lı yıllara ait fotoğraflar, Çorum Ulu Camii’nin o dönemdeki sade ama ihtişamlı görünümünü gözler önüne seriyor.
Aradan geçen yüzyıllara rağmen, bu tarihî yapı hâlâ zamana meydan okuyor ve kentin geçmişine tanıklık ediyor.

