Bu durumu en net özetleyen anı, hakkındaki bir mahkumiyet kararını temyiz etmek için Yargıtay'a gittiği gündür. Odaya girdiğinde yargıç, "çağdaş bir demokraside düşünceye baskı olmaması gerektiğini" söyleyerek ona iltifat eder. Ancak Beşikçi, temyiz ettiği kitabının adını söylediğinde her şey değişir: "Kürtlerin Mecburi İskânı." Yargıç duraksar ve o meşhur cümleyi kurar: "Aah! Bu başka bir olay!" İşte Beşikçi'nin tüm hayatı, bu "başka bir olay" olarak görülen konunun üzerine gitmekle geçmiştir.
Sarsılan Akademi: Bilim ve Suç Arasındaki İnce Çizgi
İsmail Beşikçi, Çorum'da başlayan eğitim hayatını ülkenin en prestijli okullarından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde tamamladı. Akademik kariyerine Atatürk Üniversitesi'nde asistan olarak başladı ve doktora tezini "Doğu’da Değişim ve Yapısal Sorunlar - Göçebe Alikan Aşireti" üzerine yaptı. Ancak onun için bilimin gereğini yapmak, kısa sürede resmi ideolojiyle çatışmak anlamına gelecekti. 1968'de yayımladığı "Doğu Anadolu’nun Düzeni" adlı kitabı, hakkında soruşturma açılmasına ve üniversitedeki görevine son verilmesine neden oldu. Bu olay, onun akademik kürsü ile cezaevi koridorları arasında geçecek çileli yolculuğunun ilk adımıydı.
Çileli Yıllar: Mahkemeler, Hapis ve Yasaklanan Kitaplar
1971'de "Kürtçülük ve bölücülük" yaptığı iddiasıyla Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesi'nce tutuklandı. Bu tarih, hayatının 17 yılını geçireceği ve sayısını kendisinin bile unuttuğu hapishanelerle tanışmasının miladı oldu. Ankara, İstanbul, Sakarya, İzmit, Çanakkale gibi sayısız cezaevinde yattı. Yazdığı 36 kitabın neredeyse tamamı toplatıldı, 32'si Türkiye'de yasaklandı. Sadece kitapları değil, makaleleri, hatta yazdığı ve aldığı mektuplar bile hakkında davalar açılmasına ve yeni cezalara çarptırılmasına yetti. 1991'de TCK'nın ilgili maddeleri kaldırılıp afla serbest kalsa da, hemen ardından Terörle Mücadele Kanunu'ndan yeni davalarla karşılaştı. Bu, onu susturmaya yönelik sistematik ve kesintisiz bir baskıydı.
"Bu Başka Bir Olaydır": Bir Aydın Yılmaz
Gazeteci Hasan Cemal'in deyişiyle, İsmail Beşikçi yılmadı ve Kürt sorununun üzerine üzerine gitmeyi sürdürdü. Türkiye'de eserleri yasaklanırken, o demir parmaklıklar ardında üretmeye devam etti. Kitapları Almanca, İspanyolca, Arapça, Farsça, Kürtçe ve Japonca gibi dillere çevrilerek düşünceleri ülke sınırlarını aştı. Onun mücadelesi, dünya çapında ifade özgürlüğünü savunan kurumların dikkatini çekti. Baskı altındaki yazarları destekleyen PEN International gibi kuruluşlar için Beşikçi, bir aydının düşüncesi uğruna ne kadar ileri gidebileceğinin ve ne kadar direnebileceğinin yaşayan bir kanıtı oldu.
Yasaklı Miras: Başlıca Eserleri
İsmail Beşikçi'nin eserleri, sadece birer sosyolojik analiz değil, aynı zamanda Türkiye'nin yakın tarihine dair cüretkar tanıklıklardır. Birçoğunun yayımlandıktan kısa süre sonra toplatılması, bu eserlerin ne kadar "başka bir olay" olduğunu göstermektedir.
- Doğu Mitinglerinin Analizi (1967)
- Doğu Anadolu’nun Düzeni Sosyo-Ekonomik Temeller (1968)
- Doğu’da Değişim ve Yapısal Sorunlar - Göçebe Alikan Aşireti (1969)
- Kürtlerin Mecburi İskânı (1977, toplatıldı)
- Türk Tarih Tezi Güneş-Dil Teorisi ve Kürt Sorunu (1978, toplatıldı)
- Devletlerarası Sömürge Kürdistan (1990, toplatıldı)
- Bilim-Resmi İdeoloji, Devlet-Demokrasi ve Kürt Sorunu (1990, toplatıldı)
- Tunceli Kanunu -1935 ve Dersim Jenosidi (1991, toplatıldı)
- Orgeneral Muğlalı Olayı Otuzüç Kurşun (1991, toplatıldı)
- Ortadoğu’da Devlet Terörü (1991, toplatıldı)
- Kürt Aydını Üzerine Düşünceler (1991)
- Kürdistan Üzerinde Emperyalist Bölüşüm Mücadelesi 1915-1925 (1991, toplatıldı)
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
İsmail Beşikçi neden bu kadar çok hapis yattı?
İsmail Beşikçi, Kürt sorununu bilimsel bir yöntemle araştıran, bu konuda kitaplar ve makaleler yayımlayan bir sosyolog olduğu için hapis yattı. Eserleri, devletin resmi ideolojisi tarafından "bölücülük propagandası" olarak nitelendirildi ve bu nedenle hayatının 17 yılını cezaevlerinde geçirdi.
Beşikçi'nin mücadelesini başlatan olay neydi?
Mücadelesinin fitilini ateşleyen olay, 1968'de yayımladığı "Doğu Anadolu’nun Düzeni" adlı sosyolojik incelemesidir. Bu kitap nedeniyle üniversitedeki görevine son verilmiş ve hakkında ilk yasal süreçler başlatılmıştır.
İsmail Beşikçi'nin temel tezi veya duruşu nedir?
Beşikçi'nin temel tezi, Kürt sorununun Türkiye Cumhuriyeti'nin birincil yapısal sorunu olduğu ve "Kürdistan" olarak adlandırdığı coğrafyanın uluslararası bir sömürge statüsünde bulunduğudur. Bu tezini, tüm baskılara rağmen bilimsel bir çerçevede savunmaktan vazgeçmemiştir.