Uluslararası iklim uzmanlarının son değerlendirmeleri, 2026’nın ikinci yarısında etkili olabilecek güçlü bir “Süper El Nino” ihtimalinin giderek arttığını ortaya koydu. Küresel sıcaklık artışları, kuraklık, aşırı hava olayları ve yangın riskleriyle ilişkilendirilen El Nino sürecinin, Türkiye’de de özellikle sıcak hava dalgaları ve su stresi açısından ciddi etkiler oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Uzmanlar, henüz kesinleşmiş bir tablo olmadığını vurgulasa da özellikle haziran ve temmuz aylarında yayımlanacak yeni iklim modellemelerinin kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor.
Uzmanlar “Süper El Nino” ihtimaline dikkat çekiyor
European Centre for Medium-Range Weather Forecasts tarafından yayımlanan son model tahminlerinde güçlü bir El Nino ihtimalinin öne çıktığı belirtildi.
Güven Özdemir, El Nino’nun küresel atmosfer dolaşımını değiştirebileceğini belirterek jet akımlarının kayabileceğini ve küresel sıcaklık rekorlarının yeniden görülebileceğini söyledi.
Doğukan Doğu Yavaşlı ise tropikal Pasifik’teki gözlemler ve mevsimsel tahmin modellerinin 2026’nın ikinci yarısında güçlü bir El Nino gelişebileceğine işaret ettiğini ifade etti.
Yavaşlı, “Modellerin önemli bölümü süper El Nino senaryosuna yaklaşıyor. Ancak ilkbahar belirsizlik bariyeri henüz aşılmış değil. Daha net tabloyu haziran ve temmuz güncellemeleri gösterecek” dedi.
NOAA ve IRI verileri dikkat çekti
National Oceanic and Atmospheric Administration’nın 11 Mayıs tarihli değerlendirmesine göre Mayıs-Temmuz 2026 döneminde El Nino gelişme ihtimali yüzde 61’e yükseldi.
International Research Institute for Climate and Society verilerine göre ise Temmuz-Eylül 2026 döneminde El Nino olasılığı yüzde 94 seviyesine çıktı.
Uzmanlar, artık temel sorunun “El Nino olacak mı?” değil, “Ne kadar güçlü olacak?” sorusu olduğunu vurguluyor.
Bazı modellerin Nino 3.4 indeksinde artı 3 derece seviyelerine işaret ettiği belirtilirken, bu durumun 1997-1998 ve 2015-2016 dönemlerindeki güçlü El Nino olaylarından bile daha etkili bir tablo oluşturabileceği ifade ediliyor.
1877 felaketi yeniden gündemde
İklim uzmanlarının en büyük endişelerinden biri ise tarihin en güçlü El Nino olaylarından biri olarak kabul edilen 1877-1878 döneminin yeniden gündeme gelmesi oldu.
Araştırmalara göre o dönemde yaşanan aşırı kuraklıklar, tarımsal çöküş ve kıtlıklar nedeniyle dünya genelinde 50 milyondan fazla insan hayatını kaybetti.
Doğukan Doğu Yavaşlı, fiziksel büyüklük açısından 2026’daki olası El Nino’nun 1877’ye benzer güçte olabileceğini ancak günümüzdeki risk yapısının farklı olduğunu söyledi.
Yavaşlı’ya göre bugün en büyük tehlike, küresel gıda zincirlerinin birbirine bağlı olması nedeniyle bir bölgede yaşanacak üretim kaybının dünya genelinde zincirleme etki oluşturabilmesi.
Türkiye’de sıcak hava ve yangın riski artabilir
Uzmanlar, El Nino’nun Türkiye üzerindeki etkisinin tropikal bölgelerdeki kadar doğrudan olmayacağını ancak dolaylı etkilerin ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor.
Doğukan Doğu Yavaşlı, Türkiye için en büyük riskin artan küresel sıcaklıkların mevcut kırılgan iklim koşullarını daha da ağırlaştırması olduğunu ifade etti.
Buna göre özellikle 2026 sonu ve 2027 başında;
Uzun süreli sıcak hava dalgaları,
Gece sıcaklıklarında artış,
Orman yangını sezonunun uzaması,
Tarımsal su ihtiyacının yükselmesi,
Kuraklık baskısının artması
gibi risklerin öne çıkabileceği değerlendiriliyor.
Uzmanlar, özellikle Akdeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin daha hassas alanlar arasında bulunduğunu belirtiyor.
Yangın riski için kritik uyarı yapıldı
Okan Ürker, bu yıl Türkiye’de yangın riskinin yüksek olduğuna dikkat çekti.
Kış aylarında görülen yoğun yağışların ardından bitki örtüsünün hızla büyüdüğünü belirten Ürker, ani sıcaklık artışlarıyla birlikte bu örtünün kolay yanabilir hale geldiğini söyledi.
Ürker, orman ve maki alanlarında mekanik temizlik yapılması, yol kenarları ve elektrik hatları çevresindeki yanıcı maddelerin azaltılması gerektiğini ifade etti.
Bilim dünyası artık daha hazırlıklı
Uzmanlara göre geçmiş dönemlerden farklı olarak bugün iklim olayları çok daha yakından takip edilebiliyor.
1982-1983 El Nino olayından sonra Pasifik Okyanusu’nda başlatılan gözlem sistemleri sayesinde bugün binlerce cihazla gerçek zamanlı veri toplandığı belirtiliyor.
Bilim insanları, gelişmiş iklim modellemeleri sayesinde olası risklerin önceden öngörülebildiğini ancak küresel ısınmanın etkisiyle aşırı hava olaylarının artık daha yıkıcı hale gelebileceği uyarısında bulunuyor.



