Sazak; Türkiye’nin hukuk devleti, güçlendirilmiş parlamenter sistem, parti içi demokrasi, liyakat ve toplumsal uzlaşma temelinde yeni bir siyaset anlayışına ihtiyaç duyduğunu söyledi.
CHP’den istifa etme kararı aldığını açıklayan Avukat Safa Sazak, bu kararın kişisel bir ayrılıktan değil; demokrasi, hukuk devleti ve Türkiye’nin geleceğine ilişkin siyasi değerlendirmelerinden kaynaklandığını belirtti.
Kamuoyunda “butlan süreci” olarak bilinen tartışmalara değinen Sazak, seçmenin sandıkta ortaya koyduğu iradenin siyasi veya yargısal müdahalelerle etkisizleştirilmeye çalışılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Bir hukukçu olarak yaşanan gelişmeleri kaygıyla takip ettiğini belirten Sazak, şunları söyledi:
“Hukuk; siyaseti dizayn etmenin, seçmenin iradesini etkisizleştirmenin veya demokratik süreçleri ortadan kaldırmanın aracı hâline getirilemez. Siyasi partilerin geleceği; hukuka uygun, şeffaf ve demokratik süreçlerle, üyelerin ve seçmenin özgür iradesiyle belirlenmelidir. Millet iradesini işlevsizleştirmeye yönelik her girişim, demokrasiye karşı yapılmış bir darbe niteliğindedir.”
Türkiye’de uzun süredir devam eden siyasi kutuplaşmanın toplumsal enerjiyi tükettiğini ve ülkeyi siyasi bir tıkanıklığa sürüklediğini savunan Sazak, 2017 referandumuyla geçilen Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönmesi gerektiğini ifade eden Sazak, “Yalnızca yönetim modelini değil, siyaset anlayışımızı da değiştirmeliyiz. Çoğunlukçu demokrasi yerine çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi hâkim kılmalıyız. Farklı düşünceleri dışlayan değil dinleyen, uzlaşmayı zayıflık değil güç olarak gören, kuvvetler ayrılığını ve Meclis’in denetim yetkisini esas alan demokratik bir düzen kurulmalıdır” dedi.
‘İFTİRA VE DEDİKODU SİYASETİNE KARŞI GÖNÜL BİRLİĞİ KURMALIYIZ’
Toplumsal enerjiyi aşağı çeken, umutsuzluk oluşturan, iftira ve dedikoduyla beslenen siyasi iklimin değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Sazak, siyasetin insanları birbirinden uzaklaştıran değil, ortak değerler etrafında buluşturan bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini belirtti,
Sazak, “iftira ve dedikoduyla beslenen, insanları birbirinden uzaklaştıran siyaset anlayışının karşısına; herkesi kuşatan, kırgınlıkları büyütmek yerine affetmeyi ve helalleşmeyi esas alan bir anlayışla çıkmalıyız. Siyaset yeni kavgalar üretmemeli; farklılıklarımızı ortak değerlerde buluşturarak toplumda güven, dayanışma ve gönül birliği oluşturmalıdır” ifadelerine yer verdi.
Yeni dönemde kolektif aklı esas alan bir siyasi yapıya ihtiyaç bulunduğunu dile getiren Sazak, siyasetin parti binalarına hapsolmaması gerektiğinin de altını çizerek “gerçek siyaset sahada yapılır. Esnafın dükkânına, gençlerin arasına, mahallelere ve ülkenin gerçek sorunlarının yaşandığı her yere gitmeliyiz. Siyasete kırılmış, küsmüş, kendisini dışlanmış veya unutulmuş hisseden herkesle helalleşerek yeniden gönül bağı kurmalıyız. İnsanları yalnızca seçim dönemlerinde hatırlayan değil, her zaman dinleyen ve çözüm üreten bir anlayışı hâkim kılmalıyız” dedi.
GENÇ, LİYAKATLİ VE DEMOKRATİK KADRO VURGUSU
Türkiye’nin pozitif, birleştirici ve yenilikçi bir siyasi harekete ihtiyaç duyduğunu belirten Sazak, gençlerin siyasette daha fazla sorumluluk üstlenmesinin ülkenin kaybolan enerjisini yeniden canlandıracağını ifade etti.
Sazak, “Gençlerin yalnızca afiş asan veya seçim dönemlerinde hatırlanan kişiler olmadığı; karar alma mekanizmalarında gerçek sorumluluk üstlendiği bir siyasi yapı oluşturulmalıdır. Eğitimli, liyakatli, temiz ve çözüm üreten genç kadroların siyasette çoğalması, Türkiye’nin geleceğe olan inancını ve toplumsal enerjisini güçlendirecektir” diye konuştu.
Parti içi demokrasinin önemine de dikkat çeken Sazak, üyelerin parti yönetimini ve adaylarını özgürce seçebilmesi gerektiğini belirterek, “üyelerin seçme ve seçilme hakkına sahip olduğu, parti içinde yükselmenin atamayla veya kişisel yakınlıklarla değil; sandıkla, emekle ve liyakatle gerçekleştiği demokratik bir yapı kurmalıyız. Koltuk hesabı yapan değil, ülkenin geleceği için çalışan; dinamik, aksiyoner ve sürekli sahada bulunan kadrolara ihtiyacımız var. ‘Sen-ben’ kavgasını bırakmalı, kişisel hesapların yerine ortak aklı ve ortak geleceğimizi koymalıyız” dedi.
‘CUMHURİYETİMİZİN GELECEĞİ İÇİN BİRLİKTE YÜRÜMELİYİZ’
Ortak amacın Türkiye’nin ve Cumhuriyet’in geleceğini korumak olması gerektiğini vurgulayan Sazak, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Misak-ı Millî sınırları içerisinde yaşayan hiç kimseyi düşüncesi, kimliği, inancı veya yaşam tarzı nedeniyle ayrıştırmadan; Kuvayı Milliye ruhuyla birlikte üretmeli ve birlikte yürümeliyiz. Cumhuriyetimizin istikbali için gerektiğinde maddi ve manevi her türlü fedakârlığı gösterebilmeliyiz.
Yeni kavgalar ve kutuplaşmalar üretmek değil, farklı kesimleri ortak bir gelecek etrafında buluşturmak istiyoruz. İyiliğin kuşatıcı ve iyileştirici gücüyle gönülleri birleştirerek; hukuk, demokrasi, liyakat ve toplumsal barış için mücadele edeceğiz. Türkiye’nin genç, temiz, birleştirici ve çözüm odaklı yeni bir siyasete ihtiyacı var.”





