Muğla merkezli yürütülen terör operasyonunda, AFAD gönüllüsü ve İHH üyesi Onur İ. ile ağabeyi, “Fecr İslam Gençliği” adlı selefi topluluğun lideri Şafii İ., IŞİD üyeliği suçlamasıyla tutuklandı. Her iki kardeşin de geçmişte AFAD eğitim programlarına katıldığı, Şafii İ.’nin ise topluluk lideri olarak selefi gruplarla bağlantılı faaliyetlerde bulunduğu ortaya çıktı.

İki kardeşin tutuklanmasıyla sonuçlanan operasyonun, geçtiğimiz ay Muğla’da gerçekleştirilen ve IŞİD bağlantılı örgüt yapılanmalarını hedef alan soruşturmanın devamı niteliğinde olduğu öğrenildi. Halktv.com.tr yazarı İsmail Saymaz’ın haberine göre, tutuklanan isimler arasında daha önce IŞİD’le bağlantılı olduğu iddia edilen Abdulkadir F. de bulunuyor.

AFAD ve İHH bağlantısı dikkat çekti

Tutuklanan kardeşlerden Onur İ.’nin, İnsani Yardım Vakfı (İHH) üyesi olduğu ve AFAD gönüllüsü olarak çeşitli eğitim programlarına katıldığı belirlendi. Onur İ.’nin 23 Ekim 2024 tarihinde Muğla’da orta seviye kentsel arama kurtarma eğitimi aldığı tespit edildi.

AFAD yetkilileri, eğitim programlarına katılan kişilerden sabıka kaydı talep edildiğini, Onur İ.’nin herhangi bir adli sicil kaydı bulunmadığı için eğitime kabul edildiğini belirtti. Ancak soruşturma dosyasında, Onur İ.’nin geçmişte Suriye’ye geçerek Heyet Tahrir Şam (HTŞ) kontrolündeki bölgelerde bulunduğuna dair bilgiler yer aldı.

“Demokratik düzeni benimsemiyorum” ifadeleri dikkat çekti

Sorgu tutanaklarına göre Onur İ., 2021 ve 2025 yıllarında Türkiye’nin El Kaide üyeliğinden sarı kategoride aradığı Musa Olğaç (Musa Ebu Cafer) ile tanıştığını kabul etti. İfadesinde, Olğaç’la Suriye’de görüştüğünü, haftalık dini toplantılara katıldığını ve orada 37 gün kaldığını söyledi.

Çorum’da 30 Ağustos’ta toplu ulaşım ücretsiz olacak
Çorum’da 30 Ağustos’ta toplu ulaşım ücretsiz olacak
İçeriği Görüntüle

Sorgu sırasında “Türkiye Cumhuriyeti’ni tağut veya dar’ül harp olarak mı görüyorsunuz?” sorusuna ise şu ifadeyle yanıt verdi:

“Demokratik ve laik düzeni benimsemiyorum. Kuran ve sünnet dışında hiçbir şeyi kabul etmiyorum. Şeri hükümlere göre yönetilmek istiyorum. Karma eğitime, anayasal düzene ve saygı duruşuna karşıyım.”

Onur İ., IŞİD’le hiçbir ilgisinin olmadığını savunsa da, sorguda verdiği ifadeler ve dijital materyallerdeki içerikler iddiaları güçlendirdi.

Şafii İ.’nin “Fecr İslam Gençliği” yapılanması ve kamplar planı

Kardeşiyle birlikte tutuklanan Şafii İ., “Fecr İslam Gençliği” adlı selefi topluluğun lideri olarak biliniyor. Soruşturma kapsamında ele geçirilen notlarında, “Muğla’da davet yaparken gözetimi kaybetmememiz lazım. Asıl hedef cihad hazırlığı olacak” ifadeleri yer aldı.

Ayrıca, “Çocuk kampı araştır, altyapı kuruldu, sahaya çıkmaya hazırlar” gibi notlar da bulundu. Şafii İ. bu ifadeleri “yanlış anlaşılmış dini çalışmalar” olarak yorumladı ve savunmasında şu ifadeyi kullandı:

“Kastımı aştım. Cahilliğime verin. Bu cümlelerle kastettiğim, çocuklar için dini eğitim ve kamp etkinliği düzenlemekti. Muğla Akbük’te akrabalarımla piknik yaparız, onlardan bahsediyordum.”

Ancak savcılık, notların “örgütsel hazırlık” niteliğinde olduğunu değerlendirerek tutuklama talebinde bulundu.

Avukattan “Münfesih örgüt teorisi” savunması

Kardeşlerin avukatı Onur Güler, müvekkillerinin IŞİD üyeliği suçlamasını reddederek, dosyada yer alan iddiaların aslında El Kaide ve Heyet Tahrir Şam (HTŞ) bağlantılarına dayandığını savundu. Güler, bu yapıların Suriye iç savaşının ardından “Münfesih Örgüt Teorisi” kapsamında değerlendirildiğini ve Türk güvenlik birimleriyle zaman zaman temas hâlinde olduklarını ileri sürdü.

Güler, “Suriye’deki bazı yapılar artık fiilen dağılmış ve yerel güçlerle iş birliği içinde hareket ediyor. Müvekkillerim bu yapılara dahil değil, sadece dini sohbet ve insani yardım amaçlı temaslarda bulundular.” dedi.

Tutuklama ve soruşturmanın seyri

Her iki kardeş de çıkarıldıkları mahkemece “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturma kapsamında “Fecr İslam Gençliği” topluluğunun faaliyetleri, üyeleri ve finans kaynakları da inceleme altına alındı.

Yetkililer, soruşturmanın IŞİD, El Kaide ve HTŞ bağlantılı selefi grupların Türkiye yapılanmalarını ortaya çıkarmaya yönelik daha geniş çaplı bir sürecin parçası olduğunu belirtti.

Bu olay, özellikle AFAD ve insani yardım kuruluşlarına sızma girişimleri açısından dikkat çekici bir örnek olarak değerlendiriliyor. Güvenlik birimleri, kamu kurumlarıyla ilişkili gönüllü ağlarının benzer risklere karşı yeniden taranması için çalışmalar başlattı.

Muhabir: Haber Merkezi