Osman Kavala’nın tutuklanmasının sekizinci yılı dolarken, siyaset ve akademi dünyasından destek mesajları geldi. En dikkat çekici açıklama, 11. Cumhurbaşkanı ve AK Parti’nin kurucu isimlerinden Abdullah Gül’den geldi. Gül, Kavala’nın serbest bırakılması gerektiğini belirterek “AİHM kararının uygulanması hem haksızlığı giderir hem de Türkiye’nin imajını güçlendirir” dedi.
“Kavala AK Parti’yi destekleyen sivil toplum hareketlerinin içindeydi”
Gül, Osman Kavala’yı Dışişleri Bakanlığı döneminden tanıdığını belirterek, Kavala’nın AK Parti hükümetlerinin ilk yıllarında reform politikalarına destek veren isimlerden biri olduğunu söyledi:
“Kavala, Avrupa Birliği ile müzakerelerin başlaması, hukuk ve siyasi standartlarımızın yükseltilmesi ve Kürt sorunu konusunda o dönem cesaret isteyen politikalarımıza destek veren sivil toplum hareketlerinin içindeydi.
Benim nazarımda Osman Kavala, sadece inandığı doğrultuda toplumsal ve kültürel çalışmaları destekleyen bir iş insanıdır.”
Gül, AK Parti’nin 2004’te yaptığı anayasa değişikliğini hatırlatarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının bağlayıcılığına dikkat çekti:
“2004’te yaptığımız değişiklikle AİHM kararlarının göz ardı edilemeyeceğini kabul ettik. Osman Kavala hakkındaki kararın uygulanması, hem ona yapılan haksızlığı giderir hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin imajına katkı sağlar.”
Siyaset ve hukuk çevrelerinden ortak vurgu: “Hukukun üstünlüğü”
Kavala’nın sekiz yıllık tutukluluğu, farklı siyasi görüşlerden pek çok isim tarafından eleştirildi.
-
Eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek, “AİHM kararlarının uygulanması gerektiği” yönündeki 2021 tarihli açıklamasını hatırlatarak, “Geçmişte ne söylediysem aynı fikirdeyim” dedi.
-
Prof. Adem Sözüer, “Kavala ve benzeri vakalarda hukuk dışı üçüncü bir kategori yaratıldı; bu kayıt dışı hukuk fiilen yürürlükte” ifadesini kullandı.
-
Prof. Aysel Çelikel, “Kavala’nın sekiz yıldır haklarından mahrum bırakılması vicdanları onarılamaz şekilde yaralıyor” dedi.
Uluslararası tepkiler: “Türkiye için itibar testi”
Uluslararası hukuk ve insan hakları çevrelerinden de dikkat çekici açıklamalar geldi.
-
Agnès Callamard (Uluslararası Af Örgütü), Kavala’nın durumunu “Türkiye tarihinin en utanç verici adaletsizliklerinden biri” olarak tanımladı.
-
Mary Lawlor (BM Özel Raportörü), “Kavala derhal serbest bırakılmalı, insan hakları ve kültürel çeşitlilik alanındaki çalışmalarına dönmelidir” çağrısında bulundu.
-
Nacho Sánchez Amor (Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü) ise, “Bu zulüm fikir ayrılığına cesaret edenlere gözdağı vermek için uygulanıyor” dedi.
“Bir sembol haline geldi”
Yazar Orhan Pamuk, Kavala’nın yaşadıklarını “zulüm” olarak nitelendirerek, “Bu haksızlığa seyirci kalmak hepimizi esir gibi hissettiriyor” dedi.
Gazeteci Taha Akyol ise, Kavala’nın tutukluluğunu “açık bir haksız mahkûmiyet” olarak değerlendirip, “Adalet er geç gerçekleşecek, AİHM kararı uygulanacaktır” ifadelerini kullandı.
Sekiz yılın ardından ortak çağrı: “Adalet yerini bulsun”
Osman Kavala’nın tutukluluğu, hem Türkiye içindeki hukuk çevrelerinde hem de uluslararası platformlarda hukukun üstünlüğü ve insan hakları açısından sembolik bir sınav olarak değerlendiriliyor.
Abdullah Gül’ün çıkışı, iktidar çevresinden gelen en güçlü “AİHM kararını uygulayın” çağrısı olarak dikkat çekti.




