Türk Telekom, 2025’in üçüncü çeyreğinde 59,5 milyar TL gelir ve 10,2 milyar TL net kâr açıklayarak tarihi bir finansal başarıya ulaştı. Şirket, 5G yatırımları, sabit hat imtiyaz sözleşmesi yenilemesi ve dijital dönüşüm projelerini “geleceğin temelleri” olarak sunarken, bu rakamlar Türkiye’deki internet kullanıcıları için aynı ölçüde sevindirici değil. Çünkü bugün Türkiye’de internet, yüksek maliyetleriyle bir lüks hizmete dönüşmüş durumda.
Fiyatlar Avrupa’nın Üzerinde, Hizmet Kalitesi Geride
Türkiye’de sabit internet fiyatları uzun süredir eleştiri konusu. Ortalama gelir seviyesi dikkate alındığında, Türkiye’de 100 Mbps hızındaki bir bağlantı için ödenen ücret, Avrupa’daki birçok ülkenin iki katına yaklaşıyor.
Vatandaş, döviz kuru ve enflasyon gerekçesiyle her yıl artan tarifelere mahkûm olurken, internet hızları ve kesintisiz erişim kalitesi aynı oranda gelişmiyor.
Bazı bölgelerde hâlâ altyapı yetersizliği nedeniyle fiber bağlantı erişimi mümkün değil. Bu durum, kırsal kesimlerde yaşayan milyonlarca vatandaşın eğitim, iş ve kamu hizmetlerinden eşit şartlarda yararlanamamasına yol açıyor.
İnternet Artık Temel Bir İnsan Hakkı
Bir ülkenin dijital dönüşümünden söz ederken, vatandaşın internet erişimini bir hak olarak görmemek büyük bir çelişki. Eğitim sisteminin büyük kısmı çevrim içi kaynaklara dayalıyken, uzaktan çalışma, sağlık hizmetleri, bankacılık işlemleri, e-devlet gibi hizmetler internet bağlantısı olmadan neredeyse imkânsız hale geldi.
Ancak Türkiye’de hâlâ yüz binlerce hane sabit internete erişemiyor veya yüksek fiyatlar nedeniyle aboneliklerini sürdüremiyor.
Bugün bir asgari ücretlinin maaşının yaklaşık yüzde 5-6’sı sadece internet faturasına gidiyor. Avrupa ülkelerinde bu oran ortalama yüzde 1,5 civarında. Bu fark, dijital uçurumun Türkiye’de ne kadar derinleştiğini gösteriyor.
Kâr Rekorları, Kamu Hizmeti Sorumluluğunu Gölgeliyor
Türk Telekom’un üç ayda elde ettiği 10 milyar TL net kâr, “altyapı yatırımı” gerekçesiyle açıklanıyor. Ancak bu yatırımların doğrudan kullanıcıya yansıyan kısmı sınırlı kalıyor.
Şirketin her yıl milyarlarca lira kâr ederken hizmet bedellerini sürekli artırması, “kamu yararı” ilkesinin giderek zayıfladığını gösteriyor.
Türkiye’de internet hizmeti bir kamu altyapısı olarak değil, kâr odaklı bir ticari ürün olarak görülüyor. Bu yaklaşım sürdüğü sürece, her yeni yatırım veya 5G lansmanı, yalnızca belli bir gelir grubunun erişebildiği teknolojik bir lüks olmaya devam edecek.
Dijital Gelecek Ancak Erişimle Mümkün
Gerçek dijital dönüşüm, herkesin uygun fiyatlı ve hızlı internete erişmesiyle mümkündür.
Türk Telekom gibi stratejik öneme sahip bir kurumun asıl hedefi, bilanço büyütmek değil, Türkiye’nin dijital eşitsizliğini azaltmak olmalıdır.
Eğer Türkiye gerçekten “dijital geleceğin eşiğinde”yse, bu gelecek her yurttaşın evine ulaşmadıkça tamamlanmış sayılmaz.
5G ihaleleri, yeni frekanslar, milyar dolarlık finansmanlar anlamlı olabilir — ama bir öğrencinin ödevini internet yetersizliğinden yapamadığı bir ülkede, bunlar gerçek ilerlemenin göstergesi olamaz.