Aydın’da yaşayan esnaf İbrahim Döngel, kendisini TÜİK görevlisi olarak tanıtan kişinin telefonla yaptığı anket talebini kabul etmeyince 18 bin 991 liralık idari para cezasıyla karşı karşıya kaldığını açıkladı. Sosyal medyada gündem olan olay, TÜİK anketlerine katılım zorunluluğunu yeniden tartışmaya açtı.
İddiaya göre Döngel, şahsi bir numaradan gelen telefonu açtıktan sonra karşısındaki kişi kendilerini Türkiye İstatistik Kurumu görevlisi olarak tanıttı. Telefonda “Yılın ailesi seçildiniz, evinize gelip anket yapacağız” denildiğini belirten Döngel, dolandırıcılık vakalarının arttığı bir dönemde bu talebi şüpheli bulduğu için görüşmeyi sonlandırdığını söyledi.
Telefonu kapattıktan sonra ceza mesajı geldi
İbrahim Döngel, telefonu kapattıktan yaklaşık 20 saniye sonra cep telefonuna 18 bin 991 liralık ceza uygulanacağına ilişkin bir mesaj geldiğini ifade etti. Daha sonra tekrar arandığını belirten Döngel, yaşadıklarını sosyal medya hesabından paylaştığı videoda anlattı.
Döngel açıklamasında, ikinci görüşme sırasında yanında avukat arkadaşlarının da bulunduğunu belirterek resmi belge talep ettiklerini söyledi. Telefon üzerinden yapılan işlemlerin güven vermediğini ifade eden Döngel, anket süreçlerinin daha resmi yöntemlerle yürütülmesi gerektiğini savundu.
Vatandaş, “Telefon dolandırıcılığının bu kadar yoğun olduğu bir ülkede bu tür işlemlerin resmi yollarla yapılmasını istiyoruz” diyerek yaşadığı şaşkınlığı dile getirdi. Ceza uygulanmadan önce süreci durdurabildiğini belirten Döngel, anket katılımının yasal zorunluluk olmasına anlam veremediğini de ifade etti.
TÜİK anketlerine katılım neden zorunlu?
Türkiye’de TÜİK tarafından yürütülen bazı resmi istatistik araştırmalarına katılım, 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu kapsamında zorunlu tutuluyor. Kanunun 54. maddesine göre belirlenen araştırmalara katılmayan veya yanlış bilgi veren kişiler hakkında idari para cezası uygulanabiliyor.
TÜİK, saha araştırmaları ve anket çalışmaları kapsamında vatandaşlara çoğunlukla ALO 124 hattı üzerinden ulaşırken bazı durumlarda SMS yoluyla da bilgilendirme yapabiliyor. Yetkililer, resmi süreçlerde banka bilgisi, kredi kartı bilgisi veya anne kızlık soyadı gibi özel verilerin kesinlikle talep edilmediğini vurguluyor.
Uzmanlar ise özellikle telefon dolandırıcılığı vakalarının arttığı dönemlerde vatandaşların resmi kurum aramalarına karşı temkinli yaklaşmasının doğal olduğunu belirtiyor. Bu nedenle kamu kurumlarının kimlik doğrulama ve resmi bilgilendirme yöntemlerini daha görünür hale getirmesi gerektiği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
Sosyal medyada geniş yankı uyandırdı
Olayın sosyal medyada yayılmasının ardından birçok kullanıcı, resmi kurumların vatandaşlarla iletişim yöntemlerini tartışmaya açtı. Bazı kullanıcılar anketlerin kamu istatistikleri açısından önemli olduğunu savunurken, bazıları ise telefonla yapılan aramaların dolandırıcılık vakaları nedeniyle güven problemi oluşturduğunu dile getirdi.
Uzmanlara göre resmi kurumların dijital doğrulama sistemlerini güçlendirmesi ve vatandaşların kolayca teyit yapabileceği yöntemler geliştirmesi, benzer tartışmaların önüne geçilmesinde önemli rol oynayabilir.