Emek Partisi (EMEP) Merkez İlçe Yönetim Kurulu Üyesi Mehtap Gökmen, Danıştay’ın İstanbul Sözleşmesi ile ilgili kararının “tek adam rejiminin keyfiyetini onaylayan bir hukuk kararı” olduğunu söyledi.

Türkiye’nin tek adam kararıyla bir gecede uluslararası bir sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının hukuka uygun olduğunu söyleyen Danıştay kararının ülkenin içinden geçmekte olduğu sürece dair çok şey söylediğini belirten Emek Partisi (EMEP) Merkez İlçe Yönetim Kurulu Üyesi Mehtap Gökmen, “Anayasa’nın ilgili maddeleri son derece açık olmasına karşın, bir uluslararası sözleşmeden cumhurbaşkanı kararnamesi ile imza çekilebilir demek, ülkedeki tek adam rejiminin keyfiliğine en üst mertebeden hukuki bir kılıf giydirmek, hukuku da böylelikle askıya almak demektir” dedi.

Danıştay’ın bu kararı ile ülkede halk iradesinin tanınmadığı, yasama, yürütme ve yargı tüm yetkilerin tek bir adam elinde toplandığı ve tek adam yönetiminin keyfi kararlarının sonuçları ne kadar ağır olursa olsun hiçbir denetime tabi olmadığını da ilan ettiğini kaydeden Gökmen, açıklamasına şu şekilde devam etti:

“Kadına yönelik şiddetin hız kesmeden devam ettiği, kadın cinayetlerinin ürkütücü bir hızla sürdüğü, çocukların, gençlerin hiç kimsenin kendisini güvende hissetmediği bu ülkede, İstanbul Sözleşmesinden imza çekme işlemine ‘Cumhurbaşkanı tek başına her şeye karar verir, zaten iç hukuk da kadınları koruma konusunda yeterli’ denilerek hukuki kılıf uydurulmaya çalışılması nafiledir.

İç hukukun kadınları korumadığı nicedir bir gerçektir. Adalet mekanizmasının çarkları katiller lehine ve sürekli kadınlar aleyhine işlerken, üstelik “cezaları arttıralım” gibi hiçbir olumlu sonuç yaratmayacak yasal düzenleme çabaları ile AKP tarafından da bu durum itiraf edilirken, haksız tahrik indirimleri ile ödül gibi cezalar ülkenin dört yanındaki adliyelerde verilirken “İstanbul Sözleşmesi’ne gerek yok, iç hukuk yeterli” demek tam bir aymazlıktır.

İstanbul Sözleşmesi devlete şiddeti ve eşitsizlikleri önlemek için yükümlülükler veren, koruma ve önleme mekanizmalarını zorunlu kılan bir uluslararası sözleşmedir. Bu sözleşmenin koruyucu şemsiyesi olmadan, kadın erkek eşitliğine inanmadığını ifade eden bir iktidarın uygulamalarına güvenilemeyeceği tecrübe ile sabittir. 

İstanbul Sözleşmesi’ni ortadan kaldırmak isteyenlerin çocuk istismarını önleme yükümlülüğü veren Lanzarote Sözleşmesi’ni, kadına yönelik şiddete karşı denetim mekanizması öngören CEDAW’ı da sıraya koyduğunu unutmamak gerekir. Danıştay’ın bu kararı, aynı zamanda temel hakları güvence altına alan diğer uluslararası sözleşmelerin de bir gecede yok edilebileceğinin ilanı olmuştur.

Danıştay kararı;  İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmeyen, sokakta, evde, okulda, işyerinde her yerde her biçimde mücadele eden, duruşma salonlarını dolduran, örgütlü ve inatçı mücadelenin karşısında yok hükmündedir!

İstanbul Sözleşmesini kadınların hayatından çıkarmaya çalışan siyasal iktidar,kadın hareketinin büyük direnci karşısında esasen kaybetmiştir. İstanbul Sözleşmesinden Vazgeçmiyoruz mücadelesi sürmektedir, sürecektir.

Çevreyolunda önlem almak için daha kaç kişinin ölmesi gerekiyor? Çevreyolunda önlem almak için daha kaç kişinin ölmesi gerekiyor?

İstanbul Sözleşmesinden de, demokratik bir ülke mücadelesinden de, eşit, özgür, şiddetsiz bir yaşam talebimizden de vazgeçmiyoruz."