Türkiye’de uzun süredir beklenen İklim Kanunu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilerek yürürlüğe girdi. Ancak muhalefet partileri ve çevre örgütleri, yasanın iklim krizine karşı etkili önlemler içermediğini savunuyor. En çok tartışılan düzenleme ise “Emisyon Ticaret Sistemi (ETS)” oldu.
Yasayla birlikte Türkiye’de ilk kez karbon ticareti yasal zemine kavuştu. Ancak bu sistemin “kirletme izni” anlamına geldiğini savunan uzmanlar, büyük şirketlerin gerçek emisyon azaltımı yerine para karşılığı çevreyi kirletmeye devam edeceğini öne sürüyor.
Emisyon ticareti nedir, nasıl çalışır?
Emisyon ticareti sisteminde, bir ton karbondioksit salımını dengeleyen projelere “karbon kredisi” verilerek bu krediler ticarete açılıyor. Ağaçlandırma, yenilenebilir enerji gibi çevreci projelerle elde edilen bu krediler, yüksek emisyon salımı yapan sanayi kuruluşları tarafından satın alınabiliyor. Böylece şirket, doğrudan emisyon azaltmasa da kredi satın alarak dengeleme yapmış sayılıyor.
Kanuna göre Türkiye’de ETS sistemi İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından yönetilecek. Yüksek karbon salımı yapan şirketler, emisyon izinlerini bu kurumdan alacak. Yıllık ödenekler belirlenecek ve bu ödeneklere uygun hareket etmeyen şirketlere idari para cezaları uygulanacak.
Yasa neyi amaçlıyor, ne getiriyor?
AK Parti tarafından sunulan yasa, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadelesinde hukuki çerçeve oluşturmayı amaçlıyor. Yasada “iklim adaleti”, “net sıfır emisyon”, “adil geçiş”, “iklim finansmanı”, “gönüllü karbon piyasaları” gibi 39 teknik terim tanımlanıyor.
Sera gazı salımı yapan kamu ve özel kuruluşlara, kamu yararı gözetilerek getirilecek önlemlere uyma zorunluluğu getiriliyor. Bu kapsamda su kaynaklarının yönetimi, orman dışı alanlarda karbon yutaklarının oluşturulması, çölleşmeyle mücadele gibi başlıklarda kurumlara görevler yükleniyor.
Muhalefet neden karşı çıkıyor?
Ancak muhalefet partileri, yasanın iklim kriziyle mücadeleden çok ticari kazanç amacı taşıdığını savunuyor. CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, yasanın “beş yandaş firmanın çıkarı için” getirildiğini iddia etti. Saadet Partili Necmettin Çalışkan ise yasayı “adı iklim, içeriği ticaret” diye nitelendirdi.
Çevre örgütleri de benzer eleştiriler yöneltiyor. TEMA Vakfı yaptığı açıklamada, yasanın “emisyon ticaretine yasal zemin oluşturduğunu”, ancak fosil yakıtlardan çıkış, uyum politikaları, adil geçiş gibi temel konuların eksik olduğunu vurguladı. Vakıf, Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasını umut ettiklerini belirtti.
Karbon kredileri gerçekten etkili mi?
Dünya genelinde karbon kredilerine olan güven, son yıllarda sarsıldı. The Guardian gazetesinin 2023’te yaptığı araştırmaya göre, en çok kredi satan 50 projenin yüzde 78’i “tamamen etkisiz” veya “değersiz” bulundu. Araştırmada, bu projeler üzerinden yaklaşık 1,16 milyar dolarlık karbon ticareti yapıldığı tespit edildi.
Ayrıca Shell, Volkswagen ve Chevron gibi şirketlerin karbon kredilerini yüksek oranda kullandığı ve bu yolla gerçek emisyon azaltımı yerine “görünürlük” elde ettikleri öne sürüldü. Yalnızca Shell’in 2020-2022 arasında 9,9 milyon tonluk kredi satın aldığı belirtildi.
İdari yaptırımlar da geliyor
Yeni yasayla birlikte yükümlülüklere uymayanlara ciddi yaptırımlar da uygulanacak. Doğrulanmış sera gazı emisyon raporunu zamanında sunmayan şirketlere 500 bin TL ile 5 milyon TL arasında para cezası kesilebilecek. Ozon tabakasına zarar veren maddelerin kullanımı da cezai yaptırımlar kapsamında olacak.
Sonuç: İklim mi, ticaret mi?
Türkiye’nin ilk kapsamlı iklim yasası olması nedeniyle tarihi bir adım olarak görülen İklim Kanunu, içerdiği tartışmalı düzenlemeler nedeniyle kamuoyunda ikiye bölünmüş durumda. Yasa, bir yandan çevreci projelere finansman sağlamayı ve sera gazı salımını azaltmayı hedeflerken, öte yandan büyük şirketlere “para ver, kirlet” imkânı sunduğu gerekçesiyle eleştiriliyor.
Yasanın önümüzdeki dönemde nasıl uygulanacağı, Türkiye’nin Paris Anlaşması kapsamındaki taahhütlerini yerine getirip getiremeyeceğini de belirleyecek. Ancak ilk izlenimler, bu yasanın doğadan çok piyasa için yazıldığı yönünde.