Pekdemir’in bu davranışı, yalnızca kişisel bir tercih değil, aynı zamanda bir farkındalık çağrısı niteliği taşıyor. Kendisine ait bir tarım arazisinin bir köşesine yaptırdığı ahşap mezar ile hem doğaya zarar vermemeyi hem de toprak israfını önlemeyi amaçladığını belirten Pekdemir, mermer ve beton mezarların doğada uzun yıllar çözülmeden kaldığına dikkat çekiyor.
“Tarım arazileri, bizim geleceğimiz. Mermer mezarlar yıllarca yok olmuyor. Bu da hem çevreye zarar veriyor hem de topraklarımızı verimsizleştiriyor.” diyen Pekdemir, mezar alanlarının mümkün olduğunca sade, doğal ve doğayla uyumlu olması gerektiğini savunuyor.
Ahşaptan yapılan mezar, doğaya karışabilir olmasıyla dikkat çekiyor. Geleneksel İslami anlayışta da sade mezar yapımının yer aldığını hatırlatan Pekdemir, gösterişli mezarlardan uzak durulması gerektiğini söylüyor. Amacının örnek olmak olduğunu vurgulayan Pekdemir, bu tercihiyle toplumsal bilinç oluşturmayı hedefliyor.
Yerel halk ve sosyal medya kullanıcıları arasında da gündem olan bu karar, birçok kişi tarafından takdir topladı. Pekdemir’in doğaya saygılı yaklaşımı, çevre bilinci konusunda farkındalık yaratırken, mezarlık alanlarının tarım arazileri içinde nasıl konumlandırılması gerektiği yönünde yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.
Tuncel Pekdemir, yaptığı açıklamada, “İnsanlar öldükten sonra doğaya yük olmamalı. Yaşarken nasıl dikkat ediyorsak, öldüğümüzde de toprağa zarar vermemeliyiz” diyerek bu konudaki duruşunu net bir şekilde ortaya koydu.