Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) hastalarının ömür boyu düzenli kullanmak zorunda olduğu ithal kolşisin ilaçlarında yaşanan fiyat artışları ve yükselen katılım payları, kronik hastalar üzerinde ciddi ekonomik baskı oluşturmaya başladı. FMF hastaları ve hasta yakınları, hayati öneme sahip ilaçların her geçen gün daha pahalı hale geldiğini belirterek devlet desteğinin artırılmasını talep ediyor.
Özellikle ithal ilaç maliyetlerindeki küresel artışın ardından Türkiye’de de ilaç fiyatlarının yükseldiği belirtilirken, kronik hastalık nedeniyle sürekli ilaç kullanan vatandaşların tedaviye erişimde zorlanmaya başladığı ifade ediliyor.
Küresel ilaç maliyetleri fiyatlara yansıdı
Türk Eczacıları Birliği ve ilaç temin süreçleriyle yapılan görüşmelerde, dünya genelinde ilaç üretim ve tedarik maliyetlerinde ciddi artış yaşandığı belirtildi.
Küresel ilaç piyasasında oluşan maliyet baskısının ithal ilaç fiyatlarına zam olarak yansıdığı ifade edilirken, Türkiye’de de özellikle dövize bağlı ilaçlarda fiyatların yükseldiği kaydedildi.
Uzmanlar, son dönemde artan maliyetlerin hasta katılım paylarını da doğrudan etkilediğini belirtiyor.
SGK’nın karşıladığı tutar yetersiz kalıyor
FMF hastalarının kullandığı ithal kolşisin ilaçlarında Sosyal Güvenlik Kurumu’nun karşıladığı tutarın yaklaşık 6,60 Euro seviyesinde kaldığı ifade ediliyor.
Buna karşılık hastaların kutu başına yaklaşık 14,66 Euro fark ödemek zorunda olduğu belirtilirken, üç kutuluk kullanımda toplam farkın yaklaşık 43,98 Euro seviyesine ulaştığı kaydediliyor.
Raporsuz reçete ile ilaç alınması durumunda ise bir kutunun yaklaşık 21,26 Euro seviyesine çıktığı belirtiliyor.
İthal kolşisin ilaçları neden daha fazla tercih ediliyor?
FMF hastalarının önemli bir bölümü, ithal kolşisin ilaçlarını Türkiye’deki yerli muadillerine göre daha etkili bulduklarını ifade ediyor.
Hastalar, ithal kolşisin ilaçlarının dozaj açısından da farklılık gösterdiğini belirtiyor. Örneğin bazı ithal kolşisin ilaçları 1 mg dozajında sunulurken, Türkiye’deki bazı yerli muadillerin 0.5 mg dozajında olduğu ifade ediliyor.
Bu nedenle birçok hasta, ithal ilaçların hastalık ataklarını baskılamada daha etkili olduğunu düşündüğü için bu ürünleri tercih ettiğini belirtiyor.
“İthal kolşisin yalnızca tercih değil tedavi ihtiyacı” görüşü öne çıkıyor
FMF hasta grupları ve bazı uzmanlar, ithal kolşisin kullanımının yalnızca kişisel tercih olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunuyor.
Klinik çalışmalar, hasta kullanım deneyimleri ve geri bildirimlerde ithal kolşisin ilaçlarının bazı hastalarda atak kontrolü açısından daha etkili sonuçlar verdiğinin görüldüğü ifade ediliyor.
Özellikle standart tedaviye rağmen sık atak geçiren hastalarda, ithal kolşisin kullanımının hastalığın baskılanması ve yaşam kalitesinin korunması açısından daha başarılı sonuçlar oluşturabildiği belirtiliyor.
Bu nedenle birçok FMF hastası, ithal kolşisin ilaçlarının kendileri için alternatif değil doğrudan tedavi gerekliliği olduğunu ifade ediyor.
FMF nedir, hangi belirtilerle ortaya çıkıyor?
FMF, yani Ailevi Akdeniz Ateşi, genetik geçişli kronik iltihabi bir hastalık olarak biliniyor.
Hastalık özellikle Türkiye ve Akdeniz coğrafyasındaki toplumlarda daha sık görülüyor. Yüksek ateş, şiddetli karın ağrısı, göğüs ağrısı, eklem ağrıları ve tekrarlayan iltihap atakları hastalığın en yaygın belirtileri arasında yer alıyor.
Atakların bazen saatlerce bazen günlerce sürebildiği belirtilirken, düzenli tedavi uygulanmaması halinde hastalığın böbrek yetmezliğine kadar ilerleyebilen ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği ifade ediliyor.
Kolşisin tedavisi hayati önem taşıyor
Uzmanlar, kolşisin tedavisinin FMF hastaları için temel tedavi yöntemi olduğunu belirtiyor.
İlacın düzenli kullanılması sayesinde hem atak sıklığının azaltıldığı hem de organ hasarının önlenebildiği ifade ediliyor. Tedavinin aksatılması durumunda “amiloidoz” adı verilen ciddi komplikasyon riskinin arttığı belirtiliyor.
Bu nedenle hastalar, kolşisin tedavisinin tercih değil zorunlu bir ihtiyaç olduğuna dikkat çekiyor.
FMF hastaları iş hayatında da sorun yaşıyor
FMF hastaları yalnızca sağlık sorunlarıyla değil sosyal ve ekonomik problemlerle de mücadele ediyor.
Ani gelişen ağrı atakları nedeniyle birçok hasta günlük yaşamını planlamakta zorlanırken, özellikle çalışma hayatında ciddi sıkıntılar yaşandığı belirtiliyor.
Sık hastane kontrolleri, düzenli tahliller ve atak dönemlerinde yaşanan iş gücü kaybı nedeniyle bazı hastaların iş yerlerinde anlayış problemi yaşadığı ifade ediliyor.
Psikolojik yük de artıyor
Uzmanlara göre kronik ağrı, yaşam boyu ilaç kullanma zorunluluğu ve ekonomik baskı FMF hastalarında psikolojik yıpranmayı da beraberinde getiriyor.
Kaygı bozukluğu, stres ve depresyon belirtilerinin kronik hastalarda daha sık görülebildiği belirtilirken, yükselen ilaç maliyetlerinin bu süreci daha da ağırlaştırdığı ifade ediliyor.
Hastalar, yalnızca fiziksel değil ekonomik ve psikolojik olarak da mücadele ettiklerini dile getiriyor.
Hastalardan devlet desteği çağrısı
FMF hasta grupları ve hasta yakınları, kronik hastalık ilaçlarında devlet desteğinin artırılmasını talep ediyor.
Ömür boyu kullanılan ilaçlarda yüksek katılım paylarının vatandaşlar üzerinde ağır ekonomik yük oluşturduğunu belirten hastalar, ithal kolşisin ilaçlarının geri ödeme kapsamının genişletilmesini istiyor.
Sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlarda ise “Tedavi lüks değil temel ihtiyaç” ve “İlacımıza erişmek istiyoruz” çağrıları öne çıkıyor.