Konut aidat artışlarına yüzde 25,49’luk üst sınır getirilmesini öngören düzenleme Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulurken, daha yasa çıkmadan bazı site yönetimlerinin yüksek oranlı zamlar yaptığı iddiası kamuoyunda tepki topladı. İddialara göre kimi sitelerde aidatlar yüzde 35 ila 55 arasında artırıldı. Düzenlemenin amacı artışları sınırlamak olsa da, süreç tamamlanmadan yapılan zamlar “oldubitti” eleştirilerini beraberinde getirdi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan teklif, aidat artışlarının yeniden değerleme oranını aşmamasını hedefliyor. Ancak uygulamada görülen bu tablo, düzenlemenin ruhuna aykırı davranışların daha şimdiden başladığı yönünde endişeleri artırıyor.
Yasa çıkmadan yapılan zamlar tepki çekti
Düzenleme bilgisinin kamuoyuna yansımasının ardından bazı site yönetimlerinin olağanüstü toplantılar düzenleyerek yeni aidat tarifelerini belirlediği ileri sürülüyor. Henüz yasal bir zorunluluk oluşmadan yapılan bu artışlar, özellikle sabit gelirli site sakinlerini zor durumda bıraktı. Vatandaşlar, “sınır gelmeden zam yapıldı” eleştirisiyle yönetimlere tepki gösteriyor.
Bu durum, düzenlemenin neden gerekli olduğunu da bir kez daha ortaya koydu. Aidat artışlarının denetlenmemesi ve keyfi kararlarla belirlenmesi, site yönetimlerinin hesap verebilirliğini tartışmalı hale getiriyor.
Teklif ne getiriyor, neyi sınırlıyor?
TBMM’ye sunulan teklife göre, aidat artışları yeniden değerleme oranı olan yüzde 25,49’u aşamayacak. Bu oranın üzerinde zam yapılmak istenmesi halinde, site yönetimleri üç ay içinde kat malikleriyle toplantı yapmak ve çoğunluğun onayını almak zorunda olacak.
Ancak düzenlemenin yasalaşması halinde dahi geriye dönük uygulanmayacağı belirtiliyor. Bu da, yasa öncesinde yapılan yüksek oranlı zamların fiilen korunacağı anlamına geliyor ve “acele zam” iddialarını daha da tartışmalı hale getiriyor.
İtiraz hakkı var ama süreç zor
Hukukçular, kat maliklerinin fahiş aidat artışlarına karşı itiraz hakkının bulunduğunu hatırlatıyor. Buna karşın uygulamada bu itirazların zaman alması ve hukuki süreçlerin maliyetli olması, birçok site sakininin hak aramasını zorlaştırıyor.
Özellikle büyük sitelerde bireysel itirazların yönetimler üzerinde sınırlı etki yaratması, aidat meselesinin kronik bir sorun haline gelmesine yol açıyor. Bu tablo, yasal düzenleme kadar etkin denetim ihtiyacını da gündeme getiriyor.
Uzmanlardan “fırsatçılık” uyarısı
Gayrimenkul hukukçuları, yasa öncesi yapılan yüksek oranlı zamların fırsatçılık olarak değerlendirilebileceği görüşünde. Uzmanlar, site yöneticilerinin aidatları tek taraflı ve keyfi biçimde belirleme yetkisine sahip olmadığını vurguluyor.
Aidat artışlarının şeffaf gerekçelere dayanması gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, “yönetici kendi kafasına göre aidat belirleyemez” uyarısında bulunuyor. Aksi halde, düzenlemenin amacının boşa düşeceği ve site sakinleri ile yönetimler arasındaki gerilimin artacağı ifade ediliyor.