10 Nisan 2026 itibarıyla uluslararası basında yer alan analizlere göre, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) son dönemde gerçekleştirdiği altın satış ve takas işlemleri küresel piyasalarda dikkat çeken bir etki oluşturdu. Financial Times’ta yer alan değerlendirmede, bu adımların altın fiyatlarında son yılların en sert düşüşlerinden birine katkı sağladığı ifade edildi.
Satış ve swap işlemleri piyasada arzı artırdı
Haberde, İran’daki savaş sonrası süreçte TCMB’nin Türk Lirası’ndaki değer kaybını sınırlamak amacıyla altın rezervleri üzerinden önemli adımlar attığı belirtildi. Bu kapsamda mart ayında yaklaşık 20 milyar dolarlık satış ve takas işlemi gerçekleştirildiği aktarıldı.
Metals Focus verilerine dayandırılan analizde, 27 Şubat–27 Mart tarihleri arasında yaklaşık 52 ton altın satıldığı ve Türkiye’nin net altın rezervlerinin 440 tona gerilediği bilgisi paylaşıldı. Bu seviyenin son iki yılı aşkın sürenin en düşük noktası olduğu vurgulandı.
Altın fiyatlarında sert düşüşe katkı sağladı
Aynı dönemde yaklaşık 79 tonluk altın takası yapıldığına dikkat çekilen haberde, bu işlemlerin piyasadaki arzı artırarak fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturduğu ifade edildi. Özellikle altın kiralama işlemlerinin etkisiyle piyasaya giren ek arzın fiyat hareketlerini hızlandırdığı kaydedildi.
Financial Times’a göre bu gelişmeler, altın fiyatlarında 2008 yılından bu yana görülen en sert aylık düşüşlerden birine zemin hazırladı. Satışların mart ayının son haftalarında hız kazandığı ve kısa sürede piyasaya önemli miktarda altın girişi olduğu belirtildi.
Ekonomistler likidite ihtiyacına dikkat çekiyor
Ekonomist Uğur Gürses, değerlendirmesinde TCMB rezervlerinin önemli bir bölümünün altın cinsinden tutulduğunu hatırlattı. Gürses, döviz likiditesi ihtiyacının karşılanması için altın satışının bir araç olarak kullanıldığını ifade etti.
Gürses’e göre piyasaya yüksek miktarda altın arz edilmesi, fiyatlar üzerinde doğrudan etkili oluyor. Ancak mevcut koşullarda Merkez Bankası’nın likidite açısından daha dengeli bir noktaya geldiği ve kısa vadede yeni bir satış baskısının zorunlu görünmediği değerlendiriliyor.