30 Mart 2026 itibarıyla yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetleri karşısında milyonlarca ücretli çalışan ve emekli, temmuz ayında ara zam yapılıp yapılmayacağını tartışıyor. İlk çeyrek verileri, sabit gelirli kesimin alım gücündeki kaybın sürdüğünü ortaya koydu.
Enflasyon ilk çeyrekte yükselişini sürdürdü
Yılın ilk üç ayında açıklanan enflasyon verileri dikkat çekti. Ocak ayında yüzde 4,84, şubat ayında yüzde 2,96 olarak açıklanan enflasyonun mart ayında da yaklaşık yüzde 3 seviyesinde gelmesi bekleniyor.
Bu tablo, fiyat artışlarının yılın başından itibaren güçlü şekilde devam ettiğini gösteriyor. Özellikle enerji ve akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş ile jeopolitik gelişmelerin enflasyon üzerindeki baskıyı artırdığı değerlendiriliyor.
Asgari ücret açlık sınırının altında kaldı
Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, mevcut ücret seviyeleri ile yaşam maliyetleri arasındaki farkın açıldığını belirtti. Net asgari ücretin 28 bin 75 TL seviyesinde olduğu, buna karşılık açlık sınırının 32-33 bin TL bandına yükseldiği ifade edildi.
Yoksulluk sınırının ise 105 bin TL’yi aştığı belirtilirken, yapılan ücret artışlarının enflasyon karşısında kısa sürede etkisini kaybettiği vurgulandı. Memur ve emeklilerde ise enflasyon farkının gecikmeli yansımasının alım gücünü daha da düşürdüğü kaydedildi.
Ara zam ihtimali gündemde
Bu gelişmelerle birlikte temmuz ayında ara zam yapılabileceğine yönelik beklentiler güç kazandı. Sabit gelirli kesim, enflasyon karşısında eriyen maaşların telafi edilmesini talep ediyor.
Ekonomistler, mevcut enflasyon trendinin devam etmesi halinde ara zam ihtimalinin daha fazla gündeme gelebileceğini değerlendiriyor. Ancak bu konuda henüz resmi bir açıklama bulunmuyor.
Uzmandan 5 maddelik öneri paketi
Erdursun, çalışanları koruyacak bir model için beş temel öneri sundu. Buna göre yüksek enflasyon dönemlerinde maaşların 6 ayda bir değil, 3 ayda bir güncellenmesi gerektiği ifade edildi.
Ayrıca belirli bir enflasyon eşiği aşıldığında otomatik ara zam mekanizmasının devreye alınması, ücret politikalarının bütüncül şekilde ele alınması ve işverenlere destek sağlanması gerektiği vurgulandı.
“Sosyal ve ekonomik risk artabilir” uyarısı
Uzmanlar, gerekli düzenlemelerin yapılmaması halinde hem sosyal hem de ekonomik risklerin artabileceğine dikkat çekiyor. Sabit gelirli kesimin alım gücündeki düşüşün iç talebi zayıflatabileceği belirtiliyor.
Erdursun, enflasyon düşene kadar geçici ama koruyucu bir modelin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade ederek, aksi durumda ekonomik daralma riskinin de gündeme gelebileceği uyarısında bulundu.