Mersin Devlet Opera ve Balesi (MDOB), William Shakespeare’in ölümsüz eseri "Romeo ve Juliet"i 9-10 Ağustos tarihlerinde 22. Uluslararası Bodrum Bale Festivali’nde sahnelemeye hazırlanıyor. Bu önemli performans öncesinde MDOB Müdürü ve Sanat Yönetmeni Serbülent Biçer ile eserin baş dansçısı Ozan Demirbaş, T24'ten Faruk Ekici'ye konuştu. Sanatçılar, balenin perde arkasını, mesleklerinin zorluklarını ve önyargıları anlatırken, Biçer'in "Çorum'un bir köyünden 13 balet çıktı, ben de onlardan biriyim," sözleri, Anadolu'nun sanata uzanan ilham verici hikayesini gözler önüne serdi.
Geçtiğimiz sezon Mersin'de prömiyerini yaparak büyük beğeni toplayan eser, şimdi de Bodrum'un tarihi atmosferinde sanatseverlerle buluşacak. Sanatçılar, hem bu özel performansın heyecanını hem de bir bale sanatçısı olmanın getirdiği adanmışlık dolu yaşamı samimiyetle paylaştı.
Bodrum Kalesi'nde Farklı Bir 'Romeo ve Juliet' Deneyimi
MDOB Müdürü Serbülent Biçer, sahneleyecekleri eserin yaklaşık yirmi yıl önce yine Mersin'de, hocaları Nugzar ve Medea Magalashvili tarafından sahneye konulduğunu belirtti. O dönemde kendilerinin de dansçı olarak görev aldığı eseri şimdi yeniden sahneye taşımanın gururunu yaşadıklarını ifade etti. Biçer, İstanbul'da sahnelenen versiyondan farklı bir reji ve koreografiye sahip olduklarını vurgulayarak, "İki eserin de ismi, müzikleri, hikâyesi aynı fakat sahnelenme şekli farklı. Bodrum'da seyircimiz bambaşka bir yorum izleyecek," dedi.
Baş dansçı Ozan Demirbaş ise Bodrum Kalesi gibi antik bir mekânda dans etmenin "müthiş bir atmosfer" olduğunu belirtti. Açık havanın getirdiği rüzgar, nem gibi teknik zorluklara rağmen, binlerce seyircinin karşısında bu atmosferde dans etmenin heyecanının her şeyin önüne geçtiğini söyledi.
Bir Köyden Çıkan 13 Balet ve 'Tayt' Meselesi
Söyleşinin en dikkat çekici anlarından biri, MDOB Müdürü Serbülent Biçer'in kendi kişisel hikayesini paylaşması oldu. Çorumlu olduğunu ve köyünden tam 13 balet çıktığını anlatan Biçer, bunun temelinde konservatuvarların yatılı okul sisteminin yattığını ve bu sistemin tekrar canlandırılması gerektiğini vurguladı.
Mesleğe dair önyargılara ve en çok sorulan "tayt" meselesine de açıklık getiren Biçer, "Bale sanatı tamamıyla fiziğe dayalı bir sanattır. Enstrümanınız bedeninizdir. O estetiği, insan vücudundaki estetiği sahnede en saf haliyle, hiçbir şey olmadan görebileceğiniz şey ya çıplaklıktır ya da tayttır, başka çaresi yok," diyerek taytın, bale sanatının anatomik ve estetik bir gerekliliği olduğunu ifade etti.
"Bale Mesleği Bizi Bırakıyor, Biz Baleyi Bırakamıyoruz"
Baş dansçı Ozan Demirbaş ise bir bale sanatçısının yaşam boyu süren disiplinini anlattı. Yediklerinden uykusuna kadar hayatlarının her anında kendilerini korumak zorunda olduklarını belirten Demirbaş, "Genelde bale sanatçılarına tatil çok iyi gelmez. Bir hafta sonu tatilinden sonra bile pazartesiye geçişimiz hep bir sendromdur," dedi.
Kariyerlerinin ilerleyen yaşlarda fiziksel koşullar nedeniyle sona erdiğini belirten Demirbaş, bu durumu "Biz aslında mesleği bırakmıyoruz, meslek bizi bırakıyor. Aktif dans hayatımızda belli bir yaştan sonra meslek icabı çizgilerimiz bozuluyor, biraz kilo alıyoruz. Dolayısıyla artık bale mesleği bizi bırakmaya başlıyor. Biz baleyi bırakamıyoruz," sözleriyle özetledi.
Mersin Devlet Opera ve Balesi, yeni sezonda "Lucia di Lammermoor" operası, "Cyrano de Bergerac" balesi ve "Kiss Me, Kate" müzikali gibi yeni eserlerle seyircisinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor.