Sıcak hava dalgaları artıyor: Ölüm riski, hastane başvuruları ve çözüm önerileri
Türkiye genelinde etkisini artıran sıcak hava dalgaları yalnızca günlük yaşamı değil, insan sağlığını da doğrudan tehdit ediyor. Uzmanlar, 17-31 derece aralığının üzerinde seyreden uzun süreli sıcaklıkların kalp, akciğer ve sinir sistemini etkilediğini; yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı olan bireyler için ölüm riskini artırdığını söylüyor.
Sıcak hava dalgası nedir ve neden artıyor?
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne göre, bir bölgede uzun yıllar boyunca kaydedilen en yüksek sıcaklık ortalamasının 5 derece üzerine çıkan ve en az üç gün süren sıcaklıklar “sıcak hava dalgası” olarak tanımlanıyor. Dünya Sağlık Örgütü ise bu durumu, “yerel iklim ortalamalarının üzerine çıkan, insan sağlığı için tehlike oluşturan yüksek sıcaklık dönemleri” olarak açıklıyor.
Bu ani ısı artışlarının temel nedeni iklim değişikliği. Fosil yakıt kullanımı, egzoz gazları, yoğun sanayi tarımı ve betonlaşma atmosferde sera etkisine neden oluyor. Kentlerdeki beton yapılar, toprak ve yeşil alan eksikliğiyle birleşince ısı adaları oluşuyor ve bu alanlarda sıcaklık, kırsal bölgelere kıyasla çok daha yüksek hissediliyor.
Sıcaklar hangi sağlık sorunlarına yol açıyor?
İdeal yaşam sıcaklığı 17 ila 31 derece arasında. Bu aralığın üzerine çıkıldığında sıcak bitkinliği, sıcak çarpması, ısı senkopu ve kramplar gibi akut sağlık sorunları görülebiliyor. Ancak asıl tehlike, aşırı sıcakların mevcut kronik hastalıkları tetikleyerek ölüme kadar varabilmesi.
DSÖ verilerine göre, 1998-2017 yılları arasında sıcak hava dalgaları nedeniyle dünya genelinde 166 binden fazla insan hayatını kaybetti. Türkiye özelinde ise örnekler çarpıcı: 2016 yazında İzmir’de sıcak hava dalgası sürecinde ölümler yüzde 181, yaşlı ölümleri ise yüzde 208 oranında arttı. İstanbul’da 2004-2017 arasında yaşanan 30 sıcak hava dalgası 4 bin 281 ek ölüme neden oldu.
Kimler daha fazla risk altında?
Bilimsel araştırmalar, 75 yaş üstü bireylerin, bebeklerin, kalp-damar ve akciğer hastalarının, şeker hastalarının, psikiyatrik ilaç kullananların, aşırı kilolu kişilerin ve sıcak çarpması geçmişi olanların daha büyük risk altında olduğunu gösteriyor. Ayrıca dış ortamda çalışan işçiler, evsizler ve iklimlendirme sistemlerine erişimi olmayan düşük gelirli bireyler de sıcakların doğrudan mağduru.
Korunmak için neler yapılmalı?
Uzmanlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından önerilen önlemler şöyle sıralanıyor:
Sıcak saatlerde (10.00-15.00) dışarı çıkmaktan kaçınılmalı.
Bol, açık renkli, doğal kumaştan yapılmış giysiler tercih edilmeli.
Günde en az 1,5-2 litre su içilmeli, alkol ve kafein içeren içeceklerden kaçınılmalı.
Gölgelik ve serin alanlarda kalınmalı.
Yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar evin serin odasında zaman geçirmeli.
Açık alanlarda çalışanlar için gölgeli mola alanları, soğuk içecek desteği ve risk bilgilendirmesi yapılmalı.
Evin pencereleri kapalı tutulmalı, yapay aydınlatma ve elektrikli cihaz kullanımı sınırlandırılmalı.
Türkiye’nin eylem planı var mı?
Sağlık Bakanlığı 2015 yılında, iklim değişikliğinin sağlık etkilerine karşı bir eylem planı yayımladı. Ancak “Sıcak Sağlık Eylem Planı” hâlâ standartlaştırılmış değil. Buna karşın bazı büyükşehirler, yerel iklim planlarına sıcak dalgalarını dahil etmeye başladı. Türk Tabipleri Birliği ve Türk Toraks Derneği gibi kuruluşlar da 2025 yılı itibarıyla özel çalıştaylar ve bilimsel yayınlarla çözüm önerileri sunuyor.
Sağlık politikaları yeniden şekillenmeli
Aşırı sıcaklar artık sadece “rahatsız edici” değil, yaşamı tehdit eden bir halk sağlığı sorunu. Küresel ısınma ivme kazandıkça sıcak hava dalgalarının sıklığı ve süresi de artacak. Bu da sağlık hizmetlerinin önceden hazırlanmasını, topluma yönelik erken uyarı sistemlerinin kurulmasını ve yerel yönetimlerin dayanıklılığını artırmasını zorunlu kılıyor.
Şimdi atılacak her adım, ileride binlerce hayatı kurtarabilir.