Çorum İdare Mahkemesi’nin Hekimhan Madencilik A.Ş.’ye verilen 7 yıllık maden arama ruhsatına ilişkin yürütmeyi durdurma kararı, Samsun Bölge İdare Mahkemesi tarafından da onandı. Bölge halkı ve çevre savunucuları, kararın “doğa ve yaşam alanları için tarihi bir kazanım” olduğunu belirtti.
Yüksek Mahkeme İtirazı Reddetti
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Hekimhan Madencilik’in, Çorum İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararına yaptığı itiraz, Samsun Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi tarafından reddedildi. Mahkeme, 23 Ekim 2025 tarihli kararında, “Çorum İdare Mahkemesi’nin yürütmenin durdurulması kararında yasaya aykırılık bulunmadığına” hükmederek, itirazların reddine oybirliğiyle ve kesin olarak karar verdi.
Davanın Konusu
Osmancık ilçesine bağlı Yukarı Zeytin Köyü sakinleri, Hekimhan Madencilik A.Ş.’ye verilen 7 yıllık maden arama ruhsatına karşı dava açmıştı. Ruhsat, 07 Kasım 2023 – 07 Kasım 2030 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde düzenlenmişti. Köylüler, arama faaliyetlerinin sondaj, numune toplama ve yarma işlemleri gibi çevreye zarar verebilecek uygulamaları içerdiğini; buna rağmen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin işletilmediğini belirterek yürütmenin durdurulmasını talep etmişti. Çorum İdare Mahkemesi, bu gerekçelerle 25 Eylül 2025 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı vermişti.
Avukat Safa Sazak’tan Emsal Karar Vurgusu
Davacı vekili Avukat Safa Sazak, şirket ve bakanlık itirazlarına karşı sunduğu dilekçede, çevresel risk taşıyan sondajlarda ÇED sürecinin zorunlu olduğuna dikkat çekti. Sazak, itirazın reddini talep ederken, aynı bölgeye ilişkin bir başka dosyada karar veren Samsun Bölge İdare Mahkemesi 2. Dairesi’nin şu önemli emsalini hatırlattı:
Samsun Bölge İdare Mahkemesi, 2. İDD, E:2025/341, K:2025/566 sayılı kararında, “Orman ve dere yatağına müdahale içeren sondajın ÇED muafiyeti kapsamında değerlendirilemeyeceği” gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararını onamıştır. Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde, içtihat birliği henüz oluşmamış olmakla birlikte, çevresel etki yaratma riski taşıyan sondajlarda mahkemeler ÇED sürecini zorunlu görme eğilimindedir.
Sazak ayrıca, yapılan faaliyetlerin “sıradan numune alma” sınırını aştığını; ağaç kesimi, yol açma ve dere yatağına hafriyat dökümü gibi geri döndürülemez çevresel müdahaleler içerdiğini vurguladı.
“Adalet ve Doğa Birlikte Kazandı”
Davacı vekili Avukat Safa Sazak, yüksek mahkemenin kararını “adaletin ve doğanın ortak zaferi” olarak değerlendirdi. Sazak, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Yüksek Mahkeme de halkın ve doğanın yanında durmuştur. Bu karar, çevre hakkını savunan yurttaşların adalet mücadelesinin ne kadar meşru ve güçlü olduğunu gösteriyor. Anadolu’muz şirketlerin değil, halkın ortak yaşam alanlarıdır. Mücadelemiz yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin yaşam hakkını korumak içindir.”