Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, uzun yol tır şoförlerinin fazla mesai alacaklarının ispatına ilişkin dikkat çeken bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme, şoförle aynı yolculukta bulunmayan ve çalışma saatlerini doğrudan gözlemlemeyen tanıkların beyanlarının tek başına fazla çalışma hesabına esas alınamayacağına hükmetti. Kararda, uzun yol taşımacılığında çalışma süresinin somut ve güvenilir delillerle ortaya konulması gerektiği vurgulandı.
Yerel mahkeme fazla mesai talebini kısmen kabul etti
Dava, işçilik alacaklarının ödenmediğini ve sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden yatırılmadığını öne süren tır şoförü M.A.D.’nin iş sözleşmesini feshetmesinin ardından açıldı. Davacı şoför, kıdem tazminatının yanı sıra fazla çalışma, hafta tatili ve resmi tatil ücretlerinin de kendisine ödenmesini talep etti.
İlk derece mahkemesi yapılan yargılama sonunda işçinin taleplerinin bir bölümünü kabul etti. Fazla mesai hesabında ise dosyadaki tanık anlatımları da dikkate alındı.
Yargıtay tanığın yolculuğa fiilen katılmasını esas aldı
Dosyanın üst mahkemelere taşınmasının ardından Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, uzun yol şoförlüğünün çalışma düzeninin diğer işlerden farklı olduğuna dikkat çekti. Yüksek Mahkeme, bir şoförün sefere çıkış ve dönüş tarihlerinin bilinmesinin, bu süre boyunca her gün ne kadar çalıştığının kesin olarak bilindiği anlamına gelmediğini değerlendirdi.
Kararda, şoförle birlikte yolculuk yapmayan bir kişinin çalışma saatlerine ilişkin anlatımının doğrudan gözleme dayanmadığı belirtildi. Bu nedenle uzun yol şoförlerinin fazla mesai davalarında, yalnızca genel nitelikteki veya tahmine dayalı tanık beyanlarının yeterli delil oluşturmayacağı sonucuna varıldı.
Her gün aynı güzergahta çalışan şoförler ayrıldı
Yargıtay kararında uzun yol taşımacılığı ile düzenli çalışma modeli arasında da ayrım yapıldı. Şoförün her gün aynı saatlerde işe başlayıp aynı güzergahta çalıştığı ve düzenli biçimde işyerine döndüğü çalışma modellerinde farklı delillerin değerlendirilmesinin mümkün olabileceğine işaret edildi.
Haftalar sürebilen uzun yol seferlerinde ise şoförün mola, dinlenme ve sürüş zamanlarını nasıl kullandığının dışarıdan kesin olarak bilinmesinin mümkün olmadığı değerlendirildi. Bu nedenle tanığın, fazla çalışma iddiasına konu çalışma düzenini fiilen görmüş olması önem taşıyor.
Takograf kayıtlarında güvenilirlik şartı
Dosyada takograf kayıtları da Yargıtay’ın değerlendirdiği deliller arasında yer aldı. Ancak tarafların kayıtların değiştirildiğine veya manipüle edildiğine ilişkin beyanlarının bulunması halinde, bu kayıtların tek başına güvenilir delil kabul edilemeyeceği belirtildi.
Yüksek Mahkeme, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacaklarının somut biçimde ispatlanamaması halinde bu taleplerin kabul edilemeyeceğine hükmetti. Böylece uzun yol şoförlerinin alacak davalarında delillerin niteliği ve güvenilirliği daha belirleyici hale geldi.
Kıdem tazminatı yönünden işçi haklı bulundu
Karar işçinin bütün taleplerinin reddedildiği anlamına gelmedi. Yargıtay, işçinin sigorta primlerinin gerçek ücretinin altında bildirilmesini iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi açısından değerlendirdi.
Bu nedenle tır şoförünün kıdem tazminatı hakkı korundu. Yüksek Mahkeme, fazla mesai ve benzeri çalışma süresine bağlı alacaklar yönünden verilen kararı bozarken, kıdem tazminatı yönünden işçi lehine olan değerlendirmeyi değiştirmedi.
Karar uzun yol şoförlerinin davalarını yakından ilgilendiriyor
Yargıtay’ın kararı, özellikle uluslararası ve şehirlerarası taşımacılık yapan şoförlerin açacağı fazla çalışma davaları açısından önem taşıyor. Bundan sonraki uyuşmazlıklarda yalnızca aynı işyerinde çalışan ancak sefere katılmayan kişilerin genel anlatımlarıyla fazla mesai talebinin ispatlanması daha zor hale gelebilecek.
Şoförün çalışma süresini gösteren güvenilir takograf kayıtları, sefer belgeleri, giriş-çıkış kayıtları ve doğrudan gözleme dayanan tanık anlatımları gibi somut delillerin önemi artacak. Bununla birlikte her uyuşmazlık kendi çalışma düzeni ve mevcut delilleri çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilecek.