Türkiye, terörle mücadelede yeni bir aşamaya geçti. “Terörsüz Türkiye” hedefi, artık sadece güvenlik operasyonlarıyla değil, çok boyutlu bir stratejiyle yürütülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “En büyük eserimiz” dediği bu kapsamlı proje, devletin tüm kurumlarını kapsayan bir yol haritasıyla şekilleniyor. Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek’in derlediği bilgiler doğrultusunda, devletin bu süreçteki bakış açısı, stratejisi ve kırmızı çizgileri netleşti.
Süreçte siyasi irade belirleyici oldu
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin siyasi desteğiyle “devlet projesi” haline gelen bu sürecin, hem içeride hem de dışarıda dikkatli bir şekilde yürütüldüğü vurgulanıyor. Erdoğan’ın açıklamaları, sürecin sadece terörle mücadele değil, aynı zamanda yeni bir Türkiye inşasının da temelini oluşturduğunu ortaya koyuyor.
MİT merkezde, diplomasi çok katmanlı
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), sürecin merkez aktörü konumunda. Teşkilatın başındaki isim İbrahim Kalın öncülüğünde yürütülen görüşmeler, Irak, Suriye ve İran başta olmak üzere bölge ülkeleriyle sıkı bir diplomatik zeminde ilerliyor. Sürecin enfekte edilmemesi adına hem içeride hem dışarıda çok yönlü güvenlik önlemleri devrede.
İşte devletin “Terörsüz Türkiye” stratejisini oluşturan 30 ana başlık:
-
PKK’nın silah bırakması bir sonuç değil, çok katmanlı bir sürecin başlangıcı olarak görülüyor.
-
MİT’in yürüttüğü diplomasi ve iç güvenlik çalışmaları, bu sürecin temel taşı niteliğinde.
-
Örgütün feshi sonrası oluşacak boşluk, demokratik ve sosyal yapılarla doldurulacak.
-
PKK’nın açıklamaları devletle müzakere değil, kendi iç kamuoyuna mesaj niteliğinde değerlendiriliyor.
-
“Silah bırakmaz” algısı kırılıyor; bölgesel aktörlerin tutumları Türkiye lehine değişiyor.
-
Ülke bazlı çözüm modelleri geliştirildi; Irak ve Suriye’de farklı stratejiler uygulanacak.
-
DEM Parti’nin süreçte aktif rol alması bekleniyor; siyasal cesarete vurgu yapılıyor.
-
CHP ve diğer partilere süreç hakkında resmi bilgilendirme yapılması planlanıyor.
-
ABD’nin SDG’yi bırakmaya yönelik politikası, süreci hızlandırıcı etki yaratıyor.
-
Suriye’de üniter devlet yapısına ABD'nin destek vermesi olumlu bir gelişme olarak görülüyor.
-
Türkiye, Suriye'de özerklik veya federasyon benzeri yapılara kesin olarak karşı.
-
İsrail ve İran’ın süreçteki olumsuz tutumları diplomatik kanallardan sınırlandırılıyor.
-
İsrail’in Kürtleri vekalet gücü haline getirme planına Türkiye net şekilde karşı çıkıyor.
-
Suriye’nin Lübnanlaşmasına izin verilmeyeceği net bir devlet politikası olarak belirtiliyor.
-
ENKS ve SDG arasındaki görüşmelerin sahaya yansımadığı ifade ediliyor.
-
Kürtlerin Suriye’de anayasal haklara üniter yapıda ulaşması gerektiği vurgulanıyor.
-
SDG’nin silah bırakması zaman alacak ama plan dahilinde ilerliyor.
-
PKK’nın Avrupa’daki finans ağı çözülüyor; Avrupa güvenlik birimleri sürece dâhil oluyor.
-
Bahoz Erdal gibi isimlerin sürece muhalefeti etkili değil, örgüt içinde marjinalleşiyor.
-
Her olumlu adımın bir diğerini tetiklediği, sürecin aşama aşama ilerlediği belirtiliyor.
-
Diyarbakır annelerinin evlatlarına kavuşması, toplumsal psikolojiyi olumlu etkiliyor.
-
Suça karışmamış yaklaşık 1000 örgüt mensubunun topluma kazandırılması hedefleniyor.
-
Diğer radikal örgütlerin sabotaj girişimlerine karşı MİT ve emniyet teyakkuzda.
-
Türkiye modeliyle silah bırakma sürecinin dört ay içinde sonuçlanması bekleniyor.
-
Irak ve Suriye’de Kürtlerin yeni hamisi Türkiye olacak; yönelim Ankara’ya çevrilecek.
-
Duhok ve Süleymaniye'deki normalleşme adımları sürecin göstergesi olarak görülüyor.
-
TBMM’de çok partili 100 kişilik komisyon kurulması önerisi MHP tarafından getirildi.
-
Basının süreci enfekte etmemesi için “yeni bir dil” inşa edilmesi gerektiği belirtiliyor.
-
Silahsızlanma sonrası beş aşamalı entegrasyon süreci planlanıyor; yasal düzenlemeler dahil.
-
Öcalan’ın şartlarında iyileştirme ve örgüt yöneticilerine farklı ülke opsiyonları değerlendiriliyor.
“Geri dönüş yok” mesajı açıkça verildi
Devletin tüm kurumlarıyla koordineli yürüttüğü bu tarihi süreçte, temel hedefin sadece silahların susması değil; bölgesel normalleşme, iç barış ve toplumsal bütünleşmenin sağlanması olduğu belirtiliyor. “Ok yaydan çıktı” söylemiyle sürecin artık geri dönülemeyecek noktaya geldiği mesajı veriliyor.
Bu yol haritası, sadece Türkiye’nin değil, bölge ülkelerinin de geleceğini etkileyebilecek yeni bir paradigmayı temsil ediyor. Terörsüz bir Türkiye için başlatılan bu stratejik inşa süreci, hem güvenliği hem de birlikte yaşam umudunu yeniden tanımlıyor.