Türkiye'de yaşayan herkesin en az bir kere duyduğu "Dünyanın merkezi Çorum'dur" sözü, genellikle bir hemşehri şakası olarak kabul edilir. Ancak bu iddianın, binlerce yıl öncesine dayanan derin bir tarihsel ve coğrafi gerçeklik payı taşıdığı anlaşıldı. Bir yerin "dünyanın merkezi" olması yalnızca matematiksel bir koordinat meselesi değil, aynı zamanda bir medeniyetin güç ve kültür anlamında kendini evrenin neresine koyduğuyla ilgilidir. Çorum için yapılan bu esprili iddianın kökleri de 3500 yıl önce Anadolu'da bir süper güç olan Hititlerin dünya görüşünde saklıdır.
Günümüzden 3500 yıl önce, bilinen dünyanın iki süper gücünden biri olan Hitit İmparatorluğu için "dünyanın merkezi" tam olarak Çorum'daki başkentleri Hattuşa idi. İmparatorluğun tüm siyasi kararları Hattuşa'daki sarayda alınır; krallar buradan Mısır'a, Babil'e ve Ege kıyılarına uzanan devasa bir coğrafyayı yönetirdi. "Bin Tanrılı Şehir" olarak anılan Hattuşa, aynı zamanda imparatorluğun dört bir yanından gelen inançların toplandığı, dönemin en büyük dini merkeziydi.
Bu tarihsel gerçekliğin arkasında coğrafi bir mantık da yatmaktadır. Çorum, Anadolu coğrafyasının en stratejik kavşak noktalarından birinde bulunur. Karadeniz'i İç Anadolu'ya, Doğu Anadolu'yu Batı'ya bağlayan ana yolların kesişim noktasındaki bu konum, bölgeyi tarih boyunca ordular, ticaret kervanları ve medeniyetler için doğal bir merkez haline getirmiştir. Hititlerin bu stratejik dehanın farkında olarak başkentlerini buraya kurduğu düşünülmektedir. Onlar için Çorum, sadece bir başkent değil, medeniyetin ve evrenin "sıfır noktasıydı".
Günümüzde Çorum halkının bu söze sahip çıkarak şehrin çeşitli yerlerine "Dünyanın Merkezi" tabelaları koyması, aslında bu derin tarihsel bilinçaltının modern bir yansımasıdır. Dilden dile dolaşan o espri, 3500 yıllık kadim bir imparatorluk gerçeğinin günümüzdeki folklorik devamı olarak görülebilir.