Bilim ve Teknoloji

Sosyal medyada görünmeyen manipülasyon: Algoritmalar zihnimizi nasıl ele geçiriyor

Sosyal medya platformlarında kullanılan algoritmaların kullanıcı davranışlarını nasıl etkilediği yeniden tartışma konusu oldu.

Abone Ol

Meta Platforms bünyesindeki Facebook ve Instagram başta olmak üzere TikTok ve X gibi sosyal medya platformlarının kullandığı algoritmalar yeniden tartışma konusu oldu. Dijital medya uzmanları, milyarlarca dolarlık yatırımlarla geliştirilen bu sistemlerin yalnızca kullanıcıların ne gördüğünü değil; ne hissettiğini, ne satın aldığını ve hatta siyasi tercihlerini bile etkileyebilecek düzeye ulaştığını belirtiyor.

Özellikle 2021 yılında kamuoyuna yansıyan Facebook belgeleri sonrası sosyal medya şirketlerinin kullanıcı davranışları üzerindeki etkisi daha yoğun şekilde tartışılmaya başlanmıştı.

Algoritmalar duygusal içerikleri öne çıkarıyor

Uzmanlara göre sosyal medya algoritmaları içerikleri kronolojik veya tarafsız biçimde sıralamıyor.

Bunun yerine kullanıcıların daha uzun süre platformda kalmasını sağlayacak içerikler önceliklendiriliyor. Özellikle öfke, korku, şaşkınlık ve kutuplaşma yaratan içeriklerin daha fazla etkileşim aldığı, bu nedenle algoritmalar tarafından daha yoğun şekilde önerildiği ifade ediliyor.

Dijital medya araştırmalarında, yüksek duygusal tepki oluşturan içeriklerin sakin ve bilgilendirici paylaşımlara kıyasla çok daha fazla görünürlük elde ettiği belirtiliyor.

Uzmanlar, bu durumun kullanıcıların ruh hali, stres seviyesi ve dünyaya bakış açısı üzerinde uzun vadeli etkiler oluşturabileceğine dikkat çekiyor.

“Filtre balonu” etkisi büyüyor

Dijital medya uzmanlarının dikkat çektiği bir diğer başlık ise “filtre balonu” olarak adlandırılan algoritmik yönlendirme sistemi.

Bu sistemde kullanıcılar çoğunlukla kendi düşüncelerini destekleyen içeriklerle karşılaşıyor. Karşıt görüşler veya farklı perspektifler zamanla görünmez hale geliyor.

Uzmanlar, algoritmaların kullanıcıyı platformda tutabilmek için mevcut düşünce yapısını güçlendiren içerikleri öne çıkardığını belirtiyor.

Araştırmalar, uzun süre benzer içeriklerle karşılaşan kullanıcıların daha keskin görüşler geliştirebildiğini ve toplumsal uzlaşma kapasitesinin zayıflayabildiğini ortaya koyuyor.

Sonsuz kaydırma sistemi bilinçli tasarlandı

Sosyal medya platformlarının en çok eleştirilen özelliklerinden biri olan “sonsuz kaydırma” sistemi de uzmanlara göre bilinçli olarak geliştirildi.

Kullanıcının bir sonraki içerikte neyle karşılaşacağını bilmemesi, beynin ödül mekanizmasını sürekli aktif tutuyor. Bu durumun kumar makinelerindeki psikolojik sistemle benzer çalıştığı belirtiliyor.

Uzmanlar, kullanıcıların çoğu zaman farkında olmadan planladıklarından çok daha uzun süre sosyal medya platformlarında vakit geçirdiğini ifade ediyor.

Dijital tasarım uzmanları bu sistemi zaman zaman “dikkat ekonomisi” veya “beyin korsanlığı” kavramlarıyla tanımlıyor.

Cambridge Analytica tartışmaları yeniden gündemde

Sosyal medya manipülasyonu tartışmaları denildiğinde en çok hatırlatılan örneklerden biri Cambridge Analytica skandalı oluyor.

2018 yılında ortaya çıkan olayda milyonlarca Facebook kullanıcısının verilerinin siyasi analiz ve hedefleme amacıyla kullanıldığı iddia edilmişti.

Uzmanlar, o dönemden bu yana veri işleme teknolojileri ve yapay zeka destekli algoritmaların çok daha gelişmiş hale geldiğini belirtiyor.

Bu nedenle kullanıcı davranışlarını yönlendirme kapasitesinin geçmişe göre daha güçlü olduğu değerlendiriliyor.

Uzmanlardan dijital farkındalık çağrısı

Dijital medya uzmanları, sosyal medyanın tamamen bırakılmasının çoğu kullanıcı için gerçekçi olmadığını ancak bazı önlemlerle etkilerin azaltılabileceğini ifade ediyor.

Öneriler arasında bildirimlerin kapatılması, günlük kullanım süresinin sınırlandırılması ve yalnızca benzer görüşteki hesapları değil farklı bakış açılarını da takip etmek yer alıyor.

Uzmanlar ayrıca sosyal medyada karşılaşılan içeriklerin doğruluğunun bağımsız kaynaklardan kontrol edilmesinin önemine dikkat çekiyor.

“Algoritmalar tepkiyi optimize ediyor”

Uzmanlara göre sosyal medya platformlarının temel amacı kullanıcıyı mümkün olduğunca uzun süre sistem içinde tutmak.

Bu nedenle algoritmalar çoğu zaman doğruluk, kalite veya toplumsal fayda yerine kullanıcı tepkisini ve etkileşimi önceliklendiriyor.

Dijital medya araştırmacıları, kullanıcıların gördüğü içeriklerin neden karşılarına çıktığını sorgulamasının ve çevrim içi davranışlarının farkında olmasının giderek daha önemli hale geldiğini vurguluyor.