Rize Ziraat Odası Başkanı Bünyamin Arslan, Türkiye’de çay tüketimine ilişkin dikkat çekici uyarılarda bulundu. Sosyal medya hesabında yayımlanan röportajında konuşan Arslan, restoran ve kafelerin büyük bölümünde “boyalı çay” olarak bilinen ucuz karışımların kullanıldığını belirterek sektörün karşı karşıya olduğu riske dikkat çekti. Arslan’ın sözleri, hem kalite hem de halk sağlığı açısından önemli bir tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.
Türkiye’nin yıllık 240 bin tonluk kuru çay tüketimi düşünüldüğünde, düşük maliyetli karışımların pazardaki payının giderek arttığı görülüyor. Arslan’a göre bu durum yalnızca ekonomik bir tercih değil; aynı zamanda ciddi bir kontrol açığı doğuruyor.
“Boyalı çay doğrudan işletmelere gidiyor, raflara girmediği için denetimden kaçıyor”
Arslan, piyasaya sürülen düşük kaliteli çayların çoğunun perakende raflarda görünmediğini, doğrudan işletmelere satıldığı için denetim mekanizmalarının devre dışı kaldığını söyledi. Bu nedenle tüketicinin ne içtiğini bilmesinin neredeyse imkânsız hale geldiğini ifade eden Arslan, çay sektörünün bu konuda acilen şeffaflığa ihtiyacı olduğunu vurguladı.
Rize’nin çay üretimindeki konumu düşünüldüğünde, Arslan’ın açıklamaları bölgedeki üreticiler için de kritik bir mesaj niteliği taşıyor. Üreticilerin emek verdiği çayın değeri, piyasaya hâkim olan ucuz karışımlar nedeniyle gölgeleniyor.
“Beş kilosu 850 liraya satılan karışımdan binlerce bardak çay çıkıyor”
Arslan’ın dikkat çektiği en önemli noktalardan biri maliyet farkı oldu. Nitelikli bir çayın kilosu 280–300 lira bandına satılırken, “boyalı çay” olarak bilinen karışımlar beş kilogramlık paketler halinde 850 liraya temin edilebiliyor. Ucuz karışımların binlerce bardak çay çıkarması, işletmeler için kâr oranını dramatik şekilde yükseltiyor.
Bu karışımların çöp çayın kırılıp granül hale getirilmesi, boyayla karıştırılması ve 60–70 liraya mal edilerek piyasaya sürülmesi üzerine kurulu olduğunu söyleyen Arslan, bu sistemin hem kaliteyi düşürdüğünü hem de sağlık risklerini büyüttüğünü belirtti. Sektörde “su kat sat” anlayışıyla hareket eden işletmelerin, maliyet avantajı uğruna tüketiciyi yanıltmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Boyalı çayın payı yüzde 35’e ulaştı: Sektörde ciddi bir boşluk var
Arslan, Türkiye’nin yıllık çay tüketiminin yaklaşık yüzde 35’inin artık boyalı karışımlardan oluştuğunu söyleyerek durumun ciddiyetini ortaya koydu. Bu oran, kayıt dışı karışımların pazardaki ağırlığını artırdığını ve sektörel rekabeti bozduğunu gösteriyor. Üreticilerin ise maliyet baskısı altında daha nitelikli ürün üretmekte zorlandığı belirtiliyor.
Çay kültürünün en güçlü olduğu ülkelerden biri olan Türkiye’de, tüketici alışkanlıklarının bu denli etkilenmesi hem ekonomik hem kültürel anlamda kayıp yaratıyor. Arslan, kaliteli çayın korunmasının yalnızca üreticinin değil, tüketicinin de hakkı olduğunu vurguladı.
Bakanlık devreye giriyor: Kafelerde numune alımı artırılacak
Tartışmalar üzerine Tarım ve Orman Bakanlığı’nın denetimleri sıkılaştırmak için çalışma başlattığı belirtildi. Arslan, kafeteryalarda numune alımının artırılacağını, kayıt dışı karışımlarla mücadelede daha etkin yöntemlerin devreye gireceğini söyledi. Bakanlığın adımları, sektörün uzun süredir talep ettiği bir denetim boşluğunu kapatmayı hedefliyor.
Türkiye’de çayın hem kültürel hem ekonomik önem taşıdığı düşünüldüğünde, boyalı karışımların yarattığı riskin yalnızca bir “kalite sorunu” olmadığı, geniş ölçekli bir gıda güvenliği meselesine dönüştüğü ifade ediliyor. Arslan’ın açıklamaları, çay tüketen milyonlarca vatandaş için de önemli bir uyarı niteliği taşıyor.