Türkiye’de bankacılık sektöründe takipteki alacaklar son bir yılda hızlı yükseliş gösterdi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine göre, takipteki alacaklar 15 Mayıs 2026 itibarıyla 718,9 milyar liraya ulaşarak yıllık bazda yaklaşık yüzde 81,7 artış kaydetti.
Toplam borçlarda dikkat çeken yükseliş
BDDK verilerine göre, 16 Mayıs 2025 haftasında 395,6 milyar lira seviyesinde bulunan takipteki alacaklar, bir yıl içinde 323,3 milyar lira artarak 718,9 milyar liraya çıktı. Bu artış, hem hane halkı hem de reel sektörün borç ödeme kapasitesinde zayıflama yaşandığına işaret ediyor.
Ekonomide yüksek enflasyon, artan yaşam maliyetleri ve gelirlerdeki reel düşüşün bu tabloyu etkilediği değerlendiriliyor. Özellikle son dönemde krediye erişimin günlük harcamalar için daha fazla kullanılması, riskli alacakların büyümesini hızlandırdı.
Bireysel borçlarda artış öne çıktı
Tüketici kredileri ve bireysel kredi kartlarından kaynaklanan takipteki alacaklar da önemli ölçüde yükseldi. Bu kalemdeki toplam tutar, bir yılda 165,9 milyar liradan 294,7 milyar liraya çıkarak yüzde 77,6 oranında arttı.
Bireysel borçlardaki bu artış, vatandaşların temel ihtiyaçlarını karşılamak için borçlanmaya daha fazla yöneldiğini ortaya koyuyor. Gelir-gider dengesindeki bozulmanın, kredi geri ödeme performansını olumsuz etkilediği ifade ediliyor.
İhtiyaç kredileri en riskli alan oldu
Tüketici kredileri içinde en yüksek artış ihtiyaç kredilerinde görüldü. Takipteki ihtiyaç kredileri 80,6 milyar liradan 137,5 milyar liraya yükselerek yüzde 70,5 artış kaydetti.
Konut kredilerinde takipteki alacaklar yüzde 61,7 artışla 1,3 milyar liraya, taşıt kredilerinde ise yüzde 69,9 yükselişle 435 milyon liraya ulaştı. Bu veriler, kredi türleri arasında riskin yaygınlaştığını gösteriyor.
Kredi kartı borçlarında yükseliş sürüyor
Kredi kartlarından kaynaklanan takipteki alacaklarda da ciddi artış yaşandı. Bu kalemdeki borçlar bir yılda 84,2 milyar liradan 155,4 milyar liraya çıktı.
Yaklaşık 71,2 milyar liralık artış, kredi kartlarının günlük harcamalar için yoğun şekilde kullanıldığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, bu eğilimin devam etmesi halinde bankacılık sektöründe risklerin daha da artabileceğine dikkat çekiyor.