Jeoloji profesörü Şener Üşümezsoy, Simav’da meydana gelen son depremleri ve bölgenin fay hattı üzerindeki risklerini detaylı şekilde değerlendirdi. Üşümezsoy, Simav’da 2011 yılında yaşanan 5.9 büyüklüğündeki deprem ve 2024’teki 5.4 büyüklüğündeki depremin aynı fay düzleminin farklı bölümlerinde gerçekleştiğini hatırlattı. Bu depremlerin fay hattının tamamının kırılmadığını, dolayısıyla bölgedeki stresin hâlâ devam ettiğini vurguladı.
Üşümezsoy’a göre, Simav Dağı’nın yükselimi ve fay cephesi bölgenin riskini artırıyor. Fay düzleminin 60–70 derece açıyla Simav’ın altına doğru uzandığını belirten uzman, Simav yerleşiminin fayın oluşturduğu yay biçimli çöküntü alanı üzerine kurulduğunu söyledi. Bu nedenle depremlerin şehrin hemen altındaki yırtılmalardan kaynaklandığını ifade etti.
Simav Fayının Özellikleri ve Potansiyel Tehlike
Simav fayı yaklaşık 40 kilometrelik bir hat boyunca uzanıyor ve bu hattın çevresinde farklı segmentler bulunuyor. Üşümezsoy, fay üzerindeki küçük yırtılmaların daha büyük kırılmalar için zemin hazırladığını belirterek, bu fayın potansiyel olarak 6,5 büyüklüğünde bir deprem üretebileceğini söyledi. 2011 ve 2024’te yaşanan depremler, fayın kenarlarında meydana gelen kısmi yırtılmalar olarak değerlendiriliyor.
Uzman, bu küçük ve orta ölçekli depremlerin “hemen büyük bir deprem olacak” anlamına gelmediğini, ancak fayın stres yükünü koruduğunu anlattı. Fayın kırılması halinde ortaya çıkacak depremin, bölgenin jeolojik yapısı nedeniyle geniş bir alanda etkili olabileceğine dikkat çekti.
Bölgedeki Tarihsel Depremler ve Segmentler
Üşümezsoy, Simav çevresinin geçmişte de büyük depremlerle sarsıldığını hatırlattı. 1970’te Gediz’de 7.1 büyüklüğünde, 1964’te Demirci’de 6.4 büyüklüğünde, 1940’larda ise Şaphane’de 6.2 büyüklüğünde depremler yaşanmıştı. Ayrıca Sındırgı fayı da 6.2 büyüklüğünde bir depremle kırılmıştı. Bu örneklerin, bölgenin tarihsel olarak aktif fay zonları üzerinde bulunduğunu gösterdiğini söyledi.
Simav ve çevresinde iki temel segment öne çıkıyor: Demirci segmenti ve Simav segmenti. Bu segmentlerin her birinde 6,5 büyüklüğüne kadar deprem potansiyeli bulunduğunu dile getiren Üşümezsoy, özellikle fayların birbirine kilitlenmiş bölümlerinin risk taşıdığını belirtti.
Simav’da Gelecek Deprem Riskine İlişkin Öngörüler
Üşümezsoy, 2011 ve 2024 depremlerinin Simav fayının tamamını kırmadığını ve bu nedenle bölgedeki ana yırtılmanın henüz gerçekleşmediğini ifade etti. Fay hattında stresin biriktiğini, bu yüzden uzun vadede daha büyük bir depremin ihtimal dahilinde olduğunu açıkladı. Ancak bu depremin “çok yakın zamanda” yaşanacağını söylemenin doğru olmadığının da altını çizdi.
Bölgenin jeolojik yapısına dikkat çeken Üşümezsoy, Simav Dağı’nın yükselmesinin ve fayın çöküntü alanı oluşturmasının, deprem şiddetini artırabilecek faktörler arasında bulunduğunu belirtti. Ayrıca sedimentler üzerine kurulmuş olan yerleşimlerin de depremin etkilerini daha fazla hissedeceğini vurguladı.
Simav İçin Ne Anlama Geliyor?
Prof. Dr. Üşümezsoy’un değerlendirmelerine göre Simav ve çevresi, aktif fay segmentleri nedeniyle orta ve büyük ölçekli depremlere açık bir bölge. Son yaşanan 5.4 ve 5.9’luk depremler, fay hattının stresini tamamen boşaltmış değil. Bu nedenle, bölgede gelecekte 6.5 büyüklüğüne kadar çıkabilecek bir depremin olasılığı bulunuyor.
Ancak Üşümezsoy, bu depremlerin zamanlaması konusunda kesin bir öngörü yapılamayacağını, en doğru yaklaşımın bu riskin farkında olarak bilinçli şehir planlaması, yapı denetimi ve afet hazırlığına önem verilmesi olduğunu ifade etti. Simav ve çevresinin, geçmiş depremlerden çıkarılan derslerle geleceğe hazırlanması gerektiğini sözlerine ekledi.