İktisatçı Mahfi Eğilmez, katıldığı canlı yayında altın, döviz ve para politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küresel piyasalarda artan belirsizliklerin yatırımcı davranışlarını kökten değiştirdiğini vurgulayan Eğilmez, özellikle altın ve gümüşe yönelimin kalıcı hale gelmeye başladığını söyledi.
Altında rekorlar tesadüf değil
Küresel piyasalarda altının ons fiyatının 5 bin 600 doları aşmasını ve gram altının 7 bin 800 TL’nin üzerine çıkmasını değerlendiren Eğilmez, bu yükselişin geçici bir dalga olmadığını savundu. Küresel risk algısının belirleyici olduğunu belirten Eğilmez, yatırımcı psikolojisindeki dönüşüme dikkat çekti.
“Benim tahminim, Donald Trump burada durduğu sürece risk yaratmaya devam edeceği yönünde. İnsanların altına dönmeleri bence sürecek gibi duruyor. Arada düzeltmeler olabilir ama altının ana yönü yukarı.”
Güvenli liman algısı dolardan altına kayıyor
Eğilmez’e göre Trump döneminde küresel belirsizlikler klasik refleksleri de değiştirmiş durumda. Daha önce kriz anlarında dolara yönelen sermaye, artık altın ve gümüşte yoğunlaşıyor. Bu durumun son aylardaki sert fiyat artışlarını da açıklayan temel faktörlerden biri olduğu belirtiliyor.
Eğilmez, “Trump’ın yaptıklarından bir şey çıkmaz denirse elbette bir geri dönüş olabilir, ancak şu aşamada piyasa bu ihtimali satın almıyor” diyerek belirsizlik vurgusunu sürdürdü.
Euro/dolar paritesi Türkiye için neden önemli?
Euro/dolar paritesinin 1,20 seviyesini aşarak son 4,5 yılın zirvesine çıkmasını da değerlendiren Eğilmez, küresel dengelerde ciddi bir paradigma değişimi yaşandığını söyledi. Dolar endeksindeki gerilemenin tesadüf olmadığını belirten Eğilmez, Trump’ın bu durumdan rahatsız olmadığını ifade etti.
“Eskiden bir kriz çıktığında herkes dolara kaçardı. Şimdi Trump faktörü nedeniyle bu refleks kırıldı. Altın ve gümüşe kaçış var.”
Eğilmez, paritenin Türkiye açısından özellikle ihracatçılar için avantajlı olduğunu vurgulayarak, “1,20 bizim lehimize, 1,05 seviyeleri aleyhimizeydi” değerlendirmesinde bulundu.
Gümüşte yükselişin arkasında reel talep var
Altınla birlikte gümüşteki sert yükselişi de yorumlayan Eğilmez, bu artışın yalnızca spekülatif olmadığını söyledi. Güneş enerjisi yatırımları ve elektrikli araç üretiminin gümüş talebini yapısal olarak artırdığını belirten Eğilmez, arzın sınırlı olmasının fiyatları yukarı taşıdığını ifade etti.
“Gerçek bir ihtiyaç var. Üretim sınırlı. Spekülatif etkisi de var ama tek başına o değil.”
Merkez Bankası faiz indirimi neden sınırlı kaldı?
Eğilmez, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın son faiz indirimini de eleştirel bir çerçevede değerlendirdi. Piyasa beklentilerinin daha yüksek olduğuna dikkat çeken Eğilmez, indirimin sınırlı tutulmasının enflasyon görünümüne dair temkinli bir okuma olduğunu savundu.
“Beklenti 1,5 puandı ama Merkez Bankası 1 puanla yetindi. Ocak-nisan döneminde 8–10 puanlık enflasyon beklenirken, daha agresif bir indirim yapılmadı. Bu da Merkez Bankası’nın önünü çok açık görmediğini gösteriyor.”
Belirsizlik çağında tahmin yapmak zorlaştı
Eğilmez’e göre asıl sorun, küresel ekonomide tahmin yapmayı mümkün kılan dengelerin hızla bozulması. 2008 krizinden sonra değişen dünya düzeninin, Trump döneminde daha da öngörülemez hale geldiğini belirten Eğilmez, “tahmin şaşmalarının artık doğal karşılanması gerektiğini” söyledi.
Bu tablo, altın ve döviz piyasalarındaki sert hareketlerin kısa vadeli değil, küresel sistemdeki kırılmanın yansıması olarak okunması gerektiğini ortaya koyuyor.