Yerel Haberler

Keşan’da sabır taşı çatladı: Emekliler “Yeter artık” diyerek sokağa döküldü

Keşan’da yüzlerce emekli, artan geçim sıkıntısına ve 2026 bütçesine duydukları tepkiyi sokaklara taşıdı. TES Keşan Temsilciliği’nin çağrısıyla düzenlenen yürüyüşte “Yeter artık” sloganları yükselirken, kalabalık ekonomik baskının artık katlanılamaz hale geldiğini dile getirdi.

Abone Ol

Edirne’nin Keşan ilçesinde tansiyon gün boyunca hiç düşmedi. Tüm Emekliler Sendikası (TES) Keşan Temsilciliği’nin çağrısıyla toplanan kalabalık, sabır taşının artık çatladığını söyleyerek yürüyüşe geçti. “Yeter artık” sloganları sokaklara yayıldı ve yüzlerce kişi hükümete, Meclis’e ve bütçe politikalarına tepkisini dile getirdi.

Sabah saatlerinden itibaren biriken kalabalık, ekonomik baskı altında yaşamaya çalıştıklarını ve artık dayanma güçlerinin kalmadığını söyleyerek yürüyüş boyunca sesini yükseltti. Keşan sokaklarında yankılanan sloganlar, uzun süredir biriken öfkenin dışa vurumu oldu.

Yürüyüşe yoğun katılım: “Bu kez gerçekten sabır taşı çatladı”

Edirne Hudut Gazetesi’nden Olgay Güler’in aktardığına göre yürüyüşe katılım beklenenden yüksek oldu. TES Keşan Temsilciliği Başkanı Ahmet Erkan, kalabalığın önünde hazırladığı basın açıklamasını okudu ve emeklilerin yaşadığı maddi sıkıntıların artık sürdürülemez noktaya geldiğini söyledi.

Kalabalığın dikkati, Erkan’ın 2026 bütçesiyle ilgili sert eleştirilerine yoğunlaştı. Onun sözleri, emekliler arasında aylardır konuşulan ekonomik adaletsizliğin resme dökülmüş hali gibiydi.

“Vergi muafiyetlerinden vazgeçilse bütçe fazla verir” çıkışı

TES Başkanı Ahmet Erkan açıklamasında şunları söyledi:

“2026 Bütçesinde teşvik ve vergi muafiyetleri var, yandaş sermayeye kıyak var. 18 trilyon 929 milyar liralık bütçede daha başlangıçta 2 trilyon 700 milyar lira açık verileceği belirtiliyor. Ancak aynı bütçede yandaşlara 3 trilyon 600 milyar liralık vergi muafiyeti de yer alıyor. Bu muafiyet kaldırılsa bütçe yaklaşık 1 trilyon fazla verir.”

Erkan, emeklilere planlanan yüzde 15–20 arası zammın gerçek enflasyon karşısında hiçbir anlam taşımadığını söyledi. Hesaplamalara göre bu kaynak emeklilere aktarılsa kişi başı maaşların “hiçbir yüzdelik artışa ihtiyaç kalmadan” 18.750 lira artırılabileceğini vurguladı.

“Bu sefalet düzenine teslim olmayacağız”

Erkan’ın açıklamasındaki en sert bölüm, kamu-özel işbirliği projelerine yönelik ödenen garantiler oldu. Şehir hastanelerinden köprülere kadar verilen garanti ödemelerinin yıllık 2 trilyon 700 milyar liraya ulaştığını belirten Erkan, bu tercihin toplumsal yıkıma yol açtığını söyledi.

Sözleri salonda derin bir sessizlik yarattı:

“Siyasi iktidar tercihini yandaşlarından yana değil de emekli, emekçi, asgari ücretli, çiftçi ve esnaftan yana kullansa, bugün çöpten yiyecek toplayan emekli, kepengini kapatmak zorunda kalan esnaf kalmayacak.”

2002’den bugüne maaş karşılaştırması: “8,5 çeyrek altından 1,5’a düştük”

Erkan, emeklilerin satın alma gücündeki dramatik düşüşü de rakamlarla ortaya koydu.
2002’de en düşük emekli maaşıyla 8,5 çeyrek altın alınırken bugün bunun 1,5 çeyreğe düştüğünü söylemesi kalabalıkta büyük tepki yarattı.

Yoksulluk sınırının 93 bin liraya, açlık sınırının 27 bin liraya çıktığını, en düşük emekli maaşının ise bunların çok altında kaldığını söyleyen Erkan, sistemin sürdürülemez olduğunu belirtti. Kalabalık bu bölümde uzun süre alkışladı.

Keşan sokaklarında yankılanan ses: “Maaşlarımızı artırın!”

Yürüyüş boyunca emekliler “Geçinemiyoruz”, “İnsanca yaşamak istiyoruz” ve “Maaşlarımızı artırın” sloganlarını attı. Sokaklarda yankılanan ses, bölgedeki ekonomik sıkışmanın boyutunu somut şekilde ortaya koydu.

Yürüyüş sessizce dağılmadı; insanların yüzündeki öfke kadar yorgunluk da belirgindi.
Bu kalabalık, bir süredir içten içe büyüyen bir rahatsızlığın artık açık bir isyana dönüştüğünü gösteriyordu.