Programın ilk bölümü Hayrettin Karaman İmam Hatip Lisesi’nde gerçekleştirildi. “Kayıp Coğrafyanın İzinde Doğu Türkistan” adlı kitabını yıl içerisinde okuyan öğrencilerle bir araya gelen Taha Kılınç, Doğu Türkistan’a yaptığı zorlu yolculukta edindiği izlenimleri anlattı. Kılınç, öğrencilerden gelen soruları da cevaplandırdı.
İkinci program Buhara Kültür Merkezi’nde yapıldı
Programın ikinci bölümü ise Buhara Kültür Merkezi’nde düzenlendi. ÖNDER Yönetim Kurulu Üyesi Ayhan Boyraz’ın takdimiyle başlayan programda, ilahiyat fakültesi öğrencisi Muhammed Emin Altuntaş Kur’an-ı Kerim tilavet etti.
Ardından İnsani Değerler Platformu Dönem Sözcüsü Şahin Çalışkanoğlu, platformun Suriye’deki insani krizin başlangıcından bu yana Çorum’da gerçekleştirdiği çalışmalar, etkinlikler ve insani hassasiyetler hakkında kısa bir değerlendirmede bulundu. Konuşmanın ardından gazeteci-yazar Taha Kılınç’ın sunumuna geçildi.
Doğu Türkistan’daki asimilasyon süreci anlatıldı
İslam coğrafyasının farklı bölgelerinde gözlem ve tecrübelere sahip olan, bu birikimlerini kitaplarıyla okuyuculara aktaran Taha Kılınç, konuşmasına Doğu Türkistan’ın diğer coğrafyalardan ayrılan yönlerini anlatarak başladı.
Kılınç, Doğu Türkistan’ın Türkiye’ye yaklaşık 6 bin 500 kilometre uzaklıkta bulunması nedeniyle Müslümanların zihninden ve gündeminden uzaklaştığını ifade etti. Çin’in dezenformasyon politikalarının bölgede yaşanan ağır asimilasyon sürecinin anlaşılmasını zorlaştırdığını belirten Kılınç, ABD-Çin rekabetinde Doğu Türkistan meselesinin zaman zaman siyasi bir malzeme olarak kullanılmasının da bölgedeki gerçeklerin görülmesini engellediğini dile getirdi.
Doğu Türkistan’da Uygurların yoğun bir gözetim altında yaşadığını aktaran Kılınç, sokaklarda yalnızca görüntü değil ses kaydı da yapan çok sayıda kamerayla insanların takip edildiğini söyledi. Kılınç, camilerin önemli bir bölümünün müzeye ya da farklı amaçlarla kullanılan mekânlara dönüştürüldüğünü, mezarlıklara kadar uzanan bir süreçte İslam’a ait izlerin silinmeye çalışıldığını anlattı.
“8 günde 15 şehir gezdim”
Doğu Türkistan’a yaptığı 8 günlük yolculukta 15 ayrı şehri ziyaret ettiğini belirten Taha Kılınç, sunumunda bölgeye ait belge ve fotoğraflara da yer verdi. Bölge halkıyla kurabildiği sınırlı diyalogları da katılımcılarla paylaşan Kılınç, özellikle 2015 yılından sonra Çin yönetimi tarafından sistematik bir asimilasyon sürecinin işletildiğini ifade etti.
Kılınç, Doğu Türkistan’da Müslümanların ağır baskılarla karşı karşıya kaldığını belirterek, yaşananların yalnızca siyasi değil aynı zamanda insani ve vicdani bir mesele olduğunu vurguladı. Sunum sırasında aktarılan bazı bilgiler ve görüntüler katılımcılara duygusal anlar yaşattı.
“Doğu Türkistan bizim asli değerlerimizi taşıyor”
Doğu Türkistan’ın Türk-İslam medeniyeti açısından önemli şahsiyetlere ev sahipliği yaptığını hatırlatan Kılınç, Kaşgarlı Mahmud, Yusuf Has Hacib ve Satuk Buğra Han gibi isimlerin bu coğrafyanın yetiştirdiği değerler olduğunu söyledi.
Son 10 yılda bölgede İslam’a ait izlerin ortadan kaldırılması için yoğun bir çaba yürütüldüğünü belirten Kılınç, buna rağmen Doğu Türkistan için yapılabilecek çok şey olduğunu ifade etti.
Kılınç, Türkiye’de yaşayan Uygur Türklerine sahip çıkılması gerektiğini belirterek, onların yalnız bırakılmaması gerektiğini söyledi. Uygur Türklerine yönelik baskıların yaşandığı bölgelerde üretilen ürünleri kullanmaktan vazgeçmenin de ahlaki bir başlangıç olabileceğini dile getirdi.
Yoğun ilgi gören programın sonunda gazeteci-yazar Taha Kılınç, okurları için kitaplarını imzaladı.