Ankara’da bir araya gelen yapı kayıt mağdurları, hobi bahçesi sahipleri, kırsalda yaşam mücadelesi veren vatandaşlar ve çeşitli sivil toplum temsilcileri, yaşadıkları sorunların çözümü için basın açıklaması yaptı. Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen vatandaşlar, tapulu arazilerinde oluşturdukları yapılar ve hobi bahçeleri nedeniyle ağır para cezaları, yıkım kararları, elektrik ve su kesintileri ile hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldıklarını belirterek hükümete, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ve ilgili kurumlara çağrıda bulundu.
Mağdurlar adına yapılan açıklamada, sorunun yalnızca birkaç yapıdan ibaret olmadığı vurgulandı. Yaklaşık 8 milyon vatandaşın yıllarca birikimlerini harcayarak aldığı tapulu araziler üzerinde emek verdiği, çocuklarıyla gelecek kurduğu, elektrik ve su abonelikleri yaptırdığı, vergi ödediği ve devletin sunduğu sistemlere güvenerek hareket ettiği ifade edildi.
Vatandaşlar ağır ceza ve yıkım kararlarıyla karşı karşıya kaldı
Basın açıklamasında, vatandaşların bugün ağır para cezaları, yıkım kararları ve hukuki süreçlerle karşı karşıya bırakıldığı belirtildi. Hükümetin torba yasaya eklediği düzenlemeyle metrekare başına 10 lira olan cezanın 2 bin 500 liraya çıkarılacağı, 2 ay içinde yapı sahibi tarafından yıkım gerçekleştirilmezse cezanın 7 bin 500 liraya yükseleceği ileri sürüldü.
Açıklamada, yıkım masraflarının da bahçe sahiplerinden tahsil edilmesinin dar gelirli vatandaşlar ve emekliler açısından büyük bir mağduriyet oluşturacağı dile getirildi. Milyonlarca dar gelirli ve emeklinin bu cezaları ödeyemeyerek savcılık, mahkeme ve icra süreçleriyle karşı karşıya kalacağı savunuldu.
Elektrik ve su kesintileri kırsal yaşamı tehdit ediyor
Mağdurlar, elektrik ve su bağlantılarının kesilmesinin yalnızca yapı sahiplerini değil, kırsal yaşamı, hayvanları, ağaçları ve üretimi de olumsuz etkilediğini belirtti. Açıklamada, elektrik ve su kesintileri nedeniyle bahçelerdeki canlı varlığının ve üretim alanlarının zarar gördüğü ifade edildi.
Katılımcılar, yaklaşık 50 milyon ağacın kurumaya terk edildiğini savunarak vatandaşın toprağa dokunma hakkının elinden alındığını dile getirdi. Açıklamada, ekilen bitkilerin, sebzelerin ve ağaçların yok edilmesinin tarımsal üretime zarar verdiği vurgulandı.
Hobi bahçemiz fobi sorunumuz oldu
Basın açıklamasında katılımcılar, yaşadıkları mağduriyeti “Hobi bahçemiz, fobi sorunumuz oldu” sözleriyle dile getirdi. Hobi bahçesi sahipleri, kendi tapulu arazilerinde aileleriyle huzurlu bir yaşam kurmak isterken bugün yıkım ve ceza korkusuyla karşı karşıya kaldıklarını ifade etti.
Açıklamada, vatandaşların suçlu ya da kaçakçılık yapan kişiler gibi gösterilmesine tepki gösterildi. Mağdurlar, taleplerinin ayrıcalık değil, adalet olduğunu belirterek cezalandırma yerine kayıt altına alma, denetleme ve güvenli hale getirme yaklaşımının benimsenmesini istedi.
6360 sayılı Büyükşehir Yasası’na dikkat çekildi
Mağdurlar, sorunun temelinde yalnızca vatandaşların değil, yıllardır çözülemeyen planlama sorunlarının ve mevzuat eksikliklerinin bulunduğunu savundu. 2014 yılında yürürlüğe giren 6360 sayılı Büyükşehir Yasası ile yaklaşık 17 bin köyün bir gecede mahalleye dönüştürüldüğü, köy tüzel kişiliklerinin kaldırıldığı belirtildi.
Açıklamada, köylünün kendi arazisindeki tasarruf hakkının büyük ölçüde sınırlandırıldığı, birçok bölgede yıllardır imar planlarının yapılmadığı ve vatandaşların plansızlığın mağduru haline geldiği ifade edildi. Mevcut tablonun yalnızca bireysel tercihlerden değil, eksik uygulamalardan ve tamamlanmayan planlama süreçlerinden kaynaklandığı kaydedildi.
İmar Barışı sonrası yeni mağduriyetler oluştu
Basın açıklamasında, 2018 yılında çıkarılan İmar Barışı kapsamında milyonlarca vatandaşın devlete güvenerek başvuru yaptığı, bedel ödediği ve Yapı Kayıt Belgesi aldığı hatırlatıldı. Ancak daha sonra yaşanan iptaller nedeniyle yüz binlerce vatandaşın yeniden mağdur edildiği savunuldu.
Pandemi sonrasında kırsalda yaşama yönelimin arttığına dikkat çekilen açıklamada, vatandaşların şehirlerin betonlaşmış ortamından uzaklaşarak kendi arazilerinde yaşam kurmaya çalıştığı belirtildi. Bu sürecin, kırsal yaşam ihtiyacını ve toprağa erişim talebini daha görünür hale getirdiği ifade edildi.
Milyonlarca lirayı bulan cezalar tepki topladı
Açıklamada, 5403 sayılı kanun kapsamında uygulanan cezaların birçok vatandaşın ödeme gücünü aştığı dile getirildi. Bazı vatandaşların yalnızca kendi tapulu arazisine koyduğu konteyner nedeniyle ceza davalarıyla karşı karşıya kaldığı belirtildi.
Mağdurlar, 500 metrekarelik bir alan için 1 milyon 250 bin lira ceza yazılabildiğini, 2 ay içinde yıkım yapılmaması halinde cezanın 3 milyon 750 bin liraya kadar çıkabildiğini ileri sürdü. Bu durumun aileleri derinden etkilediği, insanların evlerini, bağ evlerini ve hobi bahçelerini kaybetme korkusuyla yaşadığı ifade edildi.
Bizler suçlu değiliz mesajı verildi
Basın açıklamasında, “Bizler suçlu değiliz. Bizler kaçakçılık yapan insanlar da değiliz” denilerek vatandaşların kendi tapulu arazilerinde yaşam kurma çabası içinde olduğu vurgulandı. Mağdurlar, alın teriyle çalışan, çocuklarına temiz bir gelecek bırakmak isteyen ve ailesiyle huzurlu bir yaşam kurmaya çalışan insanlar olduklarını belirtti.
Katılımcılar, açıklama sırasında “Emeğimiz yıkılamaz” sloganı attı. Açıklamada, vatandaşların cezalandırılması yerine yapıların sağlamlık ve güvenlik kriterlerine göre değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Güvenli yapılar kayıt altına alınsın çağrısı
Mağdurlar, afet riski taşımayan yapıların kayıt altına alınması, denetlenmesi ve ekonomiye kazandırılması gerektiğini belirtti. Riskli yapıların ise yıkım ve ceza süreci yerine güçlendirme ya da dönüşüm süreçlerine yönlendirilmesinin daha doğru olacağı ifade edildi.
Açıklamada, amaçlarının rant elde etmek olmadığı savunuldu. Katılımcılar, düzenlemelerin sosyal adalet, mülkiyet hakkı, barınma hakkı ve vatandaş-devlet güven ilişkisi dikkate alınarak yapılmasını istedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ve hükümete çağrı yapıldı
Ankara’daki basın açıklamasında hükümete, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ve ilgili kurumlara çağrı yapıldı. Türkiye genelindeki yıkım kararlarının acilen durdurulması, kesilen yüksek para cezalarının yeniden değerlendirilmesi ve hobi bahçeleri ile bağ evleri için kalıcı bir yasal statü oluşturulması talep edildi.
Ayrıca Yapı Kayıt Belgesi iptal edilen yapıların teknik incelemeye tabi tutulması, güvenli olanların yeniden kayıt altına alınması ve elektrik ile su bağlantıları kesilen yapılara altyapı hizmetlerinin yeniden verilmesi istendi. Kapsamlı bir yapı kayıt düzenlemesi hazırlanması ve kırsal yaşamı destekleyen özel imar modellerinin geliştirilmesi de talepler arasında yer aldı.
Düzenlemenin kayıt dışılığı azaltacağı savunuldu
Mağdurlar, yapılacak adil ve kapsamlı bir düzenlemenin kayıt dışılığı azaltacağını, devletin vergi gelirlerini artıracağını ve yerel yönetimlerin gelir kaybını önleyeceğini savundu. Açıklamada, yapıların kayıt altına alınmasının deprem riskine karşı sağlıklı veri oluşturacağı ifade edildi.
Ayrıca bu tür bir düzenlemenin kentsel dönüşümü hızlandıracağı, kırsal yaşamı ve üretimi destekleyeceği, sosyal adaleti güçlendireceği ve vatandaş ile devlet arasındaki güven ilişkisini yeniden tesis edeceği belirtildi.
Siyasi parti temsilcileri mağdurlara destek verdi
Basın açıklamasına siyasi parti temsilcileri de katılarak mağdurlara destek verdi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. İpek Özkal Sayan, vatandaşların zamanında arsa edindiğini, evlerini yaptığını, elektrik ve su bağlattığını belirterek bugün yıkım ve ceza tehdidiyle karşı karşıya bırakılmalarının adaletle bağdaşmadığını söyledi.
Sayan, Türkiye’de çok sayıda mağdur kesim oluştuğunu ifade ederek bunun en önemli nedenlerinden birinin hukuk devleti anlayışındaki sorunlar olduğunu dile getirdi. Hobi bahçelerinin bazı aileler ve özel ihtiyaçları olan bireyler için yalnızca bir bahçe değil, yaşam alanı ve terapi imkanı olduğunu belirtti.
Yeniden Refah Partisi’nden kalıcı çözüm çağrısı
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Başdanışmanı Melih Güner de açıklamada yaptığı konuşmada, Genel Başkan Dr. Fatih Erbakan’ın ve İstanbul Milletvekili Doğan Bekin’in selamlarını iletti. Güner, hobi bahçesi mağdurlarının yanında olduklarını ve sorunun çözülene kadar bu mücadelenin takipçisi olacaklarını söyledi.
Konteyner ve karavanlar nedeniyle milyonlarca liralık cezalar yazılmasının akla ve mantığa uygun olmadığını belirten Güner, valiliklere ve belediye başkanlarına seslenerek mevcut yapıları yıkmak için değil, kalıcı çözümler üretmek için çaba gösterilmesi gerektiğini ifade etti.
Depremzede vatandaş yaşadığı mağduriyeti anlattı
Basın açıklamasında söz alan bir depremzede vatandaş, yıkılan evinden enkaz altından çıktığını, her şeyini kaybettiğini ve daha sonra yıkım korkusu yaşamayacağını düşünerek küçük bir hobi bahçesi evi aldığını anlattı. Ancak şimdi bu yapının da yıkılacağı endişesiyle yeniden aynı travmayı yaşadığını söyledi.
Depremzede vatandaş, sağlık sorunları nedeniyle bahçede huzur bulduğunu, ancak tekrar yıkım tehdidiyle karşılaşmasının kendisini olumsuz etkilediğini ifade etti. Katılımcılar, bu tür bireysel örneklerin sorunun insani boyutunu ortaya koyduğunu belirtti.
Vatan Partisi’nden yıkım çözüm değil açıklaması
Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Utku Reyhan da açıklamada yaptığı konuşmada, küçük bahçesinde toprağa dokunmak isteyen vatandaşlara yönelik ceza ve yıkım politikalarının doğru olmadığını söyledi. Reyhan, kıyı ve orman alanlarını yağmalayan büyük yapılara karşı etkili mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.
Reyhan, yıkımın çözüm olmadığını ifade ederek büyük şehirlerde yaşayan vatandaşların toprakla buluşma hakkının elinden alınmaması gerektiğini söyledi. Cezalarla ve yıkımlarla sonuç alınamayacağını vurguladı.
Köylerdeki ahır ve yapılar da etkilenebilir uyarısı
İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Demirci, kamuoyunda konunun genellikle hobi bahçesi olarak bilindiğini ancak düzenlemenin köylerdeki yapıları da etkileyebileceğini söyledi. Büyükşehir yasası nedeniyle mahalle statüsüne geçen köylerde ahır yapan vatandaşların da benzer cezalarla karşı karşıya kalabileceğini belirtti.
Demirci, bu nedenle meselenin yalnızca hobi bahçesi sahiplerinin sorunu olmadığını, kırsal bölgelerde yaşayan ve üretim yapan vatandaşları da ilgilendirdiğini ifade etti. Türkiye’nin bu alandaki kanayan yarasına Meclis’te çözüm bulunması gerektiğini söyledi.
Bu mesele milyonların geleceği meselesidir
Basın açıklamasının sonunda, sorunun yalnızca birkaç yapıdan ibaret olmadığı vurgulandı. Açıklamada, bu meselenin milyonlarca insanın emeği, geleceği, mülkiyet hakkı, barınma hakkı ve devlete duyduğu güven meselesi olduğu ifade edildi.
Katılımcılar, Cumhurbaşkanı’nın daha önce dile getirdiği “vatandaşı mağdur etmeden çözün, orta yol bulun” yaklaşımının yapı kayıt ve hobi bahçesi mağdurlarını kapsayacak şekilde hayata geçirilmesini istedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılacak düzenlemelerin milyonlarca vatandaşı kapsayan adil, kalıcı ve uygulanabilir çözümler üretmesi talep edildi.
Açıklama Yapı Kayıt Meclise sloganıyla sona erdi
Ankara’daki basın açıklaması, katılımcıların hep birlikte attığı “Yapı Kayıt Meclise” sloganıyla sona erdi. Mağdurlar, taleplerinin karşılanması ve yıkım kararlarının durdurulması için mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti.
Basın açıklamasında, vatandaş ile devletin karşı karşıya getirilmemesi gerektiği özellikle vurgulandı. Katılımcılar, cezalandırma yerine kayıt, denetim, teknik inceleme ve kalıcı yasal statü temelinde çözüm beklediklerini dile getirdi.