Bilim ve Teknoloji

Gördüklerinize inanmayın: Yapay zeka ile üretilen bu video sizi kandırıyor

Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle ortaya çıkan deepfake videolar, kişilerin ses ve görüntülerinin izinsiz kullanılmasına yol açıyor. Bu içerikler sosyal medyada hızla yayılırken, şantaj, dolandırıcılık ve itibar kaybı gibi ciddi riskler oluşturuyor.

Abone Ol

Yapay zeka teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte deepfake videolar, ses ve görüntülerin izinsiz şekilde kullanılmasına zemin hazırlıyor. Bu içerikler özellikle sosyal medya platformlarında hızla yayılırken, vatandaşlar açısından şantaj, dolandırıcılık ve itibar kaybı gibi ciddi riskler doğuruyor. Uzmanlara göre mağduriyet yaşayan kişiler, mevcut yasalar çerçevesinde hukuki yollara başvurabiliyor.

Avukat Selahattin Par, dijital ortamda gerçek ile sahte arasındaki farkın giderek silindiğini ve vatandaşların yapay olarak üretilen videoları çoğu zaman gerçek sanabildiğini belirtiyor. Par’a göre bu durum kişisel haklara yönelik saldırıları artırıyor ve vatandaşların itibarını zedeleyen ciddi sonuçlar doğuruyor.

Hukuki Başvuru Yolları Açık

Rızası dışında sesi ya da görüntüsü kullanılan kişilerin, sulh ceza hakimliğine başvurarak içeriğin kaldırılmasını talep edebileceği ifade ediliyor. Eğer içeriği hazırlayan kişi biliniyorsa, Türk Medeni Kanunu kapsamında maddi ve manevi tazminat davaları açılabiliyor. Ayrıca Türk Ceza Kanunu’na göre kişisel verilerin izinsiz paylaşımı, 1 ila 3 yıl arası hapis cezasına konu olurken, gizlilik ihlallerinde bu ceza 4 yıla kadar çıkabiliyor.

Par, “Sesinizi ya da görüntünüzü alıp müstehcen içerikler üretebiliyorlar. Bu çok ciddi bir tehlike. Kişisel verilerin korunmasıyla ilgili yasal boşluklar mevcut ama mevcut kanunlarla da hak aramak mümkün” diyerek uyarıda bulundu.

Yeni Dijital Yasa İhtiyacı

Mevcut yasaların teknolojik gelişmelerin gerisinde kaldığını vurgulayan Par, Türkiye’de acilen dijitalleşmeye uygun yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olduğunu söyledi. Dijital içeriklerin de tıpkı televizyon yayınları gibi denetim mekanizmasına tabi olması gerektiğini dile getiren Par, “Bir RTÜK benzeri sistem kurulmalı” ifadelerini kullandı.

Aksi halde şikayet süreçlerinde alınan kararlar gecikiyor ve bu süre içinde milyonlarca kişi sahte içeriklere maruz kalabiliyor. Bu da mağduriyetin telafisini güçleştiriyor.

Uluslararası Zorluklar

Medipol Üniversitesi’nden Doç. Dr. İhsan Eken ise yapay zekanın açık ve kapalı kodlu sistemlerle çalıştığını, açık kodlu sistemlerin kontrolsüzlüğü artırdığını ifade etti. Özellikle Uzak Doğu kaynaklı açık kodlu yapay zekaların denetlenmesinin neredeyse imkânsız olduğunu vurguladı.

Eken, “Bir kişi bir ülkede mağdur oluyor, içerik başka bir ülkeden yayılıyor, sunucu farklı bir ülkede. Bu durumda hangi ülkenin yasaları geçerli olacak? Bu neredeyse çözümsüz bir durum” dedi. ABD ve Çin’de yapay zekaya ilişkin yasaların daha ileri seviyede olduğunu, evrensel hukuk düzenlemelerine ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

İlk Önlem Bireysel Duyarlılık

Eken’e göre yapay zeka içeriklerinden korunmanın ilk yolu kişisel farkındalık. Algoritmaların nasıl çalıştığını anlamanın ve dijital okuryazarlığın artırılmasının önemine işaret eden Eken, “Yapay zekanın ürettiği içerikler gün geçtikçe daha ikna edici hale gelecek. Bu yüzden kişisel tedbirler büyük önem taşıyor” uyarısında bulundu.

Uzmanlara göre hem bireysel bilinç hem de kapsamlı yasal düzenlemeler olmadan deepfake ve yapay zeka kaynaklı mağduriyetlerin önüne geçmek mümkün görünmüyor.