Ekonomide yaşanan dalgalanmalar ve döviz kurlarındaki yukarı yönlü seyir siyasetin gündemindeki yerini koruyor. İyi Parti Çorum İl Başkanı Bekir Özsaçmacı, ülkenin ekonomik görünümü ve dış politikadaki gelişmeler üzerine kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Özsaçmacı, yılın başından itibaren yaşanan kur artışlarının vatandaşın cebine yansıyan maliyetini hesapladı.
EKONOMİDEKİ KÜÇÜLMEYE DİKKAT ÇEKTİ
Türk Lirası'nda yaşanan değer kaybının genel ekonomiye etkilerini vurgulayan Özsaçmacı, bu durumun milli gelir üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu ifade etti. Hesaplama yöntemlerine yönelik eleştirilerini de dile getiren Özsaçmacı, "Devalüasyon milleti 85 milyar dolar fakirleştirdi" dedi.
Gelir dağılımındaki bozulmaya işaret eden Özsaçmacı, "TÜİK’in hesaplama oyunları ile 10.597 dolar olarak açıklanan fertbaşı milli gelir 1.000 dolar erimiş, Türkiye ekonomisi ise 85 milyar dolar küçülmüştür" değerlendirmesinde bulundu.
HÜKÜMETİN HEDEFLERİ ERKEN ŞAŞTI
Ekonomi yönetiminin orta vadeli planlarında öngördüğü rakamların gerçekle uyuşmadığını savunan İl Başkanı, belirlenen hedeflerin çok kısa sürede aşıldığını kaydetti. Programlanan kur tahminlerinin piyasa gerçeklerinin gerisinde kaldığını belirten Özsaçmacı şunları söyledi:
"Hükümet 2018 Yılı Programı ve Yatırım Programlarında 2018-2020 yılları için belirlenen Dolar/TL kurları daha 2018 yılı başlamadan aşılmıştır. 2018 yılı için öngörülen 3,73 TL’lik dolar/TL kuru, 2020 için öngörülen 4,02 TL’lik hedef 10 Nisan 2018 tarihinde aşılmıştır. 10 Nisan 2018 tarihi itibarıyla dolar/TL kuru 4,13 TL ile rekor düzeye erişmiştir."
Özsaçmacı, kur artışının etkilerini şu sözlerle eleştirdi:
"Türk Lirası yılbaşından bu tarafa yaklaşık %10 devaüle olmuştur. Bu ne anlama gelmektedir? TÜİK’in hesaplama oyunları ile 10.597 dolar olarak açıklanan fertbaşı milli gelir 1.000 dolar erimiş, Türkiye ekonomisi ise 85 milyar dolar küçülmüştür. Sayın Başbakan “dolsa ne olur dolmasa ne olur” diyerek güya espri yapıyordu. İşte dolar doldu. Sayın Başbakan, doldurduğunuzda ne olduğunu gördünüz mü?"
TEŞVİK SİSTEMİNE YÖNELİK SERT ÇIKIŞ
Maliyet artışlarının vatandaşa yansıtıldığını ancak bazı kesimlerin bu durumdan korunduğunu iddia eden Özsaçmacı, Avrasya Tüneli örneğini verdi. Enflasyon oranları ile zam oranları arasındaki farka değinen Özsaçmacı, "Bu muazzam zarar maalesef Türk milletinin cebinden çıkacaktır. İktidar sahipleri ve yandaşları bu zarardan mümkün olduğu ölçüde korunmaktadır. Örneğin, 2017 yılı enflasyonun %11,9 açıklandığı bir dönemde Avrasya Tüneli Geçiş Ücreti %26,5 zamlanmış, kamuoyundan gelen tepkiler neticesinde devletin alacağı KDV’yi %18’den %8’e düşürülerek işletici firma korunmuştur" ifadelerini kullandı.
Özel sektörün dış borç yüküne de parmak basan Özsaçmacı, "İYİ Parti olarak soruyoruz; 316,4 milyar dolara erişen özel sektör dış borcu nasıl finanse edeceksiniz?" sorusunu yöneltti.
PROJE KRİTERLERİ SORGULANDI
Hükümetin açıkladığı Süper Teşvik Paketi'nin içeriği ve kazanan firmaların belirlenme süreci de Özsaçmacı'nın hedefindeydi. Cari açığın arttığı bir dönemde verilen teşviklerin şeffaflıktan uzak olduğunu savunan İl Başkanı, şu eleştirileri getirdi:
"Döviz artışlarıyla milletimizin cebindeki para erirken yandaş firmaları korumak, milletin kaynaklarını yandaş firmalara peşkeş çekmek Süper Teşvik Paketi çıkarılıyor. Cari açığı azaltmak amacıyla verilen Süper Teşvik Paketi toplantısında, son 12 aylık ihracatın 160 milyar doları aştığı ifade edilmesine rağmen son 12 aylık dönemde 83,6 milyar dolara erişen dış açıktan bahsedilmemiştir. Dış açık, dolar ile finanse edilmektedir. Bahse konu “23 proje için 19 şirkete verilen süper teşvik toplantısında” 1 tamamlanan proje ve 23 devam eden projeye süper teşvikler verildiği ifade edilmiştir."
Teşvik alan firmaların isimlerine dikkat çeken Özsaçmacı, "Tamamlanan proje sahibinin milletin anasına küfreden Cengiz İnşaat diğer teşvik alanın da Sayın Erdoğan’a olan aşkını “Şemsin Mevlana’ya duyduğu aşk”a benzeten Ethem Sancak’a ait olması tesadüf değildir" dedi ve şu soruların yanıtlanmasını istedi:
"- Teşvik desteğinden yararlanacak 23 proje hangi kriterlere göre belirlenmiştir? - Belirlenen sektörler ve teşvik konularında Fayda – Maliyet Analizi neye göre yapılmıştır? - 135 milyar dolarlık yatırım tutarı ne şekilde ve hangi kriterlere göre hesaplanmıştır?"
BANKACILIK SEKTÖRÜ VE MEDYA SATIŞI
Ekonomideki adaletsizlik vurgusunu sürdüren Özsaçmacı, medya sektöründeki el değiştirmelerin finansman modelini eleştirdi. Kamu bankalarının kaynak kullanımına değinen Özsaçmacı, "Türkiye’de sadece üretim sektörleri değil, bankacılık sektörü de bu yandaş kayırmacılığından olumsuz etkilenmektedir. Örneğin, Ziraat Bankası Doğan Medya’nın Demirören Grubuna satılması için gerekli 675 milyon dolar krediyi 2 yıl ödemesiz, 8 yıl sıfır faizli olarak vermiştir. Ancak, Ziraat Bankası bu kaynağı sağlayabilmek için 22 ülkeden 44 bankadan 1 milyar 440 milyon dolar borçlanmıştır" şeklinde konuştu.
BÜYÜK GRUPLARIN YAPILANDIRMA TALEPLERİ
Türkiye'nin önde gelen holdinglerinin borç yapılandırma taleplerinin ekonomik krizin habercisi olduğunu öne süren Özsaçmacı, şu tespitte bulundu:
"Türk ekonomisinin temel sermayesini yaratmış ve tüm üretimin yüzde 60'ını yapan, yani Türkiye'nin gerçek gücünü ortaya koyan yerleşik sermayeyi de çökertmektedir. Doğuş Grubunun bankalardan istediği borç yapılandırma talebi Hükümetin hatalı ekonomi politikalarının hem kabulü hem de tescilidir. Burada unutulmaması gereken nokta daha önce başka grupların da borç yapılandırması talebinde bulunmuş olmalarıdır. Doğuş grubundan önce Yıldız Holding, yani Ülker Grubu da borç yapılandırması istemiş, Türk Telekom’un ortağı Oger 4.4. milyar dolarlık borcunu ödememiştir. Borç yapılandırma talebiyle bankaların kapısına dayanan firmaların bankaları da 2001 krizini andırır bir şekilde bir likitide kriziyle karşı karşıya bırakmaları sadece zaman meselesidir."
SURİYE POLİTİKASINDA BELİRSİZLİK
Ekonomi gündeminin yanı sıra dış politikadaki gelişmelere de değinen Özsaçmacı, Suriye'de izlenen stratejinin Türkiye'yi zor durumda bıraktığını belirtti. İktidarın dış politika hamlelerini sert bir dille eleştiren Özsaçmacı, "Sayın Erdoğan’ın dış politikaları bizatihi kendisi ülke için tehdit ve beka sorununa dönüşmüş, yapılan vahim hataların tamirinin sorumluluğu şanlı ordumuza yüklenmiştir" dedi.
Suriye sahasındaki ittifakların güvenilirliğini sorgulayan Özsaçmacı sözlerine şöyle devam etti:
"Sayın Erdoğan’ın basiretsiz politikaları Türkiye’nin çok vahim bir oyuna düşmesine neden olmuştur. Düşünün: Rusya ve İran’la imzaladığınız Ankara bildirgesinde Esad’ın iktidarda kalmasına rıza ve garantörlük teyid ediyorsunuz, bir tür onu da partneriniz yapıyorsunuz, hemen akabinde bu ortaklarınızdan, yani önce İran’dan ardından Rusya’dan Afrin’den çık talimatı geliyor. Esad sivilleri korumak adına garantörü olduğunuz bölgelere bomba yağdırıyor. Ankara bildirgesindeki ortağının askerleri bombalanıyor. Bu arada NATO’daki baş müttefikimiz Doğu Guta’ya kimyasal silah saldırısında bulunulduğunu iddia ediyor."
MECLİS ÇAĞRISI
Bölgedeki siyasi risklerin arttığını ve Türkiye'nin manevra alanının daraldığını ifade eden Özsaçmacı, "Yarın Esad, Suriye rejimi güçleri, Suriye’deki İran kuvvetleri bombalanırsa kimin yanında saf tutacaksınız?" sorusunu yöneltti.
Açıklamasının sonunda çözüm adresi olarak TBMM'yi gösteren Özsaçmacı, şu çağrıda bulundu:
"İşte İYİ Parti olarak Erdoğan’a şu çağrıda bulunmayı Türk Milletinin genel güvenliği ve yüksek çıkarları adına yüksek bir ahlaki ve siyasi zorunluluk sayıyoruz: Eğer misyonunuz ‘Yıkmadan Gitmemek değil ise’ gelin, bu çok vahim ortamda, sağduyuyu milletin temsilcileriyle birlikte yok etmek istediğiniz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde hep birlikte arayıp, bulalım."