Siyaset

"Bir Millet, İki Devlet" Hedefte mi? Azerbaycanlı Gazeteciden Çarpıcı Açıklamalar

Azerbaycanlı Gazeteci Elşad Paşasoy, son dönemde yaşanan uluslararası gelişmelerin ardından Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik bağlarını hedef alan girişimlere dikkat çeken kapsamlı bir değerlendirmede bulundu.

Abone Ol

Paşasoy, özellikle İsrail hükümetinin sözde "Ermeni soykırımı" kararının ardından Azerbaycan'ın haksız şekilde hedef gösterilmeye çalışıldığını belirterek, bunun iki kardeş ülke arasında ayrılık oluşturmayı amaçlayan planların bir parçası olduğunu savundu.

Paşasoy, son yıllarda yaşanan gelişmelere bakıldığında Azerbaycan'ın sürekli olarak farklı gerekçelerle hedef alındığını ifade ederek, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırıları sırasında dahi hiçbir somut gerekçe bulunmamasına rağmen Azerbaycan'ın suçlanmaya çalışıldığını söyledi. Avrupa'daki bazı çevrelerin ve geçmişte Azerbaycan ile sorun yaşayan yapıların da sürekli ülke aleyhine kararlar aldığını belirten Paşasoy, birbirine karşıt görünen çevrelerin Azerbaycan söz konusu olduğunda ortak hareket ettiğini öne sürdü.

"Türkiye ile Azerbaycan'ın arasını açmaya çalışıyorlar"

İsrail hükümetinin sözde "Ermeni soykırımı" kararını kabul etmesinin ardından da Azerbaycan'ın hedef gösterildiğini ifade eden Paşasoy, bazı çevrelerin bilinçli şekilde Türkiye ile Azerbaycan'ın arasını açmaya çalıştığını dile getirdi.

Bölgesel barış ve güvenlik konusunda Azerbaycan'ın önemli rol üstlendiğini vurgulayan Paşasoy, uluslararası platformlarda bu yaklaşımın takdir gördüğünü ancak bundan rahatsız olan çevrelerin iki kardeş ülke arasına fitne sokmaya çalıştığını savundu.

"Bizim başka ailemiz yok, ailemiz Türk dünyasıdır"

Paşasoy, Azerbaycan'ın Türkiye ile kardeşliği devlet politikası haline getirdiğini belirterek, "Bizim başka bir ailemiz yoktur, ailemiz Türk dünyasıdır." anlayışının Bakü'nün temel yaklaşımı olduğunu söyledi.

Azerbaycan ile İsrail arasında tarihî dostluk ilişkileri bulunduğunu ancak bunun Azerbaycan'ın uluslararası hukuk temelindeki ilkeli dış politikasını değiştirmediğini ifade eden Paşasoy, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in her fırsatta İsrail-Filistin sorununun başkenti Doğu Kudüs olan iki devletli çözüm temelinde çözülmesini savunduğunu hatırlattı.

Filistin'e verilen destekleri hatırlattı

Paşasoy, Azerbaycan'ın Gazze'de yaşanan sivil kayıplardan duyduğu endişeyi her platformda dile getirdiğini belirterek, ülkesinin şiddetin sona erdirilmesi, sivillerin korunması ve uluslararası insancıl hukuka uyulması çağrısında bulunduğunu söyledi.

Azerbaycan'ın Filistin'e 2 milyon dolar insani yardım sağladığını, ayrıca 600 öğrenci kapasiteli bir okulun inşasını üstlendiğini hatırlatan Paşasoy, buna rağmen ülkesinin "İsrail yanlısı" gösterilmeye çalışılmasının haksızlık olduğunu ifade etti.

Haydar Aliyev-Yaser Arafat görüşmesini hatırlattı

Paşasoy, 1997 yılında yayımlanan bir gazetede yer alan Haydar Aliyev ile Filistin lideri Yaser Arafat arasındaki görüşmeyi de örnek gösterdi.

Haydar Aliyev'in Sovyetler Birliği döneminden itibaren Filistin meselesiyle yakından ilgilendiğini ve Filistin halkının yanında durduğunu belirten Paşasoy, Aliyev'in Arafat'a geçmişte İran-Irak savaşı ve Suriye-Filistin ilişkilerinde yürüttüğü diplomatik girişimleri hatırlattığını aktardı.

Arafat'ın da görüşmede Azerbaycan'ın desteğini hiçbir zaman unutmadıklarını ifade ettiğini belirten Paşasoy, Azerbaycan'ın Filistin davasına desteğinin yeni olmadığını, onlarca yıllık devlet politikası olduğunu vurguladı.

"Peki Filistin Azerbaycan için ne yaptı?"

Paşasoy, yazısında Filistin yönetimine de eleştiriler yöneltti.

Filistin'in Ermenistan'ın Azerbaycan topraklarını işgal ettiği yıllarda herhangi bir itiraz ortaya koymadığını, Hocalı Katliamı'nı tanımadığını ve Ermeni terörüne karşı açık tavır almadığını dile getiren Paşasoy, buna rağmen Azerbaycan'ın Filistin'e desteğini sürdürdüğünü söyledi.

Geçtiğimiz yıl Filistin Dışişleri Bakanlığı görevine Ermeni kökenli Varsin Ohannes Vartan Agabekyan'ın atanmasını da eleştiren Paşasoy, bu ismin geçmişte Ermeni tezlerini destekleyen yayınlar yaptığını savundu.

İsrail'in kararına Bakü'den sert tepki

Paşasoy, Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı'nın İsrail hükümetinin kararına ilişkin yaptığı açıklamanın son derece açık olduğunu belirtti.

Açıklamada 1915 olaylarının siyasi kararlarla değerlendirilmesinin kabul edilemez olduğu, tarihî gerçeklerin çarpıtıldığı ve bu tür girişimlerin bölgesel uzlaşı çabalarına zarar verdiğinin vurgulandığını hatırlatan Paşasoy, Bakü yönetiminin İsrail'i kararını yeniden gözden geçirmeye çağırdığını ifade etti.

Azerbaycan'ın tarihî gerçeklerin korunması, uluslararası hukuk ilkelerine bağlılık ve bölgede kalıcı barışın sağlanması yönündeki politikasını sürdüreceğinin de aynı açıklamada yer aldığını kaydetti.

TBMM'den Azerbaycan'a teşekkür

Paşasoy, Türkiye Büyük Millet Meclisi Azerbaycan-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Şamil Ayrım'ın da Meclis kürsüsünden Azerbaycan'a teşekkür ettiğini hatırlattı.

Şamil Ayrım'ın, İsrail'in sözde "Ermeni soykırımı" kararına karşı ilk ve en güçlü diplomatik tepkinin Azerbaycan'dan geldiğini söylediğini aktaran Paşasoy, Türkiye'de çok sayıda siyasetçi ve vatandaşın da Bakü'nün tutumunu takdir ettiğini ifade etti.

"Türkiye burada yoksa ben buradayım" sözünü hatırlattı

Paşasoy, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in 2014 yılında Prag'da düzenlenen Doğu Ortaklığı Zirvesi'nde Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın sözde "Ermeni soykırımı" iddialarını gündeme getirmesi üzerine verdiği tarihi cevabı da hatırlattı.

Aliyev'in "Türkiye burada yoksa ben buradayım." sözleriyle Türkiye'yi savunduğunu belirten Paşasoy, bunun Azerbaycan'ın Türk dünyasına bakışını en açık şekilde ortaya koyduğunu söyledi.

"Fitneye karşı dikkatli olalım"

Paşasoy, İsrail'in sözde "Ermeni soykırımı" kararının Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecini de olumsuz etkileyebileceğini savunarak, Azerbaycan'ın Türkiye'ye desteğinin "Bir millet, iki devlet" anlayışının doğal sonucu olduğunu ifade etti.

Yazısını önemli bir uyarıyla tamamlayan Paşasoy, Türkiye ile Azerbaycan arasında ayrılık oluşturmaya çalışan çevrelere karşı dikkatli olunması gerektiğini belirterek, Zengezur Koridoru, Türk Devletleri Teşkilatı ve Türk dünyasının bütünleşme sürecinden rahatsız olan odakların iki kardeş ülke arasına nifak sokmaya çalıştığını savundu.

Paşasoy, "Bir millet, iki devlet anlayışını zayıflatmaya yönelik girişimlere karşı uyanık olmalı, doğru ile yanlışı ayırt etmeli ve kardeşliğimizi hedef alan provokasyonlara fırsat vermemeliyiz." ifadelerini kullandı.