Anayasa Mahkemesi (AYM), 2010 Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) sorularının sızdırılması iddialarıyla ilgili davalarda emsal niteliği taşıyabilecek önemli bir karara imza attı. AYM Genel Kurulu, bir öğretmen adayının bireysel başvurusunu değerlendirerek, bağlantılı suçlara ilişkin yargı mercilerinin çelişkili kararlar vermesinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiğine hükmetti.
2 Haziran 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2026/42 sayılı kararda, aynı maddi olay temel alınarak verilen farklı yargı kararlarının gerekçelendirilmemesinin hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı belirtildi.
2010 KPSS'de soru sızdırma iddiaları gündeme gelmişti
10 Temmuz 2010 tarihinde yapılan KPSS'nin Eğitim Bilimleri testinde çok sayıda adayın tüm soruları doğru cevaplaması üzerine sınav kamuoyunda geniş tartışmalara neden olmuştu.
Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkanlığı tarafından hazırlanan raporda, sınav sorularının sınav öncesinde bazı adaylara ulaştırıldığı değerlendirmesi yapılmıştı. Bunun üzerine ÖSYM, sınavın objektiflik ve güvenilirliğini kaybettiği gerekçesiyle Eğitim Bilimleri testini 17 Eylül 2010 tarihinde iptal etmiş ve sınav 31 Ekim 2010 tarihinde yeniden gerçekleştirilmişti.
Başvurucunun sınav performansı soruşturmanın merkezinde yer aldı
Dumlupınar Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu olan başvurucu, iptal edilen ilk sınavda Eğitim Bilimleri testindeki 120 sorunun tamamını doğru yanıtladı.
Ancak aynı aday, sınavın tekrarında 120 sorudan yalnızca 83'üne doğru cevap verebildi. İki sınav arasındaki dikkat çekici başarı farkı, yürütülen soruşturmalarda önemli delillerden biri olarak değerlendirildi.
Hakkında üç ayrı suçtan dava açıldı
ÖSYM tarafından hazırlanan 2016 tarihli analiz raporunda başvurucunun bazı adaylarla benzer yanlış cevap örüntülerine sahip olduğu tespit edildi.
Bu bulgular doğrultusunda başvurucu hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlamalarıyla dava açıldı.
Mahkeme hapis ve para cezası verdi
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen davada başvurucu, resmi belgede sahtecilik suçundan beraat etti.
Mahkeme, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile 132 bin 780 lira adli para cezası verdi. Ayrıca FETÖ/PDY üyeliği suçundan da 6 yıl 3 ay hapis cezasına hükmetti.
Dolandırıcılık suçuna ilişkin mahkûmiyet kararı istinaf incelemesinde kesinleşirken, örgüt üyeliği suçuna ilişkin karar Yargıtay incelemesine taşındı.
Yargıtay bozdu, sanık beraat etti
Yargıtay tarafından yapılan inceleme sonucunda örgüt üyeliği suçundan verilen mahkûmiyet kararı bozuldu.
Yeniden görülen davada başvurucu hakkında beraat kararı verildi. Bu beraat hükmü 19 Ocak 2026 tarihinde kesinleşti. Böylece aynı olay temel alınarak verilen iki farklı yargı sonucu ortaya çıktı.
AYM çelişkili kararların hak ihlaline yol açtığına hükmetti
Başvurucu, dolandırıcılık suçundan verilen cezanın infaz edilmeye başlanmasına rağmen örgüt üyeliği suçuna ilişkin yargılamanın henüz tamamlanmamış olmasını Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı.
Başvuruyu inceleyen AYM, dolandırıcılık ve örgüt üyeliği suçlarının temelinde aynı maddi vakıanın bulunduğunu belirledi. Mahkeme, istinaf ve temyiz mercilerinin aynı olay hakkında farklı değerlendirmeler yapmasının ve bu farklılığın yeterince gerekçelendirilmemesinin adil yargılanma hakkını zedelediğine karar verdi.
Karar oy çokluğuyla alındı
Anayasa Mahkemesi kararında, hukuk devleti ilkesinin gereği olarak aynı maddi olay hakkında farklı sonuçlara ulaşılması halinde bunun gerekçesinin açık şekilde ortaya konulması gerektiği vurgulandı.
Somut olayda ise sınav sorularının önceden elde edilip edilmediği yönündeki temel vakıa hakkında farklı yargı mercilerinin çelişkili değerlendirmelerde bulunduğu ve bunun yargılamanın bütünlüğünü zedelediği ifade edildi.
Karar, AYM Genel Kurulu tarafından oy çokluğuyla alındı. Üyeler Yusuf Şevki Hakyemez ile Ömer Çınar karara karşı oy kullandı.
Dosya yeniden yargılama için gönderilecek
AYM, ihlalin mevcut yasal düzenlemelerden kaynaklandığı sonucuna ulaştı. Bu nedenle kararın bir örneğinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gönderilmesine hükmedildi.
Mahkeme ayrıca yeniden yargılama yapılması amacıyla dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi'ne gönderilmesine karar verdi. Kararın, 2010 KPSS soruşturması kapsamında açılan benzer davalar açısından da emsal niteliği taşıyabileceği değerlendiriliyor.