27 Şubat 2011’de hayatını kaybeden 54. Hükümet’in Başbakanı ve Millî Görüş hareketinin kurucusu Necmettin Erbakan, vefatının 15’inci yılında anılıyor. Akademisyen kimliği, ağır sanayi vizyonu, ekonomik uygulamaları, Kıbrıs Barış Harekâtı’na verdiği güçlü destek ve 28 Şubat süreciyle şekillenen başbakanlık dönemi, Erbakan’ın siyasi mirasının temel başlıkları arasında yer alıyor.
Türk siyasetinde muhafazakâr çizginin kurumsallaşmasında belirleyici rol oynayan Erbakan, hem destekçileri hem de eleştirmenleri tarafından farklı yönleriyle değerlendirilmeye devam ediyor.
Akademiden ağır sanayi hamlesine
29 Ekim 1926’da Sinop’ta doğan Erbakan, İstanbul Erkek Lisesi’nin ardından 1948 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi’nden mezun oldu. Almanya’daki Aachen Teknik Üniversitesi’nde doktora çalışması yaptıktan sonra Türkiye’ye dönerek akademik kariyerine İTÜ’de devam etti ve 1965’te profesör unvanını aldı.
Almanya’da bulunduğu dönemde sanayileşme modelini yakından inceleyen Erbakan, Türkiye’nin kalkınmasının üretim ve teknolojiye dayalı olması gerektiğini savundu. 1956’da arkadaşlarıyla birlikte Türkiye’nin ilk yerli motorunu üretmek amacıyla Gümüş Motor Fabrikası’nı kurdu.
Burada Avrupa’daki benzerlerinden daha düşük yakıt tüketimine sahip, saatte 5,5 litre motorin harcayan bir ve iki silindirli motorlar üretildi. Fabrika hisselerinin büyük bölümünün pancar kooperatifleri ve şeker fabrikalarına geçmesinin ardından adı “Pancar Motor” olarak değiştirildi. Pancar Motor, Mart 1960’ta seri üretime başladı. Ağır sanayi hamlesi, ilerleyen yıllarda Erbakan’ın siyasi programının temel unsuru haline geldi.
Millî Görüş hareketi ve Kıbrıs süreci
Erbakan 1969’da Konya’dan bağımsız milletvekili seçilerek siyasete girdi. 1970’te Millî Nizam Partisi’ni kurdu, ancak parti kısa süre sonra kapatıldı. 1972’de Millî Selamet Partisi’ni (MSP) kurarak siyasi faaliyetlerini sürdürdü.
1974’te kurulan CHP-MSP koalisyon hükümetinde başbakan yardımcısı olarak görev yaptı. Aynı yıl Kıbrıs meselesi Türkiye’nin gündeminde ilk sıraya yerleşti. 20 Temmuz 1974’te gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekâtı’nı güçlü şekilde savunan Erbakan, bu dönemde “Mücahit” sıfatıyla anılmaya başlandı.
Kıbrıs meselesine ilişkin görüş ayrılıkları nedeniyle CHP-MSP hükümeti 17 Eylül 1974’te dağıldı. MSP sonraki yıllarda farklı koalisyonlarda yer aldı. 1978’de “11’ler hükümeti”, “milletvekili pazarlığı” ve “Güneş Motel” tartışmaları siyasetin gündemini belirlerken, 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle birlikte Erbakan ve siyasi hareketi de hedef alındı. MSP kapatıldı ve Erbakan’a siyaset yasağı getirildi.
Refah Partisi ve başbakanlık dönemi
1987 referandumu ile siyasi yasağının kalkmasının ardından Refah Partisi’nin başına geçen Erbakan, 1994 yerel seçimlerinde elde edilen başarı ve 1995 genel seçimlerinde partinin birinci çıkmasıyla başbakanlık yolunu açtı.
1996’da kurulan Refah-Yol hükümetinde başbakan olarak görev yaptı. Bu dönemde kamu çalışanları, işçiler ve emeklilere yüksek oranlı maaş artışları yapıldı. Bazı kalemlerde yüzde 30’un üzerinde zam uygulanırken, emekli aylıklarında da iyileştirmeler gerçekleştirildi.
Tarım sektöründe taban fiyat artışları yapıldı, çiftçilere yönelik destekler artırıldı. Hükümet ayrıca kamu kaynaklarını tek merkezde toplayarak faiz giderlerini azaltmayı hedefleyen “havuz sistemi” uygulamasını devreye aldığını açıkladı.
Destekçileri bu politikaları sosyal adalet ve gelir dağılımında iyileşme olarak değerlendirirken, eleştirmenler bütçe dengeleri üzerindeki baskının arttığını ve enflasyonun yüksek seyrini sürdürdüğünü savundu. 1996–1997 döneminde enflasyon yüzde 70’in üzerinde gerçekleşti.
D-8 girişimi ve dış politika
Erbakan’ın başbakanlığı döneminde Türkiye’nin öncülüğünde D-8 (Gelişen Sekiz Ülke) teşkilatı kuruldu. Türkiye’nin yanı sıra İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijerya’nın yer aldığı yapı, ekonomik iş birliğini artırmayı amaçladı.
Dış politikada İslam ülkeleriyle ilişkileri güçlendirme yaklaşımı öne çıkarken, bu yönelim Batı ile ilişkiler bağlamında da tartışmalara yol açtı.
28 Şubat süreci ve siyasi yasak
28 Şubat 1997’de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısında alınan kararlar, Refah-Yol hükümeti üzerinde yoğun baskı oluşturdu. Süreç kamuoyunda “28 Şubat süreci” ya da “post-modern darbe” olarak anıldı. Hükümet istifa etti.
1998’de Refah Partisi Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı ve Erbakan’a yeniden siyaset yasağı getirildi. Fazilet Partisi de 2001’de kapatıldı. Millî Görüş çizgisi Saadet Partisi çatısı altında devam etti ve Erbakan ilerleyen yıllarda bu partinin genel başkanlığını üstlendi.
Vefatı ve siyasi mirası
Necmettin Erbakan, 27 Şubat 2011’de Ankara’da 84 yaşında hayatını kaybetti. Cenazesi İstanbul Fatih Camii’nde kılınan namazın ardından Merkezefendi Mezarlığı’na defnedildi.
Erbakan, Türkiye’de muhafazakâr siyasetin ideolojik ve örgütsel temellerini atan liderlerden biri olarak değerlendiriliyor. Ağır sanayi vizyonu, yerli üretim hamleleri, Kıbrıs Barış Harekâtı’na verdiği destek, memur ve emekli zamlarıyla anılan ekonomik uygulamaları ve 28 Şubat süreciyle şekillenen siyasi deneyimi, aradan geçen 15 yıla rağmen tartışılmaya devam ediyor.
27 Şubat tarihi, hem 28 Şubat sürecinin yıldönümü hem de Erbakan’ın vefat günü olması nedeniyle Türkiye siyasi tarihinde sembolik bir anlam taşımayı sürdürüyor.