Saat Kulesi’nin etrafındaki geniş meydan, sabahın erken saatlerinde yavaş yavaş hareketlenmeye başlardı. Kervanlardan indirilen çuvallar, at arabalarından boşaltılan tahıl torbaları, yörenin bereketini taşıyan buğday, arpa ve mısır kokusu havaya yayılırdı. Meydanın bir köşesinde demirciler çekiçlerini örslerine vururken çıkan metal sesi, diğer köşede seyyar satıcıların sesleriyle karışırdı.
Ekin Pazarı’nda Bereket ve Pazarlık
Saat Kulesi Meydanı’nın hemen yanı başında yer alan Ekin Pazarı, 1930’lu yıllarda Çorum’un tarımsal ekonomisinin kalbini oluşturuyordu. Köylerden gelen çiftçiler, sabah namazından sonra yola çıkar; öküz arabalarıyla getirdikleri mahsulleri tahta terazilerde tartarak satardı.
Alıcılar, elindeki buğday tanesini avucuna alır, koklar, dişler, kalitesini anlamaya çalışırdı. Pazarlıklar tokalaşarak, hatta bazen yüksek sesle ve gülüşmelerle biterdi. O yıllarda paranın yanı sıra takas da hâlâ yaygındı; bir çuval arpa karşılığında bir çift çarık ya da birkaç parça ev eşyası alınabilirdi.
Sosyal Hayatın Merkezi
Saat Kulesi Meydanı sadece ticaretin değil, sosyal hayatın da tam merkezindeydi. Meydanın kenarındaki kahvehaneler, günün yorgunluğunu atan esnaf ve çiftçilerin uğrak noktasıydı. Tavla sesleri, taze demlenmiş çayın buğusu ve gaz lambalarının titrek ışığı, akşam saatlerinde meydanı bambaşka bir atmosfere büründürürdü.
Meydanın ortasındaki Saat Kulesi, her saat başı yankılanan çanı ile hem vakti hatırlatır hem de uzaktan gelenlere “şehre vardınız” mesajı verirdi. Çocuklar için bu ses, oyunlara ara verip eve dönme vaktinin habercisiydi.
Bugünden Bakınca…
Bugün Çorum’un modernleşen yapısında o eski Ekin Pazarı’nın yerinde yeni binalar, asfalt yollar ve araç sesleri var. Ancak 1930’ların Saat Kulesi Meydanı ve Ekin Pazarı, hâlâ pek çok Çorumlunun hafızasında sıcak bir hatıra olarak yaşıyor. O yılların sade yaşamı, samimi insan ilişkileri ve emeğin değerinin hissedildiği pazar günleri, şehrin ruhunu taşıyan en önemli miraslardan biri olmaya devam ediyor.