Tamam, tamam darılma hemen. Seni terk edecek halim yok. Zaten hiç halim yok. Şu okulun dergisi var ya canıma okudu yani. Şimdi oturmuş onu düzenlemeye çalışıyorum. Sen de benimle ilgilenmiyorsun der gibi bakıyorsun bana.
Bakma öyle meşguliyetime. Halâ bir yalnızlık var üzerimde. Şu derginin tasarımını bir halletsem üzerimden büyük yük kalkacak. Kalkacak kalmasına da halâ bir hale yola koyamadım.
Oradan beri “Tabi koyamazsın” der gibi bakma öyle. Sen de biliyorsun ki bir sürü gaile var başta.
Biliyorum “Ben gaile falan anlamam, benimle ilgilen” diyorsun! Senin dediğin gibi olmuyor o işler çay efendi. Senin bildiğin gibi değil…
Okul bekler, öğrenci bekler, matbaacı bekler ben uğraşırım.
Bak çay efendi yine kızdırıyorsun beni. Ne o; “Yapacağın işin yanına var” der gibi halin. Bir kere girdik işin içine. Çıkabilirsen çık! Sen de tafra yaparsan nic’olur benim halim?
Ben yine işimin başına döneyim. Şu münasebetsiz dünya işinin yani. Sen bakma bana. Benim işlerim bitmiyor.
İstersen sen…
Görüşürüz.
***
Nasılsın dostum.
Seninle gündüz de sohbet etmek varmış. Biliyorsun hep yalnız kaldığımızda gece gece dertleşirdik.
Sen bu işten memnun değilsin galiba. Yine rengin değişti senin.
Anlamadım, seninle ilgilenmiyormuş gibi bakma bana.
Haa, tamam şimdi anladım. Ara sıra pencereden dışarı bakmamı istemiyorsun. Bir de oda oda dolaşmamdan memnun değilsin galiba.
Tamam. Gece daha samimi oluyor doğru da ne yapalım şimdi de gündüz baş başa kaldık. Ama öyle surat asarsan akşama kalmaz evi terk ederim. Sen de bir başına kalırsın. Gece gelince de gider yatarım.
Boşuna “Tafra yapma” der gibi bakma bana. Rahatsızlığımı biliyorsun. Doktor emmi dinlen falan dedi. Zaten sohbet etmeye mecalim yok sen de sitem etme. Seninle iyi günlerimiz olduğunu da aklından çıkartma.
Sen şimdi biraz düşün ben gidip biraz dinleneyim yan odada.
“Zoru gördün mü kaçıyorsun yine” der gibi de bakma! Dün gece duydun doktor emmiyi.
Fazla bekletmem gelirim birazdan.