Güncel

Yeni Hicaz projesiyle hac ve umre yolculuğu artık trenle mi olacak?

Yüzyıllık bir hayal, modern mühendisliğin imkanlarıyla yeniden gündeme geldi. İstanbul’dan Medine’ye uzanacak hızlı tren hattı fikri, sadece ulaşım değil, bölgesel kalkınma vizyonu olarak da dikkat çekiyor. Peki, bu dev proje gerçekten mümkün mü, yoksa yine bir hayal olarak mı kalacak?

Abone Ol

Ulaştırma uzmanı Dr. Tarık Dündar, Hicaz Yolu Yüksek Hızlı Tren (YHT) projesinin nasıl gerçekleştirilebileceğine ve bölge ekonomilerine sağlayabileceği katkılara ilişkin kapsamlı bir analiz kaleme aldı. Anadolu Ajansı için hazırladığı çalışmada Dündar, İstanbul’dan Medine’ye uzanacak yeni bir demir yolu vizyonunun, hem ekonomik hem de stratejik açıdan büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı.

Üç ülke arasında mutabakat sağlandı

Eylül ayında Türkiye, Suriye ve Ürdün arasında yapılan toplantıda, Hicaz Demir Yolu’nun yeniden canlandırılması için taslak bir mutabakat zaptı üzerinde uzlaşıldı. Yeni hattın, Mersin-Gaziantep YHT hattından başlayarak Medine YHT İstasyonu’na kadar uzanması planlanıyor. Bu proje, tarihi Hicaz hattına paralel şekilde ilerleyecek ve modern hızlı tren standartlarında inşa edilecek.

Bölgesel ekonomiye stratejik katkı

Dr. Dündar’a göre yeni hattın en önemli getirilerinden biri, yük taşımacılığında maliyet avantajı sağlayacak olması. Araştırmalar, 600–800 kilometrelik mesafelerde hızlı trenlerin hava yoluna kıyasla daha verimli olduğunu gösteriyor. Bu sistem sayesinde, saatte 100 km hıza ulaşan yük taşımacılığı mümkün olacak ve bölge ülkeleri arasında ticari hareketlilik artacak.

Dündar, “Demir yolu taşımacılığı 2 bin kilometreye kadar olan mesafelerde kara ve deniz yoluna göre daha etkindir. Hicaz hattının yenilenmesi, sadece yolcu değil, yük taşımacılığı açısından da ciddi bir dönüşüm yaratır” değerlendirmesinde bulundu.

Hac ve umre yolcuları için yeni bir seçenek

Yeni Hicaz Yolu’nun en önemli hedef kitlesi, hac ve umre yolcuları olacak. Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda yılda 30 milyon umreci ve 5 milyon hacı ağırlamayı planladığı düşünüldüğünde, bu hattın önemi daha da artıyor.

Medine’nin, yurt dışından gelen umrecilerin ilk uğrak noktalarından biri olduğunu hatırlatan Dündar, “Yeni YHT hattı, özellikle Suriye ve Ürdün’den gelecek umreciler için hava yoluna göre daha ekonomik ve güvenli bir alternatif sunar” dedi.

Bölgesel ortaklıkla yürütülecek model önerisi

Dr. Dündar, hattın etkin biçimde işletilmesi için TCDD liderliğinde, diğer ülke demir yolu kurumlarının da yer aldığı çok uluslu bir holding yapısı öneriyor. Almanya Demiryolları örneğinde olduğu gibi, bu holding; altyapı, yolcu ve yük taşımacılığı, gayrimenkul ve enerji gibi alanlarda faaliyet gösterebilecek alt şirketleri bünyesinde barındıracak.

Finansman modeli: Akıllı bilet ve hisse satışı

Projede en büyük zorluk, finansmanın sürdürülebilir biçimde yönetilmesi olacak. Dündar, bu noktada yenilikçi bir model öneriyor:
Her ülke kendi sınırları içinde kamulaştırma ve altyapı çalışmalarını üstlenirken, İslam Kalkınma Bankası koordinasyonunda bir fon oluşturulacak. Bu fonun gelir kaynakları arasında;

  • Ön satışla akıllı bilet uygulamaları,

  • Kurulacak holdingin hisse satışları,

  • Kamu-özel işbirliği yatırımları yer alacak.

Bu sistemle, hem dini seyahatlerden gelir elde edilebilecek hem de projenin uzun vadeli finansal sürdürülebilirliği sağlanabilecek.

Sürdürülebilir enerji ve şehir entegrasyonu

Hicaz Yolu YHT hattının sadece bir ulaşım projesi değil, aynı zamanda bölgesel kalkınma modeli olabileceğini belirten Dündar, istasyon çevrelerinin Transit Odaklı Kalkınma (TOD) yaklaşımıyla planlanabileceğini söyledi. Bu kapsamda, istasyon alanlarına otel, alışveriş merkezi ve enerji tesisleri gibi gelir getirici projeler entegre edilebilir.

Ayrıca hattın enerji ihtiyacının karşılanması için güneş ve rüzgar enerjisi yatırımları da öneriliyor.

Ürdün, projenin kalbi olabilir

Ürdün’ün hattın tam ortasında yer alması nedeniyle, ana yönetim merkezi, bakım atölyeleri ve depo alanlarının Amman çevresinde konumlandırılmasının en uygun çözüm olacağı değerlendiriliyor. Dündar, bu merkezin kurulmasının ardından proje hisselerinin ülke borsalarında halka arz edilebileceğini belirtiyor.

Suriye faktörü ve stratejik planlama

Suriye’de güvenlik ortamının iyileşmesi, hattın kuzey kısmının hayata geçirilmesi için kritik önem taşıyor. Dündar, “Suriye’de barış süreci kalıcı hâle geldiğinde, ülke genelinde birçok yatırım eş zamanlı ilerleyecek. Bu nedenle Hicaz hattının tasarımı geciktirilmemeli” uyarısında bulunuyor.

Bölgesel işbirliğiyle yeni bir vizyon

Yeni Hicaz Yolu YHT projesi, sadece Türkiye’nin değil, tüm bölge ülkelerinin ulaşım, ekonomi ve turizm vizyonunu yeniden şekillendirebilecek nitelikte. Doğru finansman, koordinasyon ve siyasi irade ile proje, yüzyıl önceki Hicaz Demir Yolu’nun modern bir devamı olarak tarihe geçebilir.