Şehre yani İstanbul’a alışmak zordu o yıllarda. Sen kalk köyden çık İstanbul gibi bir şehre gel. Yaklaşık bir ay sadece okula gelip gitmekle geçiyordu zaman. Kasımpaşa Lisesinde okuyordum.
Her gün yeni şeyler öğreniyordum. Dolmuşa binmeyi, maça gitmeyi vs. O sene adı Türkiye Ligi olan ve İstanbul’da oynanan bütün maçlara gitmiştim.
Devrin en önemli yerleri “Halk Gazinoları” olarak bilinen yerlerdi. Kısaca “Orta direk” diye tabir eden kişilere hitap ediyordu.
İstanbul’a geleli ne kadar olmuştu bilmiyorum ama babam bizi bu gazinolardan birine götürdü. Sanatçılar önem sırasına göre çıkıyordu sahneye. İcra edilen müzik ise halkın “türkü” diye bildiği”Türk Halk Müziği” tarzındaydı.
İlk gittiği gazinoda assolist olarak çıkan sanatçının ismi Güven Yapar’dı. Güven yapar TRT’de yılın türküsü seçilmiş olan türküyü yani “Ne elmadır ne de nar” diye başlayan bir Çorum türküsünü icra ettiğinde salon tempo tutmaya başladı.
Tabii o yıllarda o türkünün bir Çorum türküsü olduğunu bilmiyordum. Daha doğrusu türkülerin de bir vatanı olduğundan habersizdim.
Yazımın başlığında geçen mısra o türküde geçiyordu.
Güven Yapar denilince aklıma hep orada duyduğum Çorum türküsü gelir.
Ne elmadır ne de nar
Gönül çeker ah ü zâr
Böyle başlıyordu türkü. Ve devam ediyordu:
Her derdin çaresi var
Benimki de sensin yâr.
Türkü bu… Adı üstünde “Halk müziği.” Belki ilim sahibi değiller ama gönüllerinden nağmeler yurdun dört bir yanına yayılmış ve hafızalarda yerini almıştır.
Aradan geçen 52 seneden sonra o günleri hatırlamamda hem Güven Yapar’ın hem de Çorum türküsünün sözleri etkili olmuştur.
Yazımızı türküye ait son iki mısra ile bitirelim:
Hasta mısın sevdiğim
Neden benzin sararmış..
Beniz bu sararır. Belki hastalıktan belki de…
Sararır işte…