Çalışma hayatını doğrudan ilgilendiren önemli bir içtihat Yargıtay’dan geldi. Yüksek Mahkeme, iş yerinde yeterli ısınma sağlanmaması ve bu durumun çalışanın sağlığını tehlikeye sokması halinde, çalışanın haklı fesih yaparak kıdem tazminatına hak kazanabileceğine hükmetti. Kararı değerlendiren SGK Başuzmanı İsa Karakaş, içtihadın hem çalışanlar hem de işverenler açısından yeni bir dönemin kapısını araladığını vurguladı.
Isınma bir tercih değil, işverenin yükümlülüğü
Karara ilişkin değerlendirmesini Türkiye Gazetesi’ndeki köşesinde kaleme alan Karakaş, işverenlerin çalışanları sağlıksız ve soğuk ortamlarda çalışmaya zorlayamayacağını ifade etti. Yargıtay’ın bu kararla birlikte, insan onuruna yakışır çalışma koşullarının anayasal bir zorunluluk olduğunu açık biçimde ortaya koyduğunu belirtti.
Karakaş, “İşveren ‘şartlar böyle’ diyerek sorumluluktan kaçamaz. Isınma, lüks ya da tercih değil; iş sağlığı ve güvenliğinin temel unsurlarından biridir” değerlendirmesinde bulundu. Bu yaklaşımın, çalışma ortamlarına ilişkin sorumlulukların sınırlarını daha net hale getirdiği ifade edildi.
Davaya konu olayda fiziki ihmaller öne çıktı
Yargıtay’ın önüne gelen dosyada, yönetici pozisyonunda çalışan bir personelin, iş yerinin devrinden sonra artan iş yükü ve yetersiz fiziki koşullar nedeniyle ciddi sağlık sorunları yaşadığı kaydedildi. Dosya kapsamındaki bilgilere göre, iş yerinde merkezi bir ısıtma sistemi bulunmadığı ve çalışanların kalın kıyafetlerle mesai yapmak zorunda kaldığı belirlendi.
Sık sık hastalanan çalışanın, bu koşullar altında görevine devam edemeyeceğini bildirerek işten ayrılmak istediği, ancak bu talebine işveren tarafından kayıtsız kalındığı dosyada yer aldı. Yaşanan sağlık sorunlarının çalışma koşullarıyla doğrudan bağlantılı olduğu tanık beyanlarıyla da desteklendi.
Yargıtay: Ayrılık istifa değil, haklı fesih
Yerel mahkeme, çalışanın işten ayrılışını “istifa” olarak nitelendirerek kıdem tazminatı talebini reddetti. Ancak dosyayı inceleyen Yargıtay, bu değerlendirmeyi yerinde bulmadı ve kararı bozdu.
Yüksek Mahkeme, yetersiz ısınma ve kötü çalışma koşullarının çalışanın sağlığını tehdit eder boyuta ulaştığını vurgulayarak, bu şartlar altında yapılan ayrılığın istifa sayılamayacağını hükme bağladı. Kararda, çalışanın iş akdini sona erdirmesinin “haklı bir fesih” olduğu açıkça ifade edildi.
Hukuki dayanaklar ayrıntılı biçimde ortaya kondu
Yargıtay kararında; Anayasa, İş Kanunu, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Türkiye’nin taraf olduğu ILO’nun 155 Sayılı Sözleşmesi birlikte değerlendirildi. Çalışanın yaşam hakkı ve beden bütünlüğünün, ekonomik faaliyetlerin önünde geldiği vurgulandı.
Kararda, sanayileşme ve üretim süreçlerinin, çalışanın sağlığı pahasına sürdürülemeyeceğinin altı çizildi. İşverenin, yalnızca ücret ödemekle değil, aynı zamanda güvenli ve sağlıklı bir çalışma ortamı sağlamakla da yükümlü olduğu hatırlatıldı.
İşverenlere uyarı, çalışanlara güçlü bir güvence
SGK Başuzmanı İsa Karakaş’a göre bu içtihat, fiziki koşulları yetersiz olan işletmeler için ciddi bir uyarı niteliği taşıyor. Isınma, yalıtım ve iklimlendirme gibi temel giderlerden kaçınmanın, ilerleyen süreçte çok daha ağır tazminat yüklerine yol açabileceği ifade ediliyor.
Öte yandan karar, çalışanlar açısından da önemli bir güvence olarak değerlendiriliyor. Sağlıklı ve güvenli çalışma ortamı talebinin hukuki zemininin güçlendiğine dikkat çekilirken, benzer koşullarda çalışan işçilerin bu kararı emsal gösterebileceği belirtiliyor.