Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, boşanma davasında eşine çocuk sahibi olması konusunda psikolojik baskı uygulayan erkeğin de aralarında bulunduğu kusurlu davranışları değerlendirdi. Kurul, dosya kapsamındaki olaylar birlikte ele alındığında erkeği ağır, kadını ise az kusurlu bulurken, boşanmaya neden olan davranışların kadının kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığı sonucuna vardı.
Evliliğin ardından eşinin isteğiyle işini bırakarak başka bir şehre taşınan kadın, çocuk sahibi olma konusunda psikolojik baskıya maruz kaldığını ve eşinin güven sarsıcı davranışlarda bulunduğunu belirterek boşanma davası açtı. Yargılama sürecinde tarafların kusur oranları ile maddi ve manevi tazminat miktarlarının belirlenmesi konusunda farklı yargı mercileri arasında görüş ayrılığı yaşandı.
Kadın eşinin isteğiyle işini bıraktı
Dava dosyasına göre çift 2015 yılında evlendi. Kadın, evliliğin ardından eşinin işi nedeniyle Konya’ya taşındı ve mevcut işinden ayrıldı.
Kadın, dava dilekçesinde evlilik sürecinde çocuk sahibi olma konusu nedeniyle eşinin kendisine psikolojik baskı uyguladığını ileri sürdü. Dosyada ayrıca erkeğin tutarsız davranışlar sergilediği, tartışmalarda fiziksel şiddet uyguladığı ve güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu yönünde tespitler yer aldı.
İlk mahkeme erkeği tam kusurlu buldu
Bakırköy 9. Aile Mahkemesi, yaptığı yargılama sonucunda tarafların boşanmasına karar verdi. Mahkeme, boşanmaya yol açan olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğuna hükmederken kadın lehine nafaka ile maddi ve manevi tazminata karar verdi.
İlk derece mahkemesi kadın lehine 250 bin lira maddi, 50 bin lira manevi tazminat belirledi. Dosyanın istinafa taşınmasının ardından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ise kadının da az kusurlu olduğu değerlendirmesinde bulundu ve maddi tazminat miktarında indirime gitti.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararı bozdu
Dosya daha sonra Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin önüne geldi. Daire, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusur dereceleri, paranın alım gücü ile kadının kişilik haklarına yönelik saldırının niteliğini dikkate alarak hükmedilen tazminat miktarını yetersiz buldu.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ise Yargıtayın tazminat miktarına ilişkin değerlendirmesine katılmayarak önceki kararında direndi. Bunun üzerine uyuşmazlık Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun önüne taşındı.
Erkek ağır, kadın az kusurlu kabul edildi
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, dosyada belirlenen olayları birlikte değerlendirerek erkeğin ağır, kadının ise az kusurlu olduğuna hükmetti. Kurul ayrıca boşanmaya neden olan olayların kadının kişilik haklarına saldırı teşkil edecek nitelikte olduğunu belirledi.
Bu kapsamda çocuk sahibi olma isteği nedeniyle eşe psikolojik baskı uygulanması da erkeğe yüklenen kusurlu davranışlar arasında yer aldı. Kararın yalnızca çocuk konusundaki baskıya değil, dosyada belirlenen diğer davranışların tamamına ilişkin bütüncül kusur değerlendirmesine dayandığı görüldü.
Direnme kararı oy birliğiyle bozuldu
Hukuk Genel Kurulu, Bölge Adliye Mahkemesinin maddi vakıaları doğru belirlediğini ancak bunlardan çıkarılacak hukuki sonucu hatalı değerlendirdiği sonucuna vardı. Kurul, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin bozma kararına uyulması gerekirken direnme kararı verilmesini usul ve yasaya aykırı buldu.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararını oy birliğiyle bozdu. Böylece boşanmadaki kusur durumu ile maddi ve manevi tazminatın belirlenmesinde kişilik haklarına yönelik saldırının ve eşlerin davranışlarının ağırlığının dikkate alınması gerektiği ortaya konuldu.
Karar 2022 tarihli
21 Eylül 2026’da yeniden gündeme gelen karar yeni verilmiş bir Yargıtay hükmü değil. Hukuk Genel Kurulunun kararı 2021/2-849 Esas, 2022/167 Karar numarasını taşıyor ve 22 Şubat 2022 tarihinde karara bağlandı.
Kararda Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesi kapsamında, boşanmaya neden olan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın kusurlu eşten uygun miktarda manevi tazminat talep edebileceği de değerlendirildi. Kurul, somut dosyada kadın lehine maddi ve manevi tazminat koşullarının oluştuğu sonucuna vardı.