03.06.2021, 16:10

Uyuşuyoruz

“Hayatınız yolunda gitmiyorsa bunun sebebi negatif düşünmektir”

“Düşünceleriniz neredeyse her şeyin temel sebebidir ve siz ısrarlı düşüncelerle onu çağırmadıkça başınıza bir musibet gelmez”

“Mevcut hayatınız aklınızdan geçirdiğiniz düşüncelerin eseridir”

“Çekim yasası gereği, iyi şeyler düşünürsek iyi şeyler, kötü şeyler düşünürsek başımıza kötü şeyler gelir”

Ne kadar basit değil mi? Hayır hayır, bu sözler bana ait değil! Henüz bitirdiğim Rhonda Byrne tarafından kaleme alınan “The Secret” adındaki dünya çağında milyonlarca adet satan bir kitaptan.

Hayat okulunun tüm öğretilerini sadece basit birkaç çağrıya endeksleyen ve bu çağrıyla çok kısa süre içinde “neşe, para, sağlık, ilişkiler ve istediğiniz pek çok şeyin sınırsızca verileceğini” vaat eden kitaplardan biri.

Tarif edilen yol çok basit; “iste, inan ve al!”

Modern toplumun “hızlı” temposuyla uyumlu bir çözüm yani; “hemen, şimdi, burada!

Bu yazımın gayesi kitabı ve yazarını eleştirmek tabi ki değil; zira yazar kendi bildiklerini ve inandıklarını üstelik ciddi bir efor sarf ederek ve yürek teri dökerek ortaya koymuş.

Ancak o kadar garip ve paslı bir iklimden geçiyoruz ki elimizdeki telefondan izlediğimiz televizyon dizilerine, gözümüzün içine sokulan reklamlardan başımızdan aşağı yedi yirmi dört boca edilen enformasyon sağanağına kadar neredeyse her şey, bizleri uyuşturmak adına bir anestezi uzmanı titizliğinde çalışıyor.

Tek görevleri var; uyuşturmak!

Bu uyuşmayla beraber farkındalıkları törpülemek; nefse, onun istediği haz, hız ve ayartıcı güçlere yöneltmek, köklerinden uzak bir halde gökler vaat etmek, şahit olmak yerine sahip olma hırsını tetiklemek ve bu sayede tüketmek, tüketmek, tüketmek! Önce kendimizi, sonra ailemizi, sonra değerlerimizi ve adım adım tüm toplumu.

Asıl amaç ise her farkındalığın birer nimet, bir ayet olduğu gerçeğinden çok uzakta tek tip insan modeli oluşturmak!

Zira tüm bu saydıklarım adeta “yürek birliği” yapmış; kozmetik endüstrisi bedenlerimizi ele geçirerek, sağlık endüstrisi daha çok ilaç satmak adına yeni hastalıklar üreterek, romantizm endüstrisi bize aşk ve sevgi satarak bize hep birlikte “sınırsız başarı, gençlik, aşk ve mutluluk” satma derdinde!

Üstelik vaat etmek yerine, çağın hızına uygun bir şekilde “hemen, şimdi, burada” argümanları ile zihinlere olta atıyorlar ve ne yazık ki başarıyorlar da!

Ama ilginçtir ki yapılan araştırmalar ve Dünya Sağlık Örgütü verileri tüm bu endüstrilerin doğum yeri olan Amerikan toplumunun dünya genelindeki antidepresan tüketiminin üçte ikisine sahip olduğunu gösteriyor!

Antidepresan ilaçlarla sağladıkları imitasyon, naylon mutlulukları ile dünyada ulaşabildikleri her yere daha fazla “özgürlük(!)”, daha fazla zenginlik, daha çok toplumsal saygınlık, daha çok sosyal çevre ve daha çok nüfuz vaat ediyorlar. Dünyevi kazanımlar ve süfli zevklerin ön plana çıkarıldığı, ciddi bir revaç gördüğü ve tüm algıların zihinsel bir kölelik ile ele geçirildiği toplumlarda yem olarak kullanılan bu argümanlar, doğal olarak müşteri bulmakta da zorlanmıyor ve yazık ki bu vaatlere kanan insan sayısı da az değil.

Acıyı öteleyen, onunla yüzleşmekten kaçan bu insanların sayısı arttıkça da hayatın doğal akışındaki ıstırabı, acıyı, gözyaşını yok saymamızı fısıldayan mutluluk tacirleri zaferden zafere koşuyor. Yaşlanmayı geciktiren kozmetik ürünleri yok satıyor, sevgiyi öne çıkaran argümanlar el üstünde tutuluyor, on adımda “bizi harika insanlar(!) yapan” kitaplar milyonlarca satıyor ve kapital dininin istediği “müşteri profili” kendiliğinden ortaya çıkıyor.

İnsan, bu tablo karşısında zihninden yüreğine akan sorularla; insanlık tarihi boyunca insanlığın gelişimine yön veren yüzbinlerce adanmış ruhun onca ıstırabı, acıyı boşuna yaşadığını, onca gözyaşının boşuna aktığını, onca başkaldırı ve kıyamın yok yere yaşandığını; zindanlarda geçen, işkencelerle son bulan ömürlerin yok yere heba edildiğini sorgulamaya başlıyor.

Öyle ya madem her şey bu kadar kolaydı ve mutluluk “kâinata yaydığımız ses kadar” ucuz ve zahmetsizdi(!), insanlar Adem’in yaratılışından beri onca bedeli yok yere neden ödedi?

Size de garip geliyor değil mi?

Zira biliyoruz ki acının, gözyaşının, kaybın, çaresizliğin, sancının, ıstırabın en büyük bağışı farkındalık ve hayatı öğrenebilmektir. Bu yüzden farkındayız ki; külfet nimetin ödülü, inci sancının eseri, güldeki o muhteşem koku kanamanın bedelidir.

İnsanlık tarihi boyunca sayısızca ilim ve irfan ehlini pişiren, onları insanlığın zorlu yolculuğunda daha üstün bir varoluş boyutuna taşıyan hemen tüm unsurlar hayatlarındaki ıstırap ve çile olduğu halde; mukaddes kitaplarda anılan tüm peygamberler dahi bu çile sağanağı ile yoğrulup kemal noktasına ulaştığı halde bugün didinmeden, uğraşmadan, çaba göstermeden, yürek teri dökmeden “mutluluk” vaat ediliyorsa; oturup bir parça düşünmek, akletmek, fark etmek, fark edip dert etmek ve tüm bunlarla beraber de sormak gerekiyor;

Ölüm acısını yaşamamış bir insan yakını vefat eden birinin acısına samimi bir şekilde ortak olabilir mi? Yoksulluk yaşamamış, açlık görmemiş, çaresizlikle tanışmamış biri sokakta yaşayan, yaşamaya mahkûm edilen birinin halini anlayabilir mi? Yoğun bakım kapılarında acziyeti soluklamamış, duanın kanatlarına tutunmamış, gözyaşı sağanağında boğulmamış biri kibrini ezip geçebilir mi? Havaalanlarında, otogarlarda, tren istasyonlarında ayrılığın hüznünü hafızasına kazı(ya)mamış; onsuz yaşayamam dediği sevdiklerinin cansız bedenleri üzerine toprak atmamış; tahammülü ve kabullenişi göğüslememiş bir ruh ıstırabın, acının, yokluğun, gözyaşının öğretmenliği karşısında “ben öğrendim” diyebilir, ceket ilikleyebilir mi?

Hayır tabi ki!” dediğinizi duyar gibiyim.

Pek tabi ki hayır!

Çünkü yaşam dediğimiz şey zıtlıklarla kaim ve sebepler üzerine bina edilen bu zıtlıkların ilmek ilmek ördüğü yaşamsal süreçte geceyi tanıyıp gündüzü, sıcağı tanıyıp soğuğu, yokluğu tanıyıp varlığı, siyahı tanıyıp beyazı, kışı tanıyıp baharı, sevgiyi tanıyıp nefreti, acıyı tanıyıp merhameti, hüznü tanıyıp neşeyi hayatlarımıza nakşetmeyi öğreniyoruz!

Zira hepsi birbirini tamamlayan öğeler ve hayatın olağan akışı içinde bize “öğretmekle” mükellef kılınmış birer öğretmen! Yaşam denen olgunlaşma yolculuğu da önümüze koyduğu ıstıraplarla öğretip, bu öğretileri neşe zamanlarında besleyip büyütmekle hükmünü icra ediyor.

Farkı fark edebilme, bu farkı dert edebilme, edindiği derdin sancısıyla olgunlaşabilme temennisiyle!

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 25 Ocak 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 23 54
2. Konyaspor 22 45
3. Alanyaspor 23 38
4. Adana Demirspor 23 37
5. Fenerbahçe 23 37
6. Beşiktaş 23 36
7. Hatayspor 23 36
8. Başakşehir 22 34
9. Gaziantep FK 22 32
10. Sivasspor 23 31
11. Kayserispor 23 31
12. Karagümrük 23 30
13. Kasımpaşa 23 27
14. Göztepe 23 27
15. Galatasaray 23 27
16. Giresunspor 23 26
17. Antalyaspor 23 24
18. Rizespor 23 22
19. Altay 23 18
20. Ö.K Yeni Malatya 22 16
Takımlar O P
1. Ümraniye 21 45
2. Ankaragücü 21 45
3. Erzurumspor 21 38
4. Bandırmaspor 21 36
5. İstanbulspor 21 36
6. Eyüpspor 20 36
7. Samsunspor 20 33
8. Adanaspor 21 32
9. Manisa Futbol Kulübü 21 28
10. Tuzlaspor 20 27
11. Keçiörengücü 21 26
12. Gençlerbirliği 21 26
13. Boluspor 19 24
14. Kocaelispor 21 24
15. Menemen Belediyespor 21 23
16. Altınordu 21 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 21 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 23 57
2. Liverpool 22 48
3. Chelsea 24 47
4. M. United 22 38
5. West Ham United 23 37
6. Arsenal 21 36
7. Tottenham 20 36
8. Wolverhampton Wanderers 21 34
9. Brighton 22 30
10. Leicester City 20 26
11. Aston Villa 21 26
12. Southampton 22 25
13. Crystal Palace 22 24
14. Brentford 23 23
15. Leeds United 21 22
16. Everton 20 19
17. Norwich City 22 16
18. Newcastle 21 15
19. Watford 20 14
20. Burnley 18 12
Takımlar O P
1. Real Madrid 22 50
2. Sevilla 22 46
3. Real Betis 22 40
4. Atletico Madrid 21 36
5. Barcelona 21 35
6. Real Sociedad 21 34
7. Villarreal 22 32
8. Rayo Vallecano 21 31
9. Athletic Bilbao 22 31
10. Valencia 22 29
11. Osasuna 22 28
12. Celta Vigo 22 27
13. Espanyol 22 27
14. Granada 22 24
15. Elche 22 23
16. Getafe 22 22
17. Mallorca 21 20
18. Cadiz 22 18
19. Deportivo Alaves 22 17
20. Levante 21 11
Arşiv

Gelişmelerden Haberdar Olun

@