Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Ankara'da Gazeteciler Cemiyeti'ne yaptığı ziyarette, Türkiye'deki adalet sistemi ve siyasi yargılamalara ilişkin çok sert eleştirilerde bulundu. Yargının siyasi bir araç haline getirildiğini ve muhaliflere karşı "düşman ceza hukuku" uygulandığını öne süren Özdağ, "Ekrem İmamoğlu, cumhurbaşkanlığına aday olmasaydı tutuklanmayacağını biliyorum. Bu durum, yargının araçsallaştırılmasını aşan bir noktadır" ifadelerini kullandı.
Parti kurmaylarıyla birlikte Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin tarafından ağırlanan Özdağ, Türkiye'de Anayasa'nın fiilen askıya alındığını savundu. İktidarın seçimleri kaybedeceğini iddia eden Özdağ, "Yüzde 10, yüzde 15 gerideyseniz seçim oyunu yapamazsınız" diyerek siyasi bir meydan okumada bulundu. Ziyarette ev sahibi Nazmi Bilgin ise Cemiyet'in "Atatürk ilkeleri, cumhuriyet ve demokrasi" konusundaki kırmızı çizgilerini vurgulayarak, bu değerlere bağlı tüm siyasi partilerle kol kola mücadeleye hazır olduklarını belirtti.
Özdağ'dan 'Düşman Ceza Hukuku' Teşhisi: Anayasa Askıya Alındı
Ümit Özdağ, konuşmasında Türkiye'deki adalet sisteminin işleyişine dair endişe verici bir tablo çizdi. Kendi tutukluluk sürecine de atıfta bulunan Özdağ, "Bir Meclis Genel Kurulu’nda bu kadar çok milletvekili görmüştüm, bir de Silivri’de bu kadar çok milletvekili ile karşılaştım" diyerek cezaevlerindeki siyasi yoğunluğa dikkat çekti. Özdağ'a göre bu durumun temelinde, muhalifler için özel olarak işletilen bir hukuk sisteminin varlığı yatıyor.
Bu sistemi "düşman ceza hukuku" olarak tanımlayan Özdağ, Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan "kanun önünde eşitlik" ilkesinin tamamen ortadan kaldırıldığını iddia etti. "Siyasi görüşünüz, dininiz ne olursa olsun yasalar önünde eşitsiniz diyor Anayasa. Hayır değil. Birileri eşit, birileri değil. Birilerine düşman ceza hukuku uygulanıyor, birilerine yasalardaki hukuk yumuşatılarak uygulanıyor" diyen Özdağ, bu çifte standardın sürdürülebilir olmadığını belirtti.
İmamoğlu ve Gökçek Örneği Üzerinden Yargı Eleştirisi
Özdağ, teorik eleştirilerini somut ve gündemdeki örneklerle de destekledi. Kamuoyunda tartışılan yargılamaların inandırıcılığını yitirdiğini savunan Zafer Partisi lideri, kendisine yöneltilen "Ekrem İmamoğlu'na kefil misin?" sorusuna çarpıcı bir yanıt verdi. İmamoğlu'nun suçlu olup olmadığını bilmediğini ancak yargılama sürecinin adil olmadığını söyledi. Bu tezini, "Melih Gökçek’i yargılamadığınız bir Türkiye’de Ekrem İmamoğlu’nun yargılanması inandırıcı değil" sözleriyle açıkladı.
Özdağ, meselenin bir suç isnadından çok siyasi bir kavga olduğunu, "Cumhurbaşkanlığına aday olmasaydı tutuklanmayacağını da biliyorum" diyerek net bir şekilde ortaya koydu. Özdağ'a göre, yaşananlar "yargının bağımsızlığını yitirmesi" veya "araçsallaştırılması" gibi kavramlarla açıklanamayacak kadar ileri bir boyutta. Durumu izah edecek tek kavramın "düşman ceza hukuku" olduğunu, hatta bazılarına göre ortada bir "hukuk" dahi kalmadığını ifade etti.
İktidara Seçim Uyarısı ve Tansiyonu Düşürme Çağrısı
Siyasi tutuklamaların toplumda büyük bir öfke ve intikam duygusu yarattığını belirten Ümit Özdağ, iktidarın bu gerilimi düşürmek yerine daha da artırıcı politikalar izlediğini söyledi. Özdağ, "Oysa öfke sağlıklı bir şey değil. İntikam isteği yaratıyor bu da sağlıklı değil. İktidarın yapması gereken bu intikam hislerini ortadan kaldırıcı siyasete dönüş" diyerek bir çağrıda bulundu. Tansiyonu düşürmenin çok kolay olduğunu savunan Özdağ, somut örnekler de verdi.
Cezaevinde sağlık sorunları yaşayan Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık ve 30 kilo kaybeden Ayşe Barım gibi isimlerin serbest bırakılmasının bile toplumda bir rahatlama yaratacağını belirtti. Özdağ, "Adam ölüyor içeride. Ayşe Barım, iki de bir düşüp bayılıyormuş hücrede. Aşağı inerken düşse bayılsa, ölse bunun izahı yok" diyerek durumun vahametine dikkat çekti. Son olarak iktidarın oy oranlarındaki düşüşe vurgu yapan Özdağ, "Sonunda bir seçim olacak ve bu iktidar gidecek. Yüzde 10, yüzde 15 gerideyseniz seçim oyunu yapamazsınız. Öyle bir döneme girmiş durumdayız" diyerek sözlerini tamamladı.