Ümit Ardabak ile Röportaj

Abone Ol
Saygı duyduğum bir beyefendi...Tam 41 yılını sinemaya adamış ve ömrü yettiği sürece de sürdürecek görüntü yönetmeni... Bunun yanı sıra TV filmleri, diziler, reklamla, klipler, belgeseller, tanıtımlar çekimlerini yapmış bir usta… Ümit Ardabak.
Sinemacılığın babadan oğula geçen bir miras olduğunun bir örneği... Babası ve oğlu da bu mesleğin içinde yetişmiş... Böyle bir duayen ile röportaj yapmak bana onur verdi...
1-Sinema kariyeriniz nasıl başladı?
1-Sinema kariyerim 1970 yılında, yıldız film stüdyosunda, laboratuarda film yıkamakla başladı.
2- Yaratıcılık ve estetik açıdan sinemamızın bugün geldiği noktayı nasıl değerlendirirsiniz?
2.Yaratıcılık ve estetik acıdan şimdiki imkanlar çok daha iyi, bizim zamanımızda, sinemada belirli kalıplar vardı, senaristler hep o kalıplar üzerinden yaratıcılıklarını gösteriyorlardı. Estetik acıdan da, elimizdeki araç ve gereçlerle, zamanın şartlarına göre en iyi şekilde film yapmak için uğraş veriliyordu. Halkımız bu filmlerle çok mutluydular. Şimdi biz yaştaki insanlar TV’lerde hala Türk filmlerini aradıklarını ve onları seyrettiklerini ve çok mutlu olduklarını söylüyorlar.
3-Filmde öyküyü kurgularken ve sahneleri oluştururken ne gibi hazırlıklar yaparsınız?
3-Genelde filmin öyküsü ve sahnenin yaratıcılığı, yönetmene aittir. Bizde elimizden geldiğince, yönetmenin kurmuş olduğu dünyayı peliküre yansıtmak için var gücümüzle yardımcı oluruz.
4-Kısacası görüntü yönetmeni tam olarak ne yapar?
4-Görüntü yönetmeni, yönetmenin dünyasını filme yansıtır, filmin, ışık, makyaj, set hazırlığından sorumludur. Çekilecek sahnenin görselliği tamamen görüntü yönetmenine aittir. Burada biraz bu konu üzerinde kısa geçtim. Bu konuda daha çok anlatılacak mevzuular var aslında...
5-Sinema sektörü içinde bir tarz ve tavırdan söz etmek pek mümkün değil ama daha yakın olduğunuz bir tarz var mı?
5-Sinema sektöründe yakın olduğum en güzel tarzım, iş arkadaşlarımla, bir uyum içinde çalışmak, karşılıklı sevgi ve saygı...
6-Eski sinemacılarımızdansınız. Sinemamızın son yıllardaki durumuyla ilgili acı tatlı ne söylersiniz?
6-Sinemamızın içinde bulunduğu dönem aslında çok güzel, dünya sinemalarıyla boy ölçüşecek düzeye geldi. Fakat şimdi önüne gelen herkes film çekiyor. Buda güzel, yalnız şunu unutmayalım, her zaman seyirciye güzel ve anlamlı, ahlaki mesajlar içeren filmler yapmak gerek. Maalesef şimdi yapılan 80-100 film arasında sadece kendini kurtarıp kara gecen 10 tane film çıkıyor. Ne olduğu belli olmayan bir kurgu, bir hikaye, bir anlatım zorluğu içinde olan o kadar çok film var ki bunlarda sinema seyircisini uzaklaştırdı sinemadan. Her zaman, iyi film, iyi proje, iyi cast, iyi müzik, görsellik sinemaya seyirci çeker. Bir an önce iyi işler yapılmalı seyirciyi sinemaya çekmek için bu unutulmamalı. Yazdığım bu yazıda acı ve tatlı yanı anlaşılmıştır umarım.
7-Eskiden yönetmen olmak isteyen insanın zorlu bir yolu vardı. Uzun asistanlıklardan sonra bir film emanet edilirdi… Şimdi daha kolay çekiliyor. İnsanlar ilk filmlerini çokta deneyim kazanmadan çekiyor. Bu konuda ne söylersiniz?
7-Bence çok yanlış, parayı bulan film çekiyor, yok böyle bir şey sonrada sonu sükutu hayal, öncelikle bu işin okulunu okuduktan sonra, setlerde bu işin pratiğini de yapıp kendini iyi hazırlamalı insan yönetmen olurken, dünya görüşü, ayrıca görselliğe vereceği estetiklik, oyuncu, yönetmen ilişkisi bunları yapabileceğine inanmalı. Yönetmenin filmidir ortaya çıkan eser, sevabı ve günahıyla ona aittir, film iş yapmasa, yapımcı tarafından fatura yönetmene kesilir. Yönetmenlik duygu işidir, herkese mal olmuş bir iş değildir. Şimdi önüne gelen yönetmen, okuldan mezun olan arkadaşların hepsinin içinde yönetmenlik sevdası, tabiki çokta iyi yönetmenlerde var hak yemeyelim, hepsine başarılarının devamını dilerim.
8-Senaryomudur oyuncuyu yaşatan yoksa oyuncumudur senaryoya can veren?
8-Bu soru çok güzel, çok iyi bir senaryo vardır, bu senaryoya da oyuncu hayat verecektir, olmazsa olmazlardandır diyelim o oyuncu, fakat bazen de öyle bir oyun çıkartır, hiç beğeni almamıştır. Filme çok kötü yansımış ve filmin içine etmiştir. Bazen de çok kötü bir senaryoyu, fevkalade bir hale getiren oyuncuda çıkabilir, üstün yeteneği ve göstermiş olduğu performansla, oyun gücünü ortaya koyarak, beğenilmeyen senaryo hiçte kötü olmamış bir halde alabilir…
9-Görüntü yönetmenlerinin daha iyi yetişebilmesi için neler yapılmalı… Üniversitelerin hangi alanlarında çalışmalar yapılmalı?
9-Görüntü yönetmenlerinin öncelikle bir kurum haline gelmesi gerek, eskiden bizim derneğimiz vardı. Ustalarımızla seminerler, toplantılar yapardık, şimdi o dernek yok, şu anda görüntü yönetmenleri acil olarak bir dernek çatısı altında toplanmalılar. Burada seminerler, toplantılar, dünya sinemasıyla ilgili sohbetler, kitaplar, DVD’ler, filmler izlemeli ve uygulamalar yapmalılar. Şimdiki görüntü yönetmenlerinin birçoğu sinema okullarından mezun olup piyasaya girmişlerdir. Bu okullardaki, pratik eksiklik yok gibi sadece teoride öğreniyorlar ve mini DV kameralarla ders görüyorlar. Bu da tam yeterli değil, okuldan yeni mezun olan arkadaşların set tecrübeleri olmalı, yeterli donanıma sahip değiller. Ama bazı arkadaşlarda kendilerini aşmışlar, hepsine başarılar dilerim.
10-Türkiye bu konuda yeterlimi sizce?
10-Türkiye mesleki acımdan her türlü donanıma ait, artık, elektronik ortamda, dünyada yapılan animasyon çekimlerinde bile başarılı, önümüzdeki yıllarda sinema sektöründe umarım sinemamız çok iyi yerlere gelecektir.
11-ABD gibi film sektörünün ön sırasında bir ülkede film sektöründeki
gelişmeler neden Türkiye de tam anlamıyla kullanılamıyor?
11-Amerika gibi sinema sektöründe bir numaralı olan film dünyasının içine artık girdik sayılır, son zamanlarda yabancı menşeli oyuncularda bizim filmlerimizde oynuyor,hatta bazı filmlerimizde Oscar’a aday olabiliyor, sinemamız adına güzel şeyler bunlar.
12-Size göre sinema da en iyi nedir? 41 yıllık tecrübenize dayanarak bir gelişme olabildi mi sizce?
12-Sinemada büyük bir gelişme olduğunu belirtmiştim üst sıralarda.
13-Sinema ve sanat hakkında şimdiye kadar karşılaştığınız ve sizi en çok etkileyen bir olay?
13-beni çok etkileyen olay o kadar fazla ki, burada bunları yazsam sayfalar bile yetersiz kalır. Bir arkadaşımızın bir gün sette iş kazası olarak geçirdiği olay beni çok etkilemiştir. Ona çok üzülmüştüm, kısaca biraz anlatayım. Bir kış günü Kastamonu’nun Pınarbaşı’nda karda gecen bir film çekiyorduk, oyuncu bir arkadaşın tüfekle ateş etme sahnesinde, tüfeğin içine konmuş kuru sıkı barut dolu bir fişeğin patlamasıyla kameramın yanında duran arkadaşa isabet edip yüzünü bir anda yakması ve onun acı çığlıkları beni çok etkilemiştir. Kamerayı hemen stop ettim ve yanına koştum yüzüne baktığımda her taraf kan gölüne dönüştü bunu hiç unutamam, tabi setler hep anılarla doludur, iyisi ve kötüsüyle.
14-Başka bir işle meşgulmüsünüz?
14-Yok sadece mesleğimle meşgulüm, hayatım varsa yoksa sinema...
15- Görüntü yönetmeni olmasaydınız hangi mesleği seçerdiniz?
15-Başka bir meslek düşünemiyorum bu işi çok küçük yaştan itibaren çok seviyorum. Sanırım buda sinemacı bir babanın oğlu olmaktan geliyor sanırım.
16-Sendikanız var mı?
16-Bir sendikamız var ama ne ona meslektaşlar sahip çıkıyor, nede sendika meslektaşlarına sahip çıkıyor. Çünkü bu ülkede henüz bir sinema yasası çıkmadı bugüne dek.
17- Sosyal güvenceniz var mı?
17-Sosyal güvencem var emekliyim, 1995 yılında devlet tarafından bir borçlanma cıktı bir kısmını devlet ödedi. Bir kısmını da kendim ödeyerek 2000 yılında emekli oldum çok şükür tabii sendikamızın kanalıyla oldu. Bu işte, herkese tavsiyem sendikamızı yaşatalım.
18- Bunca yıldır meslek hayatınızda bir çok oyuncu gördünüz... Platonikte olsa aşık olduğunuz bir oyuncu oldu mu?
18-Olmaz mı , bırakında bu sorunun cevabı bende kalsın. 19-Bazı zaman pişman olduğunuz anlar tabiki ister istemez oluyor.
19-Hayatınızda hiç keşke yapmasaydım dediğiniz pişmanlıklarınız oldu mu?
19-Bazı zaman pişman olduğunuz anlar tabiki ister istemez oluyor.
20-Sizi en çok mutlu eden bir olay?
20-Hayatta beni çok mutlu eden en büyük olayım sinemacı olmak. Bu güzel soruları hazırlayıp sorduğunuz için çok teşekkür ederim. Sevgi ve saygılarla…
Gazetem ve kendi adıma ben teşekkür ederim… Sevgi ve saygılar...