UCUZ İĞNE, AĞIR BEDEL

Sorun zayıflama iğnesi değil; sahte, kaçak ve kayıt dışı olanıdır.

Abone Ol

Son günlerde gerek Çorum’da gerekse ülke genelinde giderek daha sık duymaya başladığımız ve bizi ciddi biçimde endişelendiren bir konu var:

SAHTE VE KAÇAK ZAYIFLAMA İĞNELERİ.

Kamuoyunda büyük ilgi gören zayıflama tedavileri, ne yazık ki insan sağlığını ticari kazanca dönüştürmek isteyenlerin de yeni pazarı haline gelmiş durumda.

Önce çok net bir ayrım yapalım.

Sorun zayıflama tedavisinde kullanılan ilaçlar değildir.

Hekim tarafından uygun hastaya önerilen, ülkemizde ruhsatlı olan, yasal tedarik zinciri içerisinde bulunan, gerekli saklama ve taşıma koşulları korunarak eczaneye ulaştırılan ve eczacı danışmanlığında kullanılan ilaçlar tedavinin bir parçasıdır.

Bizim karşı çıktığımız şey bunlar değil;

SAHTESİ, KAÇAĞI VE KAYIT DIŞI SATILANIDIR.

Bugün internetten, sosyal medyadan, çeşitli satış kanallarından veya ECZANE DIŞINDA her türlü kişi, kurum, kuruluş, ticari işletme ve hizmet sunum noktasından vatandaşlarımıza “zayıflama iğnesi” adı altında ürün ulaştırıldığına ilişkin duyumlarımız giderek artıyor.

Ve çoğu zaman vatandaşın önüne aynı cümle konuluyor:

“ECZANEDE PAHALI, BENDE UCUZ.”

İşte tehlike tam da bu cümlede başlıyor.

İnsanların ekonomik sıkıntısını kullanarak sağlık üzerinden pazar kurmak, yapılabilecek en tehlikeli istismarlardan biridir.

Vatandaşa;

“Eczaneden niye fazla para veresin?”

“Bu da aynısı.”

“Yurt dışından geliyor.”

“Orijinal kalem.”

“Hazır kalem.”

“Ben de kullanıyorum.”

deniliyor.

Peki gerçekten aynısı mı?

Bilmiyorsunuz.

İçerisinde gerçekten belirtilen etkin madde var mı?

Bilmiyorsunuz.

Dozu doğru mu?

Bilmiyorsunuz.

Steril mi?

Bilmiyorsunuz.

Daha önce kullanılmış veya yeniden doldurulmuş bir ürün mü?

Bilmiyorsunuz.

Son kullanma tarihi gerçek mi?

Bilmiyorsunuz.

Nerede üretildi?

Bilmiyorsunuz.

Nasıl taşındı?

Hangi sıcaklıkta, kaç saat bekledi?

Bilmiyorsunuz.

Ve bütün bunlara rağmen bu ürünü kendi vücudunuza enjekte ediyorsunuz.

İşte bu nedenle vatandaşın sorması gereken ilk soru;

“Bu ne kadar ucuz?” değil,
“Bu gerçekten ilaç mı?” olmalıdır.

Çünkü eczanedeki ilaçla kayıt dışı bir kişinin elindeki ürünün fiyatını karşılaştırmak baştan yanlış bir karşılaştırmadır.

Eczanedeki ilacın arkasında üretici vardır.

Ruhsat vardır.

Ecza deposu vardır.

İlaç Takip Sistemi vardır.

Saklama ve taşıma kuralları vardır.

Soğuk zincir vardır.

Denetim vardır.

Eczacı vardır.

Ve gerektiğinde hesap verecek bir sağlık sistemi vardır.

Kayıt dışı ürünün arkasında ise çoğu zaman yalnızca satıcının sözü vardır.

Elbette daha ucuz olabilir.
Çünkü belki de satın aldığınız şey ilaç değildir.

SAHTESİ BAŞKA DERT, “GERÇEĞİ” BAŞKA DERT

Burada çok önemli bir başka ayrımı da yapmak zorundayız.

Son dönemde vatandaşlarımıza özellikle bazı zayıflama ilaçlarının Türkiye’de ruhsatı ve yasal satışı bulunmayan ürün, doz veya kalem formları, “yurt dışından orijinal getirildi” denilerek sunulabiliyor.

İşte burada mesele yalnızca ürünün sahte olup olmadığı değildir.

Çünkü önümüzde iki ayrı tehlike vardır:

Birincisi sahte ürün.

İkincisi gerçekten üreticiye ait olsa bile ülkemize yasal ilaç tedarik sistemi dışında sokulmuş, kayıt dışı ve yetkisiz şekilde satışa sunulan ürün.

İkisi aynı şey değildir.

Ama ikisi de vatandaş açısından ciddi risk taşır.

SAHTEYSE NE OLDUĞUNU BİLMİYORSUNUZ

Sahte üründe en temel problem şudur:

Elinizdekinin gerçekten ilaç olup olmadığını dahi bilmiyorsunuz.

Kutusu taklit edilmiş olabilir.

Kalemi taklit edilmiş olabilir.

Üzerinde dünyanın en büyük ilaç firmasının logosu bulunabilir.

Seri numarası basılmış olabilir.

Ambalajı orijinalinden ayırt edilemeyecek kadar iyi hazırlanmış olabilir.

Ama içinde ne var?

Bilmiyorsunuz.

Belirtilen etkin madde gerçekten var mı?

Bilmiyorsunuz.

Varsa doğru miktarda mı?

Bilmiyorsunuz.

Başka bir madde mi konuldu?

Bilmiyorsunuz.

Steril şartlarda mı üretildi?

Bilmiyorsunuz.

Daha önce kullanılmış bir kalem temizlenip yeniden mi dolduruldu?

Onu da bilmiyorsunuz.

Yani sahte üründe tehlike doğrudan ürünün kimliğinden ve içeriğinden başlamaktadır.

İnsan, kilo vermek amacıyla vücuduna ne olduğunu bilmediği bir sıvıyı enjekte etme riskiyle karşı karşıya kalmaktadır.

PEKİ GERÇEKTEN ORİJİNALSE?

İşte en fazla gözden kaçırılan nokta da burasıdır.

Bir ürünün gerçekten yurt dışında üretilmiş orijinal ürün olması, onun Türkiye’de kayıt dışı biçimde satılmasını güvenli veya yasal hale getirmez.

Türkiye’de ruhsatı bulunmayan veya o ürünün Türkiye’de ruhsatlandırılmamış bir formunun ihtiyaç halinde yurt dışından temini için devletimizin belirlediği resmi yollar vardır.

Hekim değerlendirmesi vardır.

Reçete vardır.

TİTCK’(Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu) nun belirlediği usuller vardır.

Yetkilendirilmiş yurt dışı ilaç tedarik sistemi vardır.

Yani devlet zaten gerektiğinde ruhsatsız bir ilacın hastaya nasıl ulaştırılacağını tarif etmiştir.

Bunun dışındaki yol ise başka bir şeydir.

Bir kişi ürünü yurt dışından ticari amaçla getiriyor…

Bir başkasına veriyor…

Başka bir aracı satıyor…

Ürün elden ele dolaşıyor…

Ve sonunda doğrudan vatandaşa ulaşıyor.

Ürün gerçekten orijinal olsa bile artık şu soruların cevabı yoktur:

Ülkeye hangi şartlarda girdi?

Nerede saklandı?

Kim taşıdı?

Kaç kez el değiştirdi?

Soğuk zinciri gerçekten korundu mu?

Hangi sıcaklıkta ne kadar süre kaldı?

Üretimden hastaya kadar olan sevk zinciri nerede?

Bir sorun çıkarsa geriye doğru kimi takip edeceğiz?

Ürün geri çağrılırsa bu hastaya nasıl ulaşacağız?

İşte bu nedenle;

“ORİJİNAL” OLMASI YETMEZ.

İlacın orijinal olması kadar, orijinal ve yasal tedarik zinciri içerisinde hastaya ulaşması da önemlidir.

Özellikle soğuk zincire tabi enjeksiyonlarda bu durum çok daha kritiktir.

Ürün gerçekten üretici firmanın ürünü olabilir.

Ama günlerce uygun olmayan sıcaklıkta kalmışsa?

Bir bavulda taşınmışsa?

Bir otomobilde beklemişse?

Ev tipi buzdolabında uygunsuz koşullarda saklanmışsa?

Defalarca soğuyup ısınmışsa?

Kutusu hâlâ orijinaldir.

Kalemi hâlâ orijinaldir.

Üzerindeki firma adı hâlâ gerçektir.

Ama size ulaşan ilacın güvenilirliği artık aynı değildir.

İşte vatandaşın özellikle bunu anlaması gerekiyor:

Sahte ürünün derdi, içinde ne olduğunu bilmemektir.

Kaçak getirilen gerçek ürünün derdi ise nereden, nasıl ve hangi şartlarda size ulaştığını bilememektir.

Birinde ürünün kendisine güvenemezsiniz.

Diğerinde tedarik zincirine güvenemezsiniz.

Her iki durumda da kaybedilen ortak şey aynıdır:

İlaç güvenliği.

Bu nedenle “Ama bu sahte değil, gerçekten yurt dışından geliyor” savunması bizim için yeterli değildir.

Hatta vatandaşa sorulması gereken soru tam olarak şudur:

Madem gerçek ilaç, neden devletimizin kurduğu yasal ilaç tedarik sisteminin dışında?

Madem orijinal;

neden kayıt dışı?

Madem güvenli;

neden yetkili tedarik zincirinde değil?

Madem ilaç;

neden eczanede değil?

İlacın sahtesi başka bir tehlikedir.

İlacın gerçeğinin kaçak ve kontrolsüz biçimde ülkeye sokulup satılması başka bir tehlikedir.

SAHTESİ DE OLMAZ, KAÇAĞI DA.

Çünkü vatandaşın ihtiyacı yalnızca “gerçek ürün” değildir.

Vatandaşın ihtiyacı;

gerçek, ruhsat ve mevzuat açısından uygun, izlenebilir, doğru şartlarda taşınmış, doğru şartlarda saklanmış ve sağlık sistemi içerisinde güvenle kendisine ulaştırılmış ilaçtır.

İLAÇ, HERHANGİ BİR TİCARİ ÜRÜN DEĞİLDİR

İlaç; hastalıkların önlenmesi, tanısı veya tedavisinde kullanılan, insan vücudunda farmakolojik, immünolojik veya metabolik etkiler oluşturan özel bir sağlık ürünüdür.

Bu nedenle ilaç bir market ürünü değildir.

Bir sosyal medya ürünü değildir.

Bir internet ilanı değildir.

Bir hizmetin yanında satılabilecek yardımcı ürün değildir.

Bir çantadan çıkarılıp elden verilecek sıradan bir ticari mal hiç değildir.

İlacın üretiminden ruhsatlandırılmasına, saklanmasından taşınmasına, reçetelenmesinden hastaya ulaştırılmasına kadar her aşaması kurala ve denetime tabidir.

Reçeteye tabi ilaçlar hekim değerlendirmesi ve reçetesi sonrasında eczanelerden, eczacı sorumluluğunda ve eczacı danışmanlığında hastaya ulaştırılır.

İlacın güvenli adresi eczanedir.

Bu zincirin dışına çıktığınız anda sağlık sisteminin sağladığı güvence de ortadan kalkmaya başlar.

Eczane dışında “ilaç” adı altında satılan bir ürün sahte olabilir, kaçak olabilir veya yasal tedarik zincirinin dışına çıkarılmış olabilir.

Üç durumda da vatandaş açısından ortak bir sonuç vardır:

Ürünün güvenilirliği artık sorgulanmalıdır.

BİR İLACIN KİMLİĞİ VARDIR

Türkiye’nin ilaç güvenliği açısından en önemli sistemlerinden biri İlaç Takip Sistemi, yani İTS’dir.

Bir ilaç üretildiği veya yasal olarak ülkemize ithal edildiği andan itibaren kutu bazında takip edilir.

Üreticiden ecza deposuna…

Depodan eczaneye…

Eczaneden hastaya…

İlacın yasal tedarik zinciri içindeki hareketleri kayıt altındadır.

Yani eczaneden aldığınız bir kutu ilacın yalnızca ambalajı yoktur.

Kimliği vardır.
Geçmişi vardır.
Kaydı vardır.

Gerektiğinde nereden geldiğine, hangi zincirden geçtiğine ulaşılabilir.

Sahte ve kaçak üründe ise bu zincirin tamamı kırılmış olabilir.

Kim getirdi?

Nereden getirdi?

Nasıl getirdi?

Ürünün gerçekten belirtilen firmaya ait olup olmadığı nasıl doğrulanacak?

Bir problem çıktığında geriye doğru kime ulaşılacak?

İşte kayıt dışı ilaç ticaretinin gerçek tehlikesi burada başlar.

Bu nedenle mesele yalnızca “izinsiz satış” meselesi değildir.

Bu doğrudan bir halk sağlığı meselesidir.

SOĞUK ÇANTADAN ÇIKMASI, SOĞUK ZİNCİR DEĞİLDİR

Özellikle bazı zayıflama iğnelerinde bir başka kritik konu daha vardır:

Soğuk zincir.

Bu ürünlerin gerekli sıcaklık koşullarında saklanması ve taşınması gerekir.

İyi Dağıtım Uygulamaları çerçevesinde ilaçların taşıma ve depolama süreçlerinde ürünün gerektirdiği sıcaklık, nem ve diğer çevresel koşullar kontrol altında tutulur.

Soğuk zincire tabi bir ilacın üretimden hastaya kadar uygun koşullarda tutulması gerekir.

Birilerinin;

“Merak etme, buzla geldi.”

“Uçakta yanımdaydı.”

“Çantada hep soğuktu.”

demesi sağlık güvencesi değildir.

Bir ürünün soğuk çantadan çıkması, o ürünün soğuk zincirinin korunduğunu kanıtlamaz.

Soğuk zincir kişisel beyanla değil, kayıtlı ve denetlenebilir sistemle korunur.

Kalemin dış görünüşü bozulmamış olabilir.

Kutusu yepyeni olabilir.

Üzerinde dünyaca bilinen bir firmanın logosu bulunabilir.

Ama bütün bunlar içerisindeki ürünün güvenli olduğunu tek başına göstermez.

Gerçek ilacın güvencesi ambalajı değil, yasal tedarik zinciridir.

İLAÇ SİSTEMİ BAŞIBOŞ DEĞİLDİR

İlaç firmaları, ecza depoları ve eczaneler kendi sorumluluk alanlarında kalite ve stok kontrollerini yürütür.

Sağlık Bakanlığı ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu sistemin düzenleyici ve denetleyici otoritesidir.

İl sağlık müdürlükleri sahadaki denetim ve inceleme süreçlerinde görev alır.

Eczacı odaları da meslek mensupları ve ilgili kamu kurumlarıyla koordinasyon içerisinde ilaç güvenliğinin korunmasına yönelik çalışmalar yürütür.

Soğuk zincir kırılması, ürünün kullanılabilirliğini kaybetmesi, miadının dolması, geri çekilmesi veya sistem dışı bir durumun ortaya çıkması halinde ilgili süreçlerin işletilmesi gerekir.

Kullanılamayacak ilaçların da gelişi güzel çöpe atılması değil, mevzuata uygun şekilde ayrılması ve imha edilmesi esastır.

Sistemin amacı aslında çok basittir:

İlacı üretildiği andan hastaya ulaştığı veya imha edildiği ana kadar başıboş bırakmamak.

SAHTE İLAÇ DEVLETİN SAĞLIK SİSTEMİNİ DE HEDEF ALIR

Kayıt dışı ilaç yalnızca onu kullanan kişiye zarar vermez.

Devletimizin kurduğu ilaç güvenliği ve izlenebilirlik sistemini de devre dışı bırakır.

Bir yan etki meydana geldiğinde ürünün kaynağına ulaşmak güçleşir.

Geri çekme gerektiğinde kimlerin elinde olduğu bilinemez.

Kaç kişinin kullandığı tespit edilemez.

Ürünün geçmişi takip edilemez.

Birileri kayıt dışı satıştan para kazanırken ortaya çıkan sağlık problemlerini yine hekimlerimiz, hastanelerimiz ve kamu sağlık sistemimiz çözmek zorunda kalır.

Yani kazanç birilerinin cebine girer;

bedelini vatandaş ve devlet öder.

Dahası, vatandaşın sağlık sistemine olan güveni zarar görür.

Hekime güveni…

Eczacıya güveni…

İlaca güveni…

Devlete ve sağlık hizmetine olan aidiyeti…

Sahte ilaç ticaretinin görünmeyen en ağır faturalarından biri de budur.

ZARAR İNSANLA SINIRLI DEĞİLDİR

Meselenin bir de çevre boyutu vardır.

Yasal sistemde kullanılamaz hale gelen, miadı geçen veya geri çekilen ilaçların nasıl bertaraf edileceği bellidir.

Peki kayıt dışı ürün?

Kullanılmayan kalem nereye gidiyor?

Çöpe mi?

Kanalizasyona mı?

Toprağa mı?

Kontrolsüz biçimde çevreye bırakılan farmasötik maddeler suya ve toprağa karışabilir.

Su etkilenir.

Toprak etkilenir.

Bitkiler etkilenir.

Hayvanlar etkilenir.

Ve o zincirin sonunda yine insan vardır.

Bu nedenle sahte ilaç yalnızca bireysel sağlık meselesi değildir.

Toplum sağlığıdır.
Çevre sağlığıdır.
Hayvan sağlığıdır.
Gelecek nesillerin sağlığıdır.

TÜM VATANDAŞLARIMIZA ÇAĞRIMIZDIR

Eczane dışında ilaç satıldığını gördüğünüzde bunu sıradan bir ticari faaliyet olarak değerlendirmeyin.

İnternette satılıyorsa bildirin.

Sosyal medyada satılıyorsa bildirin.

Herhangi bir satış kanalı üzerinden pazarlanıyorsa bildirin.

Eczane niteliği taşımayan herhangi bir kişi, kurum, kuruluş, ticari işletme veya hizmet sunum noktasında ilaç satıldığına, temin edildiğine ya da uygulandığına ilişkin bilginiz varsa bildirin.

Özellikle sahte veya kaçak zayıflama iğnelerinin yasal ilaç tedarik zinciri dışında satıldığı, temin edildiği ya da uygulandığına ilişkin bir durum biliyorsanız sessiz kalmayın.

En yakın eczacınıza bildirin.

Çorum Eczacı Odamıza bildirin.

İl Sağlık Müdürlüğümüze bildirin.

Valiliğimize ve yetkili kamu kurumlarına bildirin.

Çünkü bugün başkasına satılan sahte ilaç, yarın sizin eşinizin, çocuğunuzun, annenizin, babanızın önüne çıkabilir.

Bu meseleyi basit bir ticaret ihlali olarak görmüyoruz.

Bu, insan sağlığını kazanca dönüştürme meselesidir.

Sahte veya kaçak ilaç üreten, ülkeye sokan, pazarlayan, satan, aracılık eden ve yasal ilaç tedarik zincirini bilerek devre dışı bırakan kişi ve kuruluşlar hakkında caydırıcı idari ve adli yaptırımların uygulanması gerektiğini düşünüyoruz.

Şartları oluştuğunda faaliyet durdurmadan kapatmaya, ruhsat ve izin süreçleriyle ilgili yaptırımlardan diğer tüm hukuki tedbirlere kadar sistem kararlılıkla işletilmelidir.

Çünkü toplum sağlığının korunmasında tereddüde yer yoktur.

VE SON SÖZ…

Burada mesele yalnızca zayıflama iğneleri değildir.

Bugün sahte bir zayıflama iğnesiyle karşımıza çıkan bu karanlık ticaret; yarın bir kanser ilacında, bir hormonda, bir antibiyotikte, bir çocuk ilacında, hayat kurtarması gereken herhangi bir tedavide karşımıza çıkabilir.

Sahte ilacın adı değişir.

Kutusu değişir.

Markası değişir.

Hedef aldığı hastalık değişir.

Ama yaptığı şey değişmez:

İnsan sağlığını kazanca çevirmek.

Birilerinin cebine birkaç lira daha fazla para girecek diye vatandaşın bedeninin deneme tahtasına çevrilmesini kabul etmiyoruz.

Birileri;

“Eczanede pahalı, bende ucuz.”

diyerek sağlık üzerinden pazar kuracak diye devletimizin yıllardır oluşturduğu ilaç güvenliği sisteminin yok sayılmasına seyirci kalmayacağız.

İlacın hangi fabrikada üretildiğinin, hangi depodan geçtiğinin, hangi şartlarda taşındığının ve hangi eczaneden hastaya ulaştığının kayıt altına alındığı bir ülkede; bir çantadan, bir sosyal medya hesabından, bir arka odadan veya eczane niteliği taşımayan herhangi bir kayıt dışı satış noktasından çıkan ürüne “ilaç” denilmesini normalleştirmeyeceğiz.

Çünkü ilaç güven ister.

İlaç iz ister.

İlaç sorumluluk ister.

Ve ilaç, arkasında hesap verebilecek bir sağlık sistemi ister.

Sahte ilacın arkasında ise çoğu zaman yalnızca para vardır.

ÇORUM ECZACI ODASI OLARAK AÇIKÇA SÖYLÜYORUZ:

Bu mesele bir meslek grubunun ticari alanını koruma meselesi değildir.

Bu mesele;

EŞİMİZİN, ÇOCUĞUMUZUN, ANNEMİZİN, BABAMIZIN, AİLEMİZİN, HASTAMIZIN, KOMŞUMUZUN, HEPİMİZİN SAĞLIĞI MESELESİDİR.

Toprağımızın, suyumuzun, hayvanlarımızın ve gelecek nesillerimizin sağlığı meselesidir.

O nedenle kim olursa olsun;

sahte ilaç üretenin,

kaçak ilaç getirenin,

sahte ilacı pazarlayanın,

satışına aracılık edenin,

eczane dışında ilaç ticareti yapanın

ve vatandaşın sağlığını birkaç kuruşluk kazanca kurban edenin karşısında hukuk, sağlık otoritesi ve meslek örgütleri bütün kararlılığıyla durmalıdır.

Çünkü bazı şeylerin ucuzu olmaz.

Sağlığın ucuzu olmaz.
İlacın sahtesi olmaz.

Bugün zayıflama iğneleri üzerinden yaptığımız bu uyarı, yarın karşımıza çıkabilecek bütün sahte ilaçlar içindir.

İNSANIN UMUDUNUN SAHTESİ OLMADIĞI GİBİ, İLACIN DA SAHTESİ OLMAZ.

İLACIN ADRESİ ECZANEDİR.

SAHTE İLACA GEÇİT VERMEYECEĞİZ.

Sağlığın pazarı olmaz.

Ecz.Erol AFACAN

Türk Eczacıları Birliği 45. Bölge
Çorum Eczacı Odası
Yönetim Kurulu Başkanı