Türkiye’de ve Çorum’da Petrol Müjdesi! (4)

Gelelim! Türkiye ve Çorum’da Kaya gazı ve Kaya petrolü bulundu konusuna!

Abone Ol

ABD’de 1860 yıllardan bu yana klasik anlamda en çok doğal gaz üretimi yapan ülke iken, 1900 yıllardan sonra doğalgaz rezervlerin azalması ile 1995 yılından sonra kaya gazı ve kaya petrolü üretim çalışmalarına başlamıştır.

Bugün Dünyada en çok kaya gazı ve kaya petrolü üretimi yapan ülke ABD’dir.

İki önceki köşe yazımda, farklı akademisyenler ve kurumlar, kaya petrolü tanımı konusunda farklı görüşlere sahip olduğunu belirtmiştim.

Bitümlü şeyl petrolü ve kaya petrolü terimleri oldukça kafa karıştırıcı bir şekilde kullanılmaktadır.

Ayrıca, kaya petrolü ve “sıkışık petrol” gibi terimlerin kullanımında da karışıklık ve tartışmalar yaşanmaktadır.

Genelde, ister şeyl kayacının bünyesine girmiş petrol ve gaz olsun, ister kumtaşı gibi geçirimsiz kayaçlar içerisinde sıkışmış petrol veya gaz olsun, sonuçta kayalar içerisinden sondaj yöntemleri ile çıkarıldığı için kaya petrolü ve kaya gazı tanımı daha yaygın kullanılmaktadır.

Aşağıda vermiş olduğum resimde, yeraltından gaz oluşumları ve sondaj ile çıkarılma şekilleri gösterilmiştir.

Ayrıca, şeyl kayacı veya sıkışık kayaçlardaki petrol ve gaz çıkarmada eğik sondaj tekniğinin detayı da gösterilmiştir.

Sıkışık kaya petrolü ve sıkışık kaya gazı, geleneksel ham petrol ve doğal gaz rezervuarlara göre daha küçük gözenek boşluklarına ve daha düşük geçirgenliğe sahip kaya (kumtaşı gibi) oluşumlarında sıkışmış ham petrol veya doğal gazdır.

İster şeyl kayasından olsun isterse sıkışık kayalardan (kumtaşı gibi) olsun kaya petrolü veya kaya gazı rezervlerine ulaşmak için yüzlerce hatta binlerce metre aşağıya sondaj ile inilir ve daha sonra sondaj yanlara doğru kilometrelerce ilerletilir.

Bu sayede yüzlerce dik olarak açılacak sondajların yüksek maliyeti yerine bir tek eğik sondaj açılması ile ekonomik olması hedeflenmiştir.

Kaya gözenekleri içerisinde hapis olmuş gaz veya petrol binlerce ton su, kum ve kimyasal karışımı basınçla kayaların içine basılarak kayalar parçalanır ve yeryüzüne ulaşması sağlanır.

Bu teknolojinin aslında çok da ucuz olduğu söylenemez.

Ayrıca, eğik sondajlarla çatlatma yönteminin çeşitli çevresel etkiler yaratması nedeniyle de tartışmalı bir yöntem olmuştur.

Her bir kaya petrolü kuyusu çok fazla taze su gerektirmesi, yeraltı suyunu kirletmesi ve sondaj sürecinde yüzey kirliliği yaratması da yer almaktadır.

Kaya gazı ve kaya petrolü konusu da klasik petrol ve doğal gaz gibi ülkemizde sürekli abartılıyor.

Fakat yıllardır haberleri yapılan ne kaya gazı ne de kaya petrolü ile ilgili bir türlü sonuç alınamıyor!

Üstelik Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Diyarbakır’da kaya petrolü için 24 adet sondaj başlatacağız diyor!

Ulusal gazeteler sondajların sonucu çıkmış gibi, uçuk rakamlar ile rezervleri ve parasal kazançları verebiliyorlar.

Adeta, kaya petrolünde köşeyi döndük veya uçtuk haberleri yapıyorlar.

Tüm bu yanlış yaklaşımlar, aslında konu uzmanlarının konuyu doğru ve gerçekçi açıklamamalarından kaynaklanmaktadır.

Üstüne bir de, konu hakkında bilgisi olmayan ve bilimden uzak kişilerin ulusal basında yanlış ve abartılı konuşmaları, vatandaşın aklını karıştırıyor.

Çorum’da petrol, kaya petrolü veya kaya gazı potansiyeli var mı? Sorusunun cevabını arayalım.

Bu konuda, Cumhuriyetin kurulduğu yılların başlarında haber olarak müjdeler verilmişti.

İlk olarak Mersindeki yerel gazetede olan “YENİ MERSİN”de 24 Ekim 1939 yılında “Çorumda petrol bulundu” haberi ile müjde verilmiş oldu.

Daha sonra, 1992 yılında Bayat’ta petrol sondajı çalışmaları sonucu yeterli rezerv tespiti olmayınca, 2022 yılında tekrar gündeme geldi ve Çorum’da haber oldu.

Diğer taraftan, ilk olarak 2010 yılında ülke genelinde “kaya petrolü bulundu!” haberleri çıkmış ve Çorum da dâhil birçok il de kaya petrolü bulunduğu değişik haberlere konu edilmiştir.

Daha sonra, 2015 ve 2016’da benzer haberler yapılmış ve Çorum tekrar gündeme gelmiştir.

Son olarak, 2024 yılında kaya gazı ve 2025 yılında da hem kaya gazı hem de kaya petrolü haberleri ile ülke ve Çorum gündemine gelmiştir.

Hatırlayalım, Cumhuriyetimizin Kuruluşunun 102. Yıl dönümü olan 29 Ekim 2025 tarihinde Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı, Diyarbakır’da 24 adet kaya petrolü sondajı yapacağını canlı yayında açıklamıştı.

O esnasında CNN Türk canlı yayınında sunucunun, Fizikçi bir akademisyene konuyu değerlendirilmesini isteyip konu hakkında görüşü istenince, konu uzmanı olmayan akademisyen Çorum’da kaya petrolü olduğu bilgisini verdi.

Tabi ki! Böyle bir haber ulusal basında gerçekleşince, Çorum yerel medyasında da gündeme bomba gibi düştü!

Çorum’da tespit edilen kaya petrolü aslında bitümlü şeyl potansiyelini ifade eder.

MTA’nın 30-40 yıl öncesi yaptığı tespitler sonucu, Çorum-Dodurga dâhil Türkiye’de birçok yerde bulunan kömür sahaların alt veya üst tabakalarında tespit edilmiş olan bitümlü şeylerdir.

Dolayısıyla, bahsi geçen aslında bir kaya petrolü veya kaya gazı değildir.

Bir önceki yazımda belirttiğim gibi, bitümlü şeyl madencilik faaliyetleri ile çıkarılıp sonrasında yeryüzünde kurulacak olan gazhane gibi “piroliz” tesislerinde ancak petrol sıvısı veya hava gazı üretilebilir.

Yine, önceki yazılarımda bahsetmiş olduğum gibi Osmanlının son zamanlarından 1960 yıllara kadar kurulmuş olan “Gazhaneler” ekonomik olmadığı için kapatıldığına göre Şeyl’den elde edilecek petrol sıvısı (sentetik petrol) veya hava gazı ekonomik olabilir mi?

Ayrıca, bu sözüm ona keşfedilmiş kaya petrolü veya kaya gazı rezervi ekonomik olarak çıkarılmaya değer mi? Sorusunu kimse ifade etmiyor.

Kaya petrolün (şeyl) faydalı bileşenlerinin çıkarılması genellikle yer üstünde gerçekleşir.

Ancak, bazı yeni teknolojiler ile yer altında da (yerinde işleme) gerçekleştirebilir.

Her iki durumda da, oksijensiz ortamda 500 ila 1000 °C’de ısıtılarak, petrol kayasındaki kerojen’i şist yağına (sentetik petrol) ve şeyl gazına dönüştürür.

Petrol şeyl’leri kömürlerden daha az organik madde (H, C v.b) içerir.

Ayrıca, şeyl’den elde edilen petrol yağı, tüm uygulamalarda ham petrolün doğrudan yerini tutmaz.

Geleneksel ham petrole kıyasla daha yüksek kükürt veya arsenik içeriğine sahip olabilir. Bu da çevre problemi doğurabilir.

Bir şeyl’den veya bir kömür’den petrol sıvısının veya gazın ekonomik olarak elde etmek için içerisinde barındırdığı organik madde miktarını ortaya koyan Toplam Organik Karbon (TOC) değeri önemlidir.

Ankara Üniversitesinden bir grup araştırmacı tarafından 2014 yılında Çorum-Dodurga şeyl’lerin üzerine bir çalışma yapmışlardır. Çalışma sonucunda bitümlü şeyl’lerin TOC değerleri %1.79 ile %8.41 olduğu tespit edilmiştir.

Diğer taraftan, Sivas Cumhuriyet Üniversitesinden bir grup araştırmacı tarafından 2018 yılında Çorum-Dodurga bölgesinde bulunan bitümlü kömürleri üzerinde bir çalışma yapmışlardır. Çalışma sonucunda, bitümlü kömürlerin TOC değerleri %9.42 ile %52.5 arasında olduğu bulunmuştur.

Bu çalışmanın özet kısmında “organik madde miktarı ve tipi açısından petrolden ziyade gaz üretim potansiyeli olmakla birlikte olgunluklarının düşük olması nedeniyle bu tip bir oluşum ihtimali de çok düşük” olduğu görüşünü belirtmişlerdir.

Dolayısıyla, Dodurga kömürlerinden elde edilen TOC değerleri (en düşük %9.42 ve en yüksek %53.5), Dodurga bitümlü şeyl’lerinden elde edilen TOC değerlerinden (en düşük %1.79 ve en yüksek %8.41) kat kat fazla olmasına rağmen, ne petrol ne de gaz üretimi elde etmenin ekonomik olamayacağı açıktır.

Bugün ister görünür rezerv miktarı olsun, ister kalorisi olsun, ister TOC değerleri açısından olsun çok daha iyi özelliğe sahip olan Seyitömer ve Beypazarı bölgesi bitümlü şeyl’ler çıkarılıp işlenmediğine göre, Çorum-Dodurga bitümlü şeyleri işlenmeye değer mi? Sorusunu kendimize sormamız gerekir.

Bugün Türkiye’de birçok ham petrol ve doğalgaz kaynağı ekonomik olarak çıkarılamıyorsa, kaya (şeyl veya sıkışık kaya) petrolünden ekonomik olarak petrol elde etmek hayalcilik olmaz mı?

Bir yerbilimci ve maden mühendisliği bilim uzmanı olarak gerçekten böyle büyük ve önemli yeraltı kaynaklarımızın olmasını canı gönülden isterim.

Sonuçta, kendi mesleki alanımda Ar-Ge yapma ve yetiştirdiğim Maden Mühendislerine yeni çalışma alanları yaratılmış olmasına herkes den daha çok ben mutlu olurum.

Fakat, bir bilim insanın sorumluğu en başta doğruları söylemek olduğu bilinci ile bu konulara açıklık getirme ihtiyacı hissettim.

Bilimle ve sağlıkla kalın…