Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2026’da geçerli olacak yeni asgari ücreti belirlemek için aralık ayında toplanmaya hazırlanırken, işçi tarafının tavrı netleşti. Komisyonun işçi temsilcisi olan Türk-İş, mevcut yapının “antidemokratik” olduğunu belirterek toplantılara katılmama kararı aldı.
Türk-İş, komisyonun 15 kişiden 11 kişiye düşürülmesini ve “5 işçi temsilcisine karşı 5 işveren-hükümet temsilcisi” formülünü önerdi. Ayrıca komisyon başkanlığını tarafsız bir kişinin yürütmesini istedi. Bu öneri hayata geçirilmeden komisyona katılmayacaklarını açıklayan Türk-İş, “eşit temsil” vurgusuyla yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
“Adil Bir Yapı Olmadan Masada Olmayacağız”
Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, Başkanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, “Yönetmelik değişmezse biz aynı noktadayız, komisyona katılmıyoruz. Ancak asgari ücretlilerin sorunlarını dile getirmeye devam edeceğiz” dedi.
Atalay, mevcut komisyon yapısında işçi lehine karar çıkmasının neredeyse imkânsız olduğunu belirterek, “O masada işçinin dediğinin olacağı bir tablo olursa adil bir tablo olur. Beş işveren, beş işçi ve bir tarafsız başkanla alınacak karar, gerçek anlamda hakkaniyetli olur” ifadelerini kullandı.
Türk-İş’in talebi, yalnızca asgari ücret komisyonu için değil, yüksek hakem kurulu gibi diğer karar organları için de “temsil adaleti” sağlanması yönünde.
“Asgari Ücret Artık Taban Değil, Ülkenin Ücreti Oldu”
Türk-İş Başkanlar Kurulu toplantısında yayımlanan bildiride, gelir dağılımındaki adaletsizliğe dikkat çekildi. “Zengin daha zenginleşirken, geniş halk kesimleri yoksullaşmaktadır” denilen açıklamada, asgari ücretin “taban ücret” olmaktan çıkıp “ülkenin genel ücret standardı” haline geldiği vurgulandı.
Yaklaşık 8 milyon çalışanın asgari ücretle geçinmek zorunda kaldığına dikkat çeken Türk-İş, gelir artışının toplumun geneline adil biçimde yansımadığını belirtti. “Asgari ücret, açlık sınırının dahi altında kalmamalıdır” ifadeleri öne çıktı.
TES Tepkisi: “İsteğe Bağlı Olmalı”
Toplantının gündeminde tamamlayıcı emeklilik sistemi (TES) de vardı. Türk-İş, hükümetin çalışanlardan yüzde 3 ek kesinti planına tepki gösterdi. Atalay, “Zaten yüzde 14 prim ödüyoruz, bir de yüzde 3 daha diyorlar. Bunu kimse bize mecbur etmesin. İsteyen katılsın, isteyen katılmasın” diyerek sistemin zorunlu değil, isteğe bağlı olması gerektiğini vurguladı.
“Vergiyi maaşımızdan kesiyorsun, 12 ay çalışıyoruz, 2 ayı vergiye gidiyor. BES vardı, şimdi bir de TES çıktı. Bu kabul edilebilir bir düzenleme değil” diyen Atalay, çalışanların üzerindeki yükün giderek arttığını söyledi.
Banka Promosyonu ve EYT Çağrısı
Türk-İş toplantısında özel sektörde de banka promosyonu uygulamasının yaygınlaştırılması gerektiği gündeme getirildi. “Kamu çalışanları alıyor ama özel sektörün büyük kısmı bundan yararlanamıyor” denildi.
Ayrıca EYT düzenlemesi sonrasında ortaya çıkan adaletsizliğe dikkat çekildi. Bildiride, “8 Eylül 1999 öncesi sigortalı olanlara yaş şartı aranmaksızın emeklilik hakkı tanınırken, bir gün sonra başlayan çalışanlar hâlâ 58-60 yaş koşuluna tabi. Bu ciddi bir mağduriyet yaratıyor. Yasal düzenleme bir an önce yapılmalı” çağrısı yer aldı.
“İşçinin Masada Sesi Duyulmazsa, Adalet Sağlanamaz”
Türk-İş, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda bugüne kadar belirlenen 29 ücretin 21’inin hükümet ve işveren oylarıyla kabul edildiğini hatırlatarak, “İşçi temsilcilerinin görüşü dikkate alınmadan alınan kararlar, işçinin hakkını yansıtmıyor” açıklamasını yaptı.
Ergün Atalay, “Adil bir yapı kurulmadıkça biz o masada olmayacağız” diyerek hem hükümete hem işverenlere açık bir mesaj verdi. Aralık ayında başlayacak görüşmelere kadar gözler, hükümetin yönetmelikte bir değişikliğe gidip gitmeyeceğinde.