TSO’DA ANLATILAN DÜMBÜLLÜ’NÜN HIYAR HİKÂYESİ MESELESİ

Abone Ol
Bol polemikli bir haftanın ardından tekrar merhabalar. Sanırım geçen hafta Çorum’un gündemi, tartışmasız en önemli STK’larımızdan birisi olan, TSO oldu. Basındaki haberleri hepimiz yakından takip ettik. Çorum’un paydaşları olarak hep beraber süreci, ne yazık ki, üzüntüyle izledik. Bundan sonraki süreç zarfında nasıl gelişmeler olur bunu şu an için tahmin edemeyiz. Ama her ne olursa olsun, vatandaşın, TSO’yu sinerjisi bozulmamış, ortak akıl çerçevesinde hareket eden bir yapıda görmeyi arzuladığını söylemeyi bir yazar olarak görev bilirim.
 
Çorum TSO’nun dün bugün değil, 1910 yılından günümüze faaliyetlerine devam etmekte olan bir kurum olduğunu belirtmeye gerek olmadığını düşünüyorum. Kişiler gelip geçici olsa da kurumlar kalıcı olmaya devam edecektir. Her neyse benim amacım yaşanan tartışmalara katılmak falan değil. 19 Mart 2013 sabahı büyük sanayicilerimizden bir dostum sabah 08.22 de bana “hemen yerel gazetelerde TSO ile ilgili haberlerde Selim KEFÇELİ’nin açıklamarına bak, ilgini çekecek” diye bir mesaj attı. Mesajı okur okumaz TSO ile ilgili haberleri aramaya ve okumaya başladım. Sanayici dostumun dediği gibi Sayın Selim KEFÇELİ’nin açıklamaları direk bizi ilgilendiriyordu. Haberde, KEFÇELİ’nin Dümbüllü’nün hıyar hikâyesini anlattığı ve adımızı vermeden bizden bahsettiği yazıyordu. Önce, bu hıyar hikâyesi ne diye merak edip internete baktım.
 
Güneri CIVAOĞLU köşesinde bu hikayeyi şöyle anlatmış; 
 
“İsmail Dümbüllü Türkiye’nin en keskin zekâlı komedyeniydi. Onun Kel Hasan’dan devraldığı “kavuğu” komedi sanatı cemaatinin “şeyhlik mertebesini” gösterir.
Dümbüllü, önceden yazılmış metinleri harika oynamanın ötesinde, olayın anında nükteyi “spontane” patlatırdı.
Öğrencilerin siyasetçilere yumurta atmalarını konuşuyorduk.
Komedinin sultanı Müjdat Gezen, Dümbüllü’den bir örnek verdi.
Dümbüllü oyununu sürdürürken, seyircilerden biri sahneye “hıyar” atmış.
Dümbüllü gayet sakin yerden hıyarı almış.
Dikkatle bakmış.
“Seyircilerden biri kartvizitini atmış” demiş.
Ve müthiş bir kahkaha patlaması... Ardından alkış sağanağı... Dümbüllü’nün zekâ şimşekleri ne yazık ki politikacılarda yok.” (09.12.2010 Milliyet)
 
Hikaye böyle. Neyse ben devam edeyim. Dümbüllünün hikayesinin ardından Sayın KEFÇELİ, “uzun zamandır Çorum’da uçuş saatlerinin olumsuzluğu üzerine sözler söylendi. Bir üniversite öğrencisi çıktı ve meselenin çözümü için Ali Sabancı ile görüştü” demiş. Acaba birileri bizleri anlamaya mı başladı diye umutlarım yeşerir gibi oldu. Sayın KEFÇELİ, bir bilse o süreç zarfında neler yaşandı. Arkamızdan neler yapılmaya çalışıldı, neler söylendi. İlerleyen zamanda bunları anlatacağım. Bunu geçmiş yazılarımda da ifade etmiştim ama o gün henüz gelmedi.
 
Sayın KEFÇELİ sizi tanımıyorum ama “bir üniversite öğrencisi” diye bahsettiğiniz kişi olarak en yakın zamanda tanışmayı arzu ediyorum. Belki yaş sınırlarını zorluyor olabilirim ama daha önce bir Lisans programını bitirmiş halen, bir değil iki üniversitenin öğrencisi olarak eğitimime devam eden biri olduğumu da ayrıca belirtmek istiyorum. Bu anlamda böyle öğrenci mi olurmuş diyenleri yalancı çıkardığım için üzgünüm.
Haftaya görüşünceye dek hepinize saygılar.