Güncel

Topraksız dikey tarım sistemiyle 42 metrekarede 750 bitki yetiştirildi

Toprak yok, ama verim rekor seviyede. Küçücük bir alanda yüzlerce bitki yetiştiren bu sistem, tarımın geleceğini yeniden şekillendiriyor. Peki, Türkiye’de geliştirilen bu model nasıl oluyor da hem enerji hem su tasarrufu sağlıyor?

Abone Ol

İklim krizinin etkileri her geçen yıl daha görünür hale gelirken, tarımsal üretim modellerinde de köklü bir dönüşüm yaşanıyor. Su kıtlığı, kuraklık ve ani hava değişimleri karşısında sürdürülebilir üretim arayışları artarken, topraksız dikey tarım yöntemi hem enerji hem de su tasarrufu sağlamasıyla yeni bir umut olarak öne çıkıyor.

Bu yenilikçi sistem sayesinde, tarım artık geniş arazilere ya da verimli topraklara ihtiyaç duymadan yapılabiliyor. Minimum enerjiyle maksimum verim elde edilmesi, yöntemi hem çiftçiler hem de araştırmacılar için cazip hale getiriyor.

42 metrekarede 750 bitki yetiştirildi

TENMAK Nükleer Enerji Araştırma Enstitüsü (NÜKEN) Tarım ve Gıda Araştırmaları Grubu tarafından yürütülen çalışmalar, yöntemin verim gücünü açıkça ortaya koydu.
Ziraat Yüksek Mühendisi Aydın Ozan Çetintaş, kurumun İklimlendirme Ünitesinde 42 metrekarelik bir alanda 750 bitkinin başarıyla yetiştirildiğini açıkladı.

Çetintaş, sistemin 50–60 santimetrelik açıklarla kurulduğunu ancak üretim yoğunluğuna göre daha sık aralıklarla da ayarlanabildiğini söyledi. “Bu haliyle 1500 bitkiye kadar çıkabiliyoruz. Topraksız tarımda su ve gübre doğrudan köklere ulaşıyor; minimum kaynakla maksimum büyüme sağlıyoruz” ifadelerini kullandı.

Klasik tarıma göre iki kat verim

Dikey sistemde üretim yapılan alanlar, geleneksel tarıma kıyasla çok daha fazla bitki barındırabiliyor. Çetintaş, 40 metrekarelik bir alanda klasik yöntemle 350–500 bitki yetiştirilebilirken, kendi sistemleriyle aynı alanda 750 bitkiye ulaştıklarını söyledi.
“Daha sık dikim senaryosunda bu sayı 5 bine kadar çıkabiliyor. Bu da klasik tarıma göre yaklaşık 10 kat daha verimli bir model anlamına geliyor.”

Sistemin en dikkat çeken yönü ise su ve enerji tasarrufu. Köklerin açıkta bulunduğu bu düzende, su ve gübre yalnızca ihtiyaç duyulan miktarda kullanılıyor. Böylece hem üretim maliyeti hem de çevresel etki ciddi oranda azalıyor.

Patent başvurusu yapıldı

TENMAK NÜKEN ekibi, geliştirdikleri sistem için patent başvurusu da yaptı.
Çetintaş, “Amacımız bu sistemi Türkiye’deki PVC ve damla sulama borularıyla tam uyumlu hale getirerek yerli üretime kazandırmak” dedi.

Yurt dışından gelen sistemlerin yüksek maliyetli olduğunu hatırlatan Çetintaş, “Bizim sistemimiz daha az maliyetli, çiftçi dostu ve ulaşılabilir. Bitki başı maliyet 200–250 liraya kadar düşüyor. 1–1,5 yıl içinde yatırımını amorti ediyor. Ayrıca 12 ay boyunca kesintisiz üretim yapılabiliyor” açıklamasında bulundu.

15 farklı tür üzerinde denemeler yapılıyor

Araştırma ekibi şu anda çilek, marul, nane, kuzu kulağı gibi 15 farklı türü sisteme adapte etmeye çalışıyor. Amaç, hem yapraklı hem meyveli bitkilerde optimum verimi yakalamak ve sistemi farklı iklim koşullarına uyumlu hale getirmek.

Çetintaş, “Yerli malzeme kullanarak hem dışa bağımlılığı azaltıyoruz hem de çiftçiye uygun maliyetli teknoloji sunuyoruz” dedi.

Türkiye tarımına yeni bir yön

TENMAK NÜKEN Tarım ve Gıda Araştırmaları Grup Sorumlusu Dr. Kadriye Yaprak Kantoğlu, kurumun 1980’lerden bu yana tarım ve gıda alanında nükleer tekniklerle çalıştığını belirtti.
“Bitki ıslahı, gıda güvenliği, bitki koruma ve besleme konularında Tarım Bakanlığı, üniversiteler ve özel sektörle ortak projeler yürütüyoruz. Amacımız Türkiye tarımına sürdürülebilir katkı sağlamak” dedi.

Kantoğlu, laboratuvarlarının uluslararası düzeyde iş birliği merkezi haline geldiğini de vurguladı: “Bölgedeki diğer ülkelere hem eğitim hem de araştırma desteği sağlıyoruz. Bu, Türkiye’nin bilimsel yetkinliğini gösteren çok değerli bir gelişme.”

Topraksız dikey tarım, sadece geleceğin değil, bugünün de üretim modeli olma yolunda hızla ilerliyor. Her damla suyun ve her metrekarenin önem kazandığı bir dönemde, bu sistem Türkiye’nin tarımsal dönüşümünde yeni bir sayfa açıyor.