Çorum Yayla Haber Gazetesi

Çorum Yayla Haber

Çorum Haber Gazetesi

Corum Haber Gazetesi

Yayla Haber

YaylaHaber

Çorum

ÇorumHaber

Çorum Haber

Çorum Haberleri

Corum

Corum Haber

CorumHaber

Corum

Çorum Belediyesi

Çorum Valiliği

Çorumspor

Çorum Gazetesi

Çorum Gazeteleri

Çorum Gazete

Ahmet Ahlatcı

Çorum Habercim

Çorum Hakimiyet

Çorum Habercim19

Habercim19

Çorum Time

ÇorumTime

Corum Time

Çorum Koronavirüs

Çorum Koronavirüs Tablosu

Çorum Koronavirüs Haritası

Çorum Koronavirüs Günlük Vaka Sayısı

Çorum Son Dakika Haberleri

Çorum Son Dakika

Çorum Ensonhaber

Çorum Adliyesi

Çorum Yayla Haber Gazetesi

Çorum Haber Gazetesi

Çorum Haberleri oku

Sungurlu Haberleri

Alaca Haberleri

Osmancık Haberleri

Sungurlu Belediyesi

İskilip Haberleri

Kargı Haberleri

Oğuzlar Haberleri

Laçin Haberleri

Boğazkale Haberleri

Alacahöyük

Hititler

Hitit Başkenti

Hattuşa

Habercim19

habercim19.com

corumhaber.net

corumhakimiyet.net

çorum time

corum time

çorum valilik

Çorum Belediye

Çorum Belediyespor

Yeni Çorumspor

Çorum Yerel

ÇorumYerel Ekonomi

Çorum Ahmet Ahlatcı

Ahmet Ahlatcı

Çorum Ak Parti

Çorum CHP

Çorum İyi Parti

Çorum MHP

Çorum Gelecek Partisi

Çorum DEVA

Çorum Saadet Partisi

Ahmet Sami Ceylan

Cahit Bağcı

Agah Kafkas

Salim Uslu

Tufan Köse

Oğuzhan Kaya

Kenan Nohut

Hacı Odabaş

Yusuf Ahlatcı

Mustafa Tahtasız

Çorum’da

Çorum’un

Çorum’dan

Çorum’a

Çorumluyuz

Çorumlu Amir

Çorumlu

Çorumda

Çorumdan

Çorum Yayla Haber Gazetesi

Yayla Haber

Çorum Yayla Haber

Çorum Haber

Çorum Haber Gazetesi

Çorum Yerel

Çorum Yerel Gazete

Çorum
Corum
Çorumhaber
Corumhaber
çorum gazetesi
çorum gazeteleri
çorum haberleri oku
çorum günlük gazete
çorum günlük haberler
çorum son dakika

31.07.2020, 12:31 15

SUDAN’DAN MEKKE’YE

“Lebbeyk Allâhümme lebbeyk,

Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk,

İnnel hamde venni’mete leke vel mülk, lâ şerîke lek.”

İşte sana geldim emrindeyim Allahım!

Davetine icabet için buradayım.

Huzurundayım Allahım.

Senin eşin ve ortağın yoktur.

Mülk sadece sana aittir.

Bütün hamdler ve senalar sanadır.

Kabe, bir mıknatıs gibi çeker insanı. Mıknatıs demire “gel” dedikten sonra, demir yerinde durabilir mi? Coşkun ve delicesine akan bir nehrin içindeki dalgalar misali; aşkla, vecdle, huzur ve iştiyakla “Allah’ın Evi”ne akar hacılar.

Karaya vardıklarında sanki ruhlarının sarnıcından şükür damlamaya başlar. Bütün kaygılarını, korkularını, acılarını ve yalnızlıklarını gürül gürül akan bu nehrin coşkun sularına salmışlar ve umut atına binmiştir her bir hacı adayı.

Tam Kabe’nin önüne geldiklerinde, ruhlar şahlanmıştır artık. Bu kutsal mabed, her bir taşında tövbelerin, gözyaşlarının, nedametin, tüm zerrelerle Rabbe yakarmanın, acziyetin dillendirilmesinin izlerini bulundurur.

Öyle ulvi bir yere çıkmışlardır ki, dünyada bundan daha yüksek bir yer yoktur onlar için. Sanki, dünyadan uzaklaşmış ilahi bir boyutta, bambaşka bir alemde sefere başlamışlardır.

Attıkları her adım ve dudaklarından çıkan her “lebbeyk” sözcüğü ile birlikte önlerine yeni kapılar açılıyor, bu kapılardan girdikçe de geçmişlerinin karanlık perdeleri aralanıyor; pişmanlığın zirvesine tırmanırken gönül ipine tutunuyor, gözlerinden yanaklarına doğru akan iki gür çeşmenin altında, ruhlarına abdest aldırıyorlar şimdi.

Tüm bedenlerde tek zihin, tek bilinç, tek ruh, tek yürek aynı sedalarla ruhlara ağırlık yapan herşey çatırdıyor adeta. İlahi huzurun o eşsiz buğusunda; aydınlıkların en coşkulu olanıyla buluşarak içlerindeki dinmeyen hasret ateşini, acılarını ve çatlayan ruhlarını Rahman’ın rahmetiyle yıkayıp yaralarını sarıyorlar!

Dillerde dua, gönüllerde hüzün, gözlerde sağanak…

Şimdi ise “hacer-ül esved”in önündeler. Peygamberlerinin ellerinin değdiği bu mübarek taşa uzanmak için can atıyorlar hepsi. Sanki, ona dokunsalar O’nun (sav) ellerine dokunacak, onunla kucaklaşacak, onun muhteşem kokusunu tüm zerrelerine çekecekler.

Bir işaret olarak algıladıkları bu taş, nasiplilerin zihninde Rabb’leriyle olan akdin bir göstergesi olarak beliriyor. Bu taşa dokunan ya da selam veren herkes, Rabbi ile sözleşmesini yeniliyor, biatlerini bir kez daha tazeliyor sanki.

Öyle ya, dünyanın tüm güçleri; hayatın tüm dert ve sıkıntıları Rabb’leriyle yaptıkları bu ittifak karşısında yok olup gitmeye mahkum değil mi?

Allah, sevdiği kullarının gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olmuyor mu?

Bundan daha büyük izzet, bundan daha büyük şeref, bundan daha büyük mutluluk var mı?

Bu kutsal mabedin etrafında Peygamberlerinin sünneti gereğince onun vasiyet ettiği gibi tadil-i erkan içinde tam yedi kez dönüp tavaflarını tamamlıyorlar. Kitab-ül Mübin’in “apaçık işaretlerle dolu” dediği Makam-ı İbrahim’e geldiklerinde kavminin en meşhur put yontucusunun oğlu iken, putları yerle bir eden dedeleri Hz. İbrahim(as)’i anıyor her bir yürek; kimi titreyerek, kimi haşyetle sarsılarak, kimi semaya yükselen dualarla mırıldanarak.

Artık alınlar, secdede. Hz İbrahim’in sünneti gereği kılacakları namaz başladı.

Rükuya eğildiklerinde, kalplerindeki kirlerin oluk oluk önlerine boşaldığını hissediyorlar. Secdeye vardıklarında ise bütün katranlarından azad olmuş gibiler sanki.

Kapandıkları secdede başlar adeta yere yapışmış; bu uzun secde, sanki kalplerin arınma makamı olmuş.

Gözler yeniden hüzün buğusuyla sürmeli şimdi, yürekler kederli, diller duada…

Namaz sonrası başlayan yürüyüşte akıllarda sadece Hz İbrahim’in hanımı Hacer anneleri var. O’nun, bu iki tepe arasında susuzluktan kavrulan oğlu İsmail’e bir yudum su bulabilmek için koşturması, hafızalarda canlanıyor yeniden.

Hz. İbrahim’e “beni ve oğlunu Rabbine emanet ettin; aklın geride kalmasın, vekil olarak Allah yeter” diyecek kadar bir tevekkül abidesi olan Hacer Anne’nin, oğlu İsmail’in susuzluktan çatlayan dudaklarına, herkesin her gün kana kana içtiği bir damla suyu bulmak için çırpınışı, en canlı haliyle önlerinde.

Kanlar içinde kalan elleri ve ayaklarıyla uzun bir uğraş sonucu nihayet yavrusuna su bulabilmiş; İsmail’i hayat bahşeden “zemzem” den kana kana içmişti ya Allah Azze ve Celle; muradı işte böyle kulunun gayreti arkasına saklamış; azmeden ve inanan kulunu “Kerim” sıfatı ile, işte böyle nimetlendirmişti.

Kulaklarda inceden inceye bir ayet;

“İnsan için sadece çabasının karşılığı vardır”

Ezelden ebede bu teslimiyet ile Rabbe ram olmak hepsinin duası şimdi.

Diller ortak, gönüller ortak, makamlar ortak, acziyet ortak, mahfiyet ortak, bilişler ortak…

Bu bilişle yaptığı ibadetin öncesinde; layık olamayışının hüznüyle, sonrasında ise hakkını veremeyişin ezikliğiyle istiğfar ediyor; ibadetine karşılık bir mükafat beklemek edepsizliğine düşmek bir yana, ibadet edebilenlerden olmanın mükafatların en büyüğü olduğunu bilerek istiğfarına şükrünü katık eyliyor ortakça her bir gönül.

Allah’a doğru yapılan bu seferde, Kabe gibi arınmış tertemiz kalpler, Hacer Anne’nin teslimiyetiyle bağdaşınca kul menzile ulaşıyor; hakikatin kemaline eriyor; Allah’tan razı oluyor; Allah ise kuldan razı oluyor; nefis ise mutmainliği böylece yakalıyor.

***

Yazmış olduğum Kerb-ü-bela adlı roman çalışmamdan kısa bir anekdot idi yukardaki satırlar. Şu an Kabe-i Muazzama’da “lebbeyk” diye haykıran hacı adaylarının durumunu tasvir amaçlı kullandığım.

Bir çoğumuzun geleneksel algısı içinde bu anekdottaki gibi algıladığı hacc ibadetinin özüyle ilgili eminim şu ana kadar yüzlerce makale yazılmıştır. Ama özellikle son dönemlerde tüm kavramların anlamını boşaltıp, kabın dışına aldığımız gibi bu ritüel de yazık ki salt ‘bireysel’ olarak okunmakta artık.

Çünkü asıl haccın topluma karışmak olduğunu; Allah indinde hiçbir makam, mevki, saltanat, dünyaya ait en ufak bir ünvanın –aynen ihramdaki ve mezara sokulurken giydirilen kefen gibi- hiçbir anlamı olmadığını idrak etmekten uzaklaştık epeyce.

Nasıl? Günümüzdeki hacc anlayışında her (kamerî) yıl sonunda Mekke’deki Kabe (Beyt) etrafında toplanılır. İhrama girilir. Beyt tavaf edilir; etrafında yedi kez dönülür. Arafat’da vakfe’ye durulur.

Neden? Çünkü, Kâbenin bulunduğu yer, insan soyunun ilk ortaya çıktığı veya göründüğü yerdir. Tarihi bilgilerden anladığımız kadarıyla ilk çekirdek aile/aileler Kâbe’de veya civarında görünmeye başlamıştır. İnsanlar oradan çoğalarak yeryüzüne dağılmıştır.

Öyleyse Kabe, hayatta eve (beyt) dayalı yaşamı yüceltmeyi ve yaşatmayı ifade eder. İnsanlığın ve uygarlığın kökenini hatırlatır.

Çünkü Hz Adem (as) ilk evi (beyt) kuran, aileye dayalı yaşamı başlatan, bir arada yaşama hukukunu getiren (şeriat) ve insanoğlunun (yeme içme, şehvet, tutku, ihtiras) konusunda kendini frenlemesi (savm/oruç) bilinci uyandıran ilk insanın/insanların sembolüdür.

İlginçtir “Allahuekber” e benzer tek ifade Kur’an’da “Hacc-ı ekber” olarak geçer Tövbe Süresi üçüncü ayetinde.

Bu durumda diyebiliriz ki Hacc, insanlığın toplaşma, karışma, kaynaşma ve eşitlik ritüeli oluyor. Verdiği mesaj ise “Allahuekber” ifadesinin yere indiğinde nasıl anlaşılması gerektiğinin tatbikatıdır. Yani;

Allah’tan daha büyük değilsin! Ona dön!

Hacc “yöneliş” veya “yürüyüş” demek olduğundan, etrafında dönülen Kabe bir an için yukarıya çekilip alınsa ortada esas amaç kalır. Geriye iki parça beze bürünmüş, karışmış, kaynaşmış, sınıf, tabaka ve kastlardan arınmış, “eşit” hale gelmiş insanlık kalır.

İşte tüm yeryüzünde “yöneliş” buna, “yürüyüş” buna doğrudur. Hac boyunca telbiye dediğimiz “Lebbeyk Allahume lebbeyk… La şerike leke lebbeyk… İnne’l-hamde, ve’n’imete ve leke mülk la şerîke leke lebbeyk” şeklindeki haykırış; mülkün Allah’a ait olduğunun ve şirkin esasında mülk ile ilgili olduğunun apaçık ilanıdır.

Demek ki hacc ritüelinin bize öğrettiği şey; rütbe, tabaka ve kastlardan arınmış; sınıfsız topluma yöneliş ve insanlıkta, yeryüzünde, toplumlarda bunu sağlamak için durmadan çaba, gayret ve yürüyüş halinde olmaktır.

Asıl ibadet budur, diğer davranışlar bu amaca götüren amaçlardır.

Yani haccın diğer bütün hareketleri (Arafat, Müzdelife, Mina, Şeytan taşlama, kurban, bayram) bunun nasıl sağlanacağına yönelik sembolik hareket ve ritüellerdir. Her biri bu amacın bir aşamasını veya safhasını öğretir. Hacılar bunları öğrenmiş ve hacc ritüelinden gerekli talimatları çıkarmış olarak memleketlerine dönerler.

Asıl ibadet ise eve döndükten sonra başlar.

Peki bizim durumumuz nedir şimdi ona bakalım;

Öncelikle yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere Hacc farizası sanıldığı ve yazık ki yapıldığı gibi salt bir “tapınma” ritüeli değildir.

Sadece Zilhicce’nin günlerine sıkıştırılmış bir ibadet değildir.

“Hac, bilinen aylardadır. Kim o aylarda haccı kendisine gerekli kılarsa hacda kadına yaklaşmak, kötülüğe sapmak, kavga ve çekişmeye girmek yoktur. İyilik olarak yaptığınızı Allah bilir. Azık edinin. Hiç kuşkusuz azığın en güzeli takvadır. Ey akıl ve gönül sahipleri, bana karşı gelmekten korunun!” (Bakara 197)

Hz Peygamber’in hayatında sadece 1 kez yapabildiği Hacc farizasına takılarak “benim peygamberim böyle yaptı” diyerek Kitab-ül mübinin hükümlerini bir tarafa atıp milyonlarca insanı bir araya getirerek faciaya davetiye çıkarmak akıl tutulmasıdır. Kur’an-ı Kerim’de haram aylar olarak tabir edilen 4 ay Hacc mevsimi olarak işaret edilmiştir ki Zilhicce ise bu haram ayların başlangıcıdır.

Orada bir eşitlenme söz konusudur.

Yani; dünyaya ait herşeyin iade edildiği, bütün emanetlerin asıl sahibi olan Allah’a bırakıldığı, makam / mevki / şan / şöhret / para / pul ve bu dünyaya ait olan ne varsa geride bırakıldığı; tıpkı mezardaki gibi yoksulla zenginin, üstteki ile alttakinin, zenci ile beyazın, Kürt ile Türk’ün, Arap ile Faris’in eşitlendiği yerdir.

Eşitlenme makamı olan buradan ayrıldıktan sonra parası olanın bırakın artık beş yıldızlıyı; altı, yedi, hatta sekiz yıldızlı otellerde konaklaması apayrı bir tartışma konusu!

Tıpkı Cuma namazı gibi müslüman dünyanın sorunlarının görüşülmesi ve çözüme kavuşturulması gereken bir makamdır…

Yani; yeryüzündeki müslümanlar bir araya gelecek; Allah’ın evi olarak addedilen (beytullah) Kabe’de toplanacak, kendi dindaşlarının ve insanlık aleminin sorunlarını masaya yatıracak onlara çözüm bulma gayretinde olacak; yetimin, yoksulun, düşkünün, kimsesizin derdine derman olmak için çaba gösterilecek ve bunun 1 yıllık planı yapılacaktır…

Ama bizim tek derdimiz var; “kendimizi kurtarmak!”Oraya gidiyor, Kabe’nin etrafını tavaf ediyor, Safa ile Merve arasında gidip geliyor, kurbanımızı kesiyor ve içi boşaltılmış ve sadece kuru bir ritüel haline sokulup ruhu alınmış sadece cesedi kalmış bu kavramlar ile Hacc farizasını ifa ettiğimizi sanıyoruz!

İslâm dininin kutsal mekanlarının tanınmaz hale gelmesini hiç saymıyorum bile. Geçen yıl kesilen kurban sayısını 1 milyon olarak gösteriyor araştırmalar. Açlıktan ölen Sudan ile Mekke arası sadece 400 km ama!

Yorumlar (0)
28°
az bulutlu
Namaz Vakti 04 Ağustos 2020
İmsak 03:52
Güneş 05:33
Öğle 12:51
İkindi 16:44
Akşam 19:59
Yatsı 21:34
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 34 69
2. Trabzonspor 34 65
3. Beşiktaş 34 62
4. Sivasspor 34 60
5. Alanyaspor 34 57
6. Galatasaray 34 56
7. Fenerbahçe 34 53
8. Gaziantep FK 34 46
9. Antalyaspor 34 45
10. Kasımpaşa 34 43
11. Göztepe 34 42
12. Gençlerbirliği 34 36
13. Konyaspor 34 36
14. Denizlispor 34 35
15. Çaykur Rizespor 34 35
16. Malatyaspor 34 32
17. Kayserispor 34 32
18. Ankaragücü 34 32
Takımlar O P
1. Hatayspor 34 66
2. Erzurum BB 34 62
3. Adana Demirspor 34 61
4. Akhisar Bld.Spor 34 57
5. Fatih Karagümrük 34 56
6. Bursaspor 34 56
7. Altay 34 54
8. Keçiörengücü 34 50
9. Menemen Belediyespor 34 44
10. Giresunspor 34 44
11. Ümraniye 34 44
12. İstanbulspor 34 40
13. Balıkesirspor 34 38
14. Altınordu 34 37
15. Boluspor 34 33
16. Osmanlıspor 34 30
17. Adanaspor 34 21
18. Eskişehirspor 34 12
Takımlar O P
1. Liverpool 38 99
2. Man City 38 81
3. M. United 38 66
4. Chelsea 38 66
5. Leicester City 38 62
6. Tottenham 38 59
7. Wolverhampton 38 59
8. Arsenal 38 56
9. Sheffield United 38 54
10. Burnley 38 54
11. Southampton 38 52
12. Everton 38 49
13. Newcastle 38 44
14. Crystal Palace 38 43
15. Brighton 38 41
16. West Ham 38 39
17. Aston Villa 38 35
18. Bournemouth 38 34
19. Watford 38 34
20. Norwich City 38 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 87
2. Barcelona 38 82
3. Atletico Madrid 38 70
4. Sevilla 38 70
5. Villarreal 38 60
6. Real Sociedad 38 56
7. Granada 38 56
8. Getafe 38 54
9. Valencia 38 53
10. Osasuna 38 52
11. Athletic Bilbao 38 51
12. Levante 38 49
13. Real Valladolid 38 42
14. Eibar 38 42
15. Real Betis 38 41
16. Deportivo Alaves 38 39
17. Celta de Vigo 38 37
18. Leganés 38 36
19. Mallorca 38 33
20. Espanyol 38 25
Arşiv

Gelişmelerden Haberdar Olun

@
Bumerang - Yazarkafe